(3417 S. K. m. 2, 6, 7) (4853 S. K. m. 7, 8) (5393 S. K. m. 5, Geç. m. 5)
Dava: Davacı, ücret alacağı, yasal faiz, ücret farkı alacağı, işletme kredi faizi, 6775 sayılı yasadan doğan ilave tediye alacağı yasal faizi, toplu iş sözleşmesinden doğan akdi ikramiye işletme kredi faizi, tasarrufu teşvik fonu asıl alacağı, tasarrufu teşvik fonu asıl alacağı faizi ve tasarrufu tesfik fonu neması alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi C.Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı işçi davalı belediye hakkında açtığı bu davada, işyerinde çalıştığı dönemde 3417 sayılı yasa uyarınca tasarruf kesintisi ile işveren katkı payı ödemesinin yapılmadığını ileri sürerek, tasarruf teşvik ve nema alacağı isteklerinde bulunmuştur.
Davalı işveren davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı işverence tasarruf teşvik ödemesi yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Tasarruf teşvik kesintisi ve katkı payı ödemeleri, 18.3.1988 tarihinde yürürlüğe giren 3417 sayılı yasa ile öngörülmüş, anılan yasanın 6. maddesine göre anılan ödemelerin ilgili adına açılacak banka hesabına yatırılmaması durumunda, Sosyal Sigortalar Kurumunun tahsil görevinin olduğu açıklanmıştır.
3417 sayılı yasa 24.4.2003 tarih ve 4853 sayılı yasa ile yürürlükten kaldırılmış ve sözü edilen yasanın 7. maddesinde, 3417 sayılı Kanunun mülga 2 nci maddesi kapsamındaki hak sahipleri tarafından bu Kanun kapsamına giren alacaklarla ilgili olarak yargı mercilerine açılmış ve devam eden davalar ile icra takipleri hakkında bu Kanun hükümleri uygulanır şeklinde kurala yer verilmiştir. 4853 sayılı yasanın 8. maddesinde ise, tasarruf teşvik kesintileri ile katkı paylarını süresinde işverence yatırılmaması halinde, Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından primlerin tahsiline ilişkin hükümler çerçevesinde tahsil edileceği açıklamıştır. Bu bakımdan mahkemece 4853 sayılı yasanın, tasarruf teşvik ödemeleri yapılmayan işçileri ilgilendirmediği yönündeki tespiti yerinde değildir.
Dosya içinde bulunan bilgi ve belgelere göre davacı işçinin tasarruf teşvik alacaklarını da içeren davalı kurum borçları bakımından 5393 sayılı Belediyeler Kanununun geçici 5. maddesi kapsamında ilgili birimlerle uzlaşmaya gidildiği ve davalı belediyenin İller Bankası alacaklarından taksitler halinde kesilmek suretiyle borçların tasfiyesi işlemlerinin başlatıldığı anlaşılmaktadır. Tasarruf teşvik kesintisi, işveren katkı payı ve bunların neması işçiye ait bir hak olsa da, yasa gereği işverenden tahsil yükümü Sosyal Sigortalar Kurumuna ait olmakla, anılan kurum tarafından tasarruf teşvik kesintisinin yasalar uyarınca tahsil edilmiş olması halinde işverenin yükümlülüğünün devam ettiğinden söz edilemez. Aksi halde davalı belediyenin aynı borç sebebiyle mükerrer şekilde sorumluluğuna gidilmiş olur. Tasarruf teşvik kesintisi ile katkı payını tahsil eden Sosyal Sigortalar Kurumunun, 4853 sayılı yasanın 7. maddesi gereği ilgilinin T.C. Ziraat Bankası nezdindeki hesaplarına yatırması gerekir. Davalı işveren tasarruf teşvik kesinti ile katkı paylarını da içeren borçlarını 5393 sayılı yasanın 5. maddesi kapsamında alacaklarına mahsuben takas mahsup işlemine tabi tutmuş ve uzlaştırma komisyonu kararı ile takvime bağlanarak ödemeler yapılmaya başlanmış ve büyük ölçüde tamamlanmıştır.
Öte yandan, 4853 sayılı Kanuna 26.12.2006 tarihinde 5568 sayılı eklenen ek madde 1 hükmü doğrultusunda, tasarruf teşvik hesaplarına dair tüm varlık ve yükümlülükler 31.12.2007 tarihi itibarıyla Hazineye devredilmiş durumdadır. Anılan hükümde, Mülga 9/3/1988 tarihli ve 3417 sayılı Kanunla kurulan ve bu kapsamda hak sahiplerine yapılacak ödemelere ilişkin usul ve esasları belirlemek üzere 24/4/2003 tarihli ve 4853 sayılı Kanunla tasfiye edilen Çalışanların Tasarruflarını Teşvik Hesabına ait tüm varlık ve yükümlülükler, 31/12/2007 tarihine kadar Hazineye devrolunur. Devre ilişkin hususları belirlemeye Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan yetkilidir. Devir tarihinden sonra hak sahiplerine yapılacak her türlü ödeme, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Anonim Şirketi kayıtları esas alınarak Banka tarafından gerçekleştirilir. Bu ödemelere ilişkin bilgi ve belgelerin Hazine Müsteşarlığına iletilmesini takiben söz konusu ödeme karşılığı tutarlar Müsteşarlık bütçesine bu amaçla konulacak ödenekten karşılanmak suretiyle hak sahibine ödenmek üzere Bankaya aktarılır. Konusu suç teşkil eden fiillerden kaynaklanan ödemeler hariç hak sahiplerine fazla ödeme yapıldığının tespiti halinde, bu tutarların tahsilinden vazgeçilerek terkin edilir ve Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Anonim Şirketi yönünden gerçekleşmiş ödemelere ilişkin tüm hak ve yükümlülükler kendiliğinden sona erer şeklinde kurala yer verilmiş olmakla tasarruf teşvik kesintisi, katkı payı ve nema alacaklarından sorumluluk Hazine Müsteşarlığına ait olmalıdır. Öncelikle davasını Hazine Müsteşarlığına yöneltmesi için davacıya süre verilmeli, sonucuna göre yargılamaya devam edilerek işin esası bakımından hüküm kurulmalıdır. Davalı Zonguldak Belediyesi yönünden ise husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmelidir. Bu durumda, yasa gereği husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olacağından davalı taraf lehine avukatlık ücretine hükmedilmemelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04.06.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy