(4857 S. K. m. 22, 25)
Dava: Davacı, ihbar, kıdem tazminatı ile ücretli izin alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı PTT ve davacı avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Y. T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Yargıtay Kararı
1- Hüküm altına alının miktar karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı altında kaldığından HUMK'nun 437. maddesi gereğince davalı temyiz isteklerinin REDDİNE
2- Davacının temyizine gelince;
İş sözleşmesinin işveren tarafından hatırlatıldığı halde görevlerini yapmamakta ısrar etmesi nedeniyle haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanununun 25 II-(h) bendinde, işçinin hatırlatıldığı halde görevlerini yapmamakta ısrar etmesi durumunda işverenin haklı fesih imkanının bulunduğu hükme bağlanmıştır.
İş görme edimi, işçi tarafından işverenin verdiği talimatlara uygun olarak yerine getirilmelidir. İşverenin talimatlarının da iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi getirilebilecek sınırlamalara ve işçinin eğitimi, yeteneği ve takati gibi hususlara aykırılık oluşturmamalıdır.
1475 sayılı İş Kanununda işçinin hatırlatıldığı halde görevlerini yapmaması haklı fesih nedeni olarak sayılmış ve işçinin bu anlık durumu yeterli görülmüşken, 4857 sayılı İş Kanunu ile işçinin bu görevi yapmamakta ısrar etmesi kuralı getirilmiştir. Bu noktada işverenin hatırlatmasının ardın da sadece bir kez görevi yapmama yeterli sayılmamalıdır. İşçinin görevi yapmama eylemi hatırlatmanın ardından da devamlılık arz etmelidir.
İşverenin fesih öncesinde işçinin yapmakla yükümlü olduğu görevlerini hatırlatılmalıdır. Bu hatırlatmanın sözlü olarak ya da yazılı biçimde yapılması mümkündür. Bu konuda ispat yükü de işverendedir.
İşçinin görev tanımının, bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde açıkça öngörülmüş olması işverenin hatırlatma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
İşçiye yapılacak hatırlatmada, işçiden yapması istenen görev açık biçimde bildirilmeli ve işin tamamlanmasına yetecek bir süre öngörülmelidir. Bildirimde, görevin hatırlatılması yeterlidir. Görevin gereklerinin yerine getirilmemesi durumunda iş sözleşmesinin feshedileceği hususunun ayrıca bildirilmesi gerekmez.
İşçinin verilen görev tamamlanamamış olsa da, bir kısmını yapmış olması halinde bu davranışının nedenleri üzerinde durulmalı ve işverenin haklı fesih imkanının olup olmadığı, gerekirse uzman bilirkişilerce değerlendirilmelidir.
İşçinin çalışma koşullarında işçi aleyhine değişiklik niteliğinde olan görevlendirmelerin 4857 sayılı İş Kanununun 22. maddesi uyarınca işçiyi bağlamayacağı açıktır. Bu kapsamda bir görevin yerine getirilmemiş oluşu da işverene haklı fesih imkanı vermez.
Somut olayda davacının iş sözleşmesi hizmet aktini ve günlük imza föylerini imzalamadığı gerekçesi ile feshedilmiştir. Dosyada davalı taşeron şirket tarafından ibraz edilen hizmet aktinde davacı imzası mevcuttur. Davacı 1.9.2006 günlü savunmasında günlük imza kartonunu zaten imzaladığını, geriye dönük olarak imza föyü bile olmayan boş kağıtların imzalatılmak istendiğini belirtmiştir. İspat yükü kendisinde olan işveren imzalatılmak istenen belgelerin ne olduğuna ilişkin hiçbir delil sunmamıştır. Böyle olunca davacının savunmasının aksi katınlanmış değildir. Hangi belgelerin imzalatılmak istendiği kesin olarak belirlenmeden bu konuda HUMK. 75/3. fıkrası gereğince tarafların iddiaları sınırları dahilinde kendilerine lazım olan delillerin ibraz ve ikamesinin istemesi gerekirken eksik inceleme sonucu verilen karar bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.05.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy