(818 S. K. m. 21, 23, 31)
Dava: Taraflar arasındaki, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle reddine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 30.06.2009 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına Avukat Nazmiye Ege Türker ile karşı taraf adına Avukat Rüya Akın geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmayason verilerek bırakılan günde Tetkik Hakimi Ş.Çil tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi. gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi fazla çalışma ücreti ile hafta tatili ücreti isteklerinde bulunmuş, mahkemece davacının üst düzey yönetici olması,çalışma saatlerini kendisinin belirlemesi ve ibraname sebebiyle isteklerin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili süresi içinde temyiz etmiştir.
Taraflar arasında düzenlenenibranamenin geçerliliği olupolmadığı uyuşmazlık konusudur.
İbra sözleşmesi, İsviçre Borçlar Kanununun 115. maddesinde düzenlendiği halde Türk Borçlar Kanununda bu yönde bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bununla birlikte ibraname, bir borcun tam ya da kısmen ifa edilmeden sona ermesini sağlayan özel sukut nedeniolarak kabul edilmelidir. Bu noktada ibra sözleşmesinin ödeme yönünde bir anlaşma olmadığı, borcun sona erme şekillerinden biriolduğu belirtilmelidir.
İş Hukukunda ibra sözleşmesi ibraname adıyla yaygın bir uygulama alanı bulmaktadır. İbra sözleşmesinin tanımı, şekli ve hükümlerinin Borçlar Kanununda düzenlenmesi gerekliliğinin ötesinde, İş Hukukunun işçiyi koruyucu özelliği sebebiyle İş Kanunlarında normatif hüküm olarak ele alınması gerektiği açıktır.
İşçi, emeği karşılığında aldığı ücret ve diğer parasal hakları ile kendisinin ve ailesinin geçimin itemin etmektedir. Bu açıdan bakıldığında bir işçinin nedensiz yere işvereni ibra etmesi hayatın olağan akışına uygun düşmemektedir. İş Hukukunda ibra sözleşmeleri dar yorumlanmalı ve borcun asıl sona erme nedeni ifa olarak ele alınmalıdır. Borcun sona erme şekillerinden biri olan ibra sözleşmelerine İş Hukuku açısından sınırlı biçimde değer verilmelidir.
Yeni Borçlar Kanunu tasarısında bu konuya değinilmiş ve 419. maddesinde, işçi ve işveren ilişkileri açısından ibra sözleşmesine dair bazı kurallara yer verilmiştir. Bahsi geçen düzenleme de, işçilik alacaklarını sona erdiren ibra sözleşmelerinin sınırlı biçimde ele alınması gerektiğini göstermektedir. Bu itibarla Borçlar Kanunun irade fesadını düzenleyen 23-31. maddeleri arasında düzenlenmiş olan irade fesadı hallerinin İş Hukukunda ibra sözleşmeleribakımında çok daha titizlikle ele alınması gerekir. İbra sözleşmesi yapılırken taraflardan birinin esaslı hataya düşmesi, diğer tarafın ya da üçüncü şahsın hile ya da korkutmasıyla karşılaşması halinde ibra iradesine değer verilemez.
Öte yandan Borçlar Kanunun21. maddesinde sözü edilen aşırı yararlanma (gabin) ölçütünün de ibra sözleşmelerinin geçerliliği noktasında değerlendirilmesi gerekir.
İş ilişkisinin devamı sırasında düzenlenen ibra sözleşmeleri geçerli değildir. İşçi bu dönemde tamamen işverene bağımlı durumdadır ve iş güvencesi hükümlerine rağmen iş ilişkisinin devamını sağlamak ya da bir kısım işçilik alacaklarına bir an önce kavuşabilmek için iradesi dışında ibra sözleşmesi imzalamaya yönelmiş sayılmalıdır.
İbra sözleşmesi, varlığı tartışmasız olan bir borcun sona erdirilmesine dair bir yol olmakla, varlığı şüpheli ya da tartışmalı olan borçların ibra yoluyla sona ermesi de mümkün olmaz. Bu nedenle işveren tarafından işçinin hak kazanmadığıileri sürülen bir borcun ibraya konu olması düşünülemez. Savunma ile ve işverenin diğer kayıtları ile çelişen ibra sözleşmelerinin geçersiz olduğu kabul edilmelidir.
Miktar içeren ibra sözleşmelerinde ise, alacağın tamamen ödenmiş olması durumunda borç ifa yoluyla sona ermiş olur. Buna karşınkısmiödemehallerinde Dairemizin kökleşmiş içtihatlarında ibraya değer verilmemekte ve yapılan ödemenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmektedir.
Miktar içermeyen ibra sözleşmelerinde ise geçerlilik sorununu titizlikle ele alınmalıdır. İrade fesadı denetimi uygulanmalı ve somut olayın özelliklerine göre ibranamenin geçerliliği konusunda çözümler aranmalıdır (Yargıtay 9. HD. 27.06.2008 gün 2007/23861 E, 2008/17735 K.).
Somut olayda davacı işyerinde bir süre müfettiş olarak ardından şube müdürü olarak çalışmıştır. Sözü edilen dönemlerde fazla çalışma yaptığı ve bazı hafta tatillerinde çalıştığı yönünde deliller mevcut olup, bilirkişi bu yönde hesaplama yapmıştır.
Davalı işveren cevap dilekçesi ve dosya kapsamındaki savunmalarında, bir yandan ibranameye dayanmış, diğer taraftan fazla çalışma ile hafta tatili çalışma ücreti alacaklarının doğmadığını ileri sürmüştür. Belirtmek gerekir ki, doğmadığı işleri sürülen bir hakkın ibra yoluyla sona erdirildiğinin savunulması çelişkili bir durumdur. Mahkemece, savunma ile çelişen ibranameye değer verilmesi ve ibraname sebebiyle davanın reddi hatalıolmuştur.
Öte yandan, davacının müfettiş ve müdür yardımcısı olarak çalıştığı dönemde çalışma saatlerini kendisi belirleyen bir konumda olduğunun kabulü doğru olmaz. Her iki görevde de davacının mesaisi daha üst konumda işveren yetkilileri tarafından belirlenmiştir. Davacının asgari ücretin 5 katı tutarında bir ücret almış olması fazla çalışma ile hafta tatili alacaklarını ortadan kaldıran bir durum değildir.
Dosya içindeki bilirkişi raporu bir değerlendirmeye tabi tutulmalı davacının yazılı iş sözleşmesinin verdiği titizlikle araştırılmalı ve indirim hususu da düşünülmek suretiyle davacınınfazla çalışma ile hafta tatili ücreti alacaklarının kabulüne karar verilmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 625.00 TL.duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03.07.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, kararın dayandığı gerekçelere ve özellikle hizmet sözleşmesinin feshedildiği sırada düzenlenmiş olan ibranamenin içeriğine göre usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun aksi düşünce ile oluşturduğu onama kararına katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy