(4857 S. K. m. 18, 25)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Teftiş raporunda belirtilen ve usulsüz olduğu belirtilen, keza davacıya diyecekleri ve yapacakları sorulan, davacının da cevap verdiği bankacılık işlemlerinin tek tek irdelenerek, bankacılık mevzuatı ve bankanın kendi uygulamaları açısından incelenmesi ve açıklığa kavuşması gerekmektedir. Bu nedenle aralarında biri hukukçu ikisi bankacı olmak üzere bir bilirkişi heyetine dosya tevdi edilerek, feshe konu edilen, teftiş raporunda belirtilen ve davacının şube müdürü olarak görev tanımı ve denetimi kapsamında bulunan işlemleri bankacılık mevzuatı ve banka uygulamaları kapsamında değerlendirilerek, davacının usulsüz işlemleri olup olmadığı, bankanın güvenini kötüye kullanıp kullanmadığı, doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışları olup olmadığı, kısaca feshin haklı veya geçerli nedene dayanıp dayanmadığı açıklığa kavuşturulmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.
Rar: En son davalı bankanın Gölbaşı şubesi işyerinde şube müdürü olarak görev yapan davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davacının teftiş raporu ile, şube müşterisi bir firmanın teminatına borçlusu olduğu 35.000,00 YTL'lik senet verdiğinin, kredili müşterilerle alacak-borç ilişkisine girerek, anılan firma için şahsi hesabında 400 YTL faiz ödemesi yaptığının, aynı firma için muhtelif ödemeleri için başka bir firmadan para transferi sağladığının, daha önce şirket müşteri ilişkiler yöneticisi olduğu şubede portföyünde bulunan 4 firmayı Gölbaşı şubesine taşıyarak firmalara arasında dolaylı finansman ilişkisine sebebiyet verdiğinin, devraldığı firmaların birbirlerine hatır çeki vermesine müsaade ederek, bir firmanın riskinin teminatsız kalmasına neden olduğunun, usulsüz krediler sağladığının saptanması üzerine, iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II.e maddesi uyarınca haklı nedenlerle feshedildiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece bankacı bilirkişiden alınan rapora itibar edilerek, davacının şube işlerini tek başına yapmadığı, diğer personel ile birlikte yaptığı, diğer personelin de müterafik kusurları bulunduğu, davacının iş sözleşmesinin ilk etapta feshinin çok ağır bir ceza olduğu, davacıya daha alt bir disiplin cezasının uyarı veya yer değiştirme gibi verilmesinin yerinde olacağı, davacıya hatasını telafi etme, ders alma gibi bir şans tanınmadan iş sözleşmesinin feshinin ağır bir ceza olduğu, feshin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığını şart koşar. İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan bu nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
İşçinin davranışlarına dayanan fesih, her şeyden önce, iş sözleşmesinin işçi tarafından ihlal edilmesini şart koşmaktadır. Bu itibarla, önce işçiye somut olarak hangi sözleşmesel yükümlülüğün yüklendiği belirlendiği, daha sonra işçinin, hangi davranışı ile somut sözleşme yükümlülüğünü ihlal ettiğinin eksiksiz olarak tespit edilmesi gerekir. Şüphesiz, işçinin iş sözleşmesinin ihlali işverene derhal feshetme hakkını verecek ağırlıkta olmadığı da bu bağlamda incelenmelidir. Daha sonra ise, işçinin isteseydi yükümlülüğünü somut olarak ihlal etmekten kaçınabilip kaçınamayacağının belirlenmesi gerekir. İşçinin somut olarak tespit edilmiş sözleşme ihlali nedeniyle işverenin işletmesel menfaatlerinin zarar görmüş olması şarttır.
İşçinin yükümlülüklerinin kapsamı bireysel ve toplu iş sözleşmesi ile yasal düzenlemelerde belirlenmiştir. İşçinin kusurlu olarak (kasden veya ihmalle) sebebiyet verdiği sözleşme ihlalleri, sözleşmenin feshi açısından önem kazanır. Geçerli fesih sebebinden bahsedilebilmesi için, işçinin sözleşmesel yükümlülüklerini mutlaka kasıtlı ihlal etmesi şart değildir. Göstermesi gereken özen yükümlülüğünün ihlal edilerek ihmali davranış ile ihlali yeterlidir. Buna karşılık, işçinin kusuruna dayanmayan davranışları, kural olarak işverene işçinin davranışlarına dayanarak sözleşmeyi feshetme hakkı vermez. Kusurun derecesi, iş sözleşmesinin feshinden sonra iş ilişkisinin arzedebileceği olumsuzluklara ilişkin yapılan tahmini teşhislerde ve menfaatlerin tartılıp dengelenmesinde rol oynayacaktır.
İşçinin iş sözleşmesini ihlal edip etmediğinin tespitinde, sadece asli edim yükümlülükleri değil; kanundan veya dürüstlük kuralından doğan yan edim yükümlülükleri ile yan yükümlerin de dikkate alınması gerekir. Sadakat yükümü, sözleşmenin taraflarına sözleşme ilişkisinden doğan borçların ifasında, karşı tarafın şahsına, mülkiyetine ve hukuken korunan diğer varlıklarına zarar vermeme, keza sözleşme ilişkisinin kapsamı dışında sözleşme ile güdülen amacı tehlikeye sokacak özellikle karşılıklı duyulan güveni sarsacak her türlü davranıştan kaçınma yükümlülüğünü yüklemektedir.
İşçinin iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini kusurlu olarak ihlal ettiğini işveren ispat etmekle yükümlüdür.
Dosya içeriğine göre, davacının şube müdürü olarak görev yaptığı şubede, 28.04.2005-15.05.2007 dönemini kapsar şekilde bankacılık işlemleri teftişe tabi tutulmuş ve teftiş raporu ile birçok usulsüz işlem bulunduğu belirtilmiştir. Teftiş sonrası müfettiş raporuna göre tespit edilen olumsuzluklar 25.09.2007 tarihinde şubeye gönderilerek, davacıya bu işlemler nedeni ile diyeceklerini ve alınacak önlemleri belirtmesi için süre verilmiştir. Davacı şube müdürü aynı yerde emri altında görev yapan, Müşteri İlişkiler Yetkilisi ile birlikte tespit edilen olumsuzluklar ve yaptıkları ile yapacakları işlemler hakkında bilgi vermişlerdir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, teftişe konu edilen ve davacıdan diyecekleri sorulan işlemleri tek tek irdelenmemiş, bankacılık mevzuatı ve bankanın kendi uygulamalarına ne şekilde aykırı olduğu açıklanmamış, genel bir bakışla ele alınmıştır. Aslında tespitlere ve mahkemenin kabulüne göre, "işlemlerin usulsüz olduğu, ancak davacının şube işlerini tek başına yapmadığı, diğer personel ile birlikte yaptığı, diğer personelin de müterafik kusurları bulunduğu, davacının iş sözleşmesinin ilk etapta feshinin çok ağır bir ceza olduğu, davacıya daha alt bir disiplin cezasının uyarı veya yer değiştirme gibi verilmesinin yerinde olacağı" sonucuna varılmıştır. Bu kabule göre, davacının davranışlarının iş sözleşmesinin ihlali niteliğindeki davranışlarının en azından iş yerinde olumsuzluklara yol açması nedeni ile geçerli kabul edilmesi gerekirdi. Ancak yukarda açıklandığı gibi, bilirkişi incelemesi eksik ve yetersizdir.
Olayın uzmanlığı gerektirdiği, teftiş raporunda belirtilen ve usulsüz olduğu belirtilen, keza davacıya diyecekleri ve yapacakları sorulan, davacının da cevap verdiği bankacılık işlemlerinin tek tek irdelenerek, bankacılık mevzuatı ve bankanın kendi uygulamaları açısından incelenmesi ve açıklığa kavuşması gerekmektedir. Bu nedenle aralarında biri hukukçu ikisi bankacı olmak üzere bir bilirkişi heyetine dosya tevdi edilerek, feshe konu edilen, teftiş raporunda belirtilen ve davacının şube müdürü olarak görev tanımı ve denetimi kapsamında bulunan işlemleri bankacılık mevzuatı ve banka uygulamaları kapsamında değerlendirilerek, davacının usulsüz işlemleri olup olmadığı, bankanın güvenini kötüye kullanıp kullanmadığı, doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışları olup olmadığı, kısaca feshin haklı veya geçerli nedene dayanıp dayanmadığı açıklığa kavuşturulmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.11.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy