(4857 S. K. m. 41, 63) (1475 S. K. m. 61) (YHGK. 05.04.2006 T. 2006/9-107 E. 2006/144 K.)
Dava: Taraflar arasındaki, kıdem, ihbar, izin, fazla çalışma ücreti, ücret ve yol parası alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi ve davalı avukatınca da duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 27.5.2008 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat Erol Özcan geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi Ş.Çil tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi. gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçi fazla çalışma ücreti isteğinde bulunmuş, mahkemece davacının bir hafta süreyle her gün 24 saat çalıştıktan sonra bir hafta süreyle dinlendiği, çalışılan günlerde uyku ve diğer ihtiyaçlar için harcanan zaman düşüldüğünde günde 14 saat çalışılmış sayılacağı, buna göre aylık çalışma süresinin 210 saat olmasıyla normal sürenin indirilmesi sonucu ayda 30 ve haftada 7.5 saat fazla çalışma yapıldığı kabul edilerek isteğin kabulüne dair karar verilmiştir.
Fazla çalışma ücreti hesabıyla ilgili olarak hükmü her iki taraf da temyiz etmiştir.
Davacının hesaplamaya konu olan çalışmalarının bir kısmı 1475 sayılı yasa döneminde, bir kısmı ise 4857 sayılı İş Kanununun uygulandığı dönemde gerçekleşmiştir. Günde 24 saat çalışılan işyerlerinde, işverene hasredilen çalışma süresinin 14 saat olduğu Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.04.2006 tarih ve E:2006/9-107, K:2006/144 sayılı kararında kabul edilmiştir. Bu yönüyle mahkeme kararı isabetlidir.
1475 sayılı İş Kanunun 61. maddesine göre genel bakımından iş süresi haftada en çok 45 saattir. Bu süre üst sınırdır. 45 saatin üstünde yapılan çalışmalar fazla çalışma sayılır. Bu durumda 1475 sayılı yasanın uygulandığı dönemde davacı işçinin çalıştığı hafta için günde 14 saat çalışma üzerinden hesaplama yapıldığında 45 saati aşan sürenin fazla çalışma olarak ödenmesi gerekir. Belirtmek gerekir ki anılan yasada denkleştirmeye yer verilmemiştir. Mahkemece 1475 sayılı yasa dönemi için de denkleştirme anlamına gelebilecek bir yöntemle ortalama şekilde hesaplama yapılması hatalı olmuştur.
4857 sayılı İş Kanunun 63. maddesince ilke olarak çalışma süresi haftada en çok 45 saat olarak belirtilmiş, devamında tarafların anlaşması ile haftalık normal çalışma süresi işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine, günde onbir saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabileceği ifade edilmiştir.
Aynı Kanunun 41. maddesine göre fazla çalışma, Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde haftalık 45 saati aşan çalışmalardır. 63. madde hükmüne göre denkleştirme esasının uygulandığı hallerde, işçinin haftalık çalışma süresi, normal haftalık iş süresini aşmamak koşulu ile bazı haftalarda toplam 45 saati aşsa dahi bu çalışmalar fazla çalışma sayılmaz.
Somut olayda taraflar arasında bir hafta süreyle her gün 24 saat çalışma ve ardından 24 saat dinlenme şeklinde çalışma sistemi benimsenmiştir. Davacı işçiye çalışılan günler yerine aylık maktu ücret ödenmiştir. Bu şekilde taraflar arasında denkleştirme yönünde karşılıklı bir iradenin bulunduğu kabul edilmelidir. Bununla birlikte, 4857 sayılı İş Kanununun uygulandığı dönemde yasanın 63. maddesine göre günlük çalışma süresinin 11 saati aşması halinde fazla çalışmanın varlığından söz edilmelidir.
Açıklanan nedenlerle, davacının günlük çalışma süresinin 11 saatin üzeri fazla çalışma olarak değerlendirilmeli ve 4857 sayılı İş Kanununun uygulandığı 10.6.2003 tarihinden itibaren günde 3 saat fazla çalışmasının bulunduğu kabul edilerek ücreti hesaplanmalıdır.
Mahkemece bu yönde hesaplamaya gidilmemiş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, Davalı yararına takdir edilen 550 YTL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.05.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy