(2821 S. K. m. 30) (4857 S. K. m. 18, 20, 21, 25, 26)
Dava: Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan ve sendikal faaliyetleri nedeni ile feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine, işe iadesine ve işe başlatmama tazminatının sendika işyeri temsilcisi olması nedeni ile 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 30. Maddesi uyarınca 1 yıllık ücreti tutarında belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, feshin geçersizliğine, davacı işçinin işe iadesine ve işe başlatmama tazminatının 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca belirlenmesine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı Gelibolu Öğretmenevi Müdürlüğü tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Gelibolu Öğretmenevi'nde Toplu İş Sözleşmesi kapsamında Lokal bölümde servis elemanı olarak çalışan ve sendika işyeri temsilcisi olan davacı işçinin, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan ve sendikal faaliyetleri neden ile feshedildiğini belirterek ve Milli Eğitim Bakanlığı yanında davalı olarak Öğretmenevi'ni göstererek feshin geçersizliğine, davacı işçinin işe iadesine ve işe başlatmama tazminatının 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 30. maddesi uyarınca davacı işçinin bir yıllık ücreti tutarında belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davacının iş sözleşmesinin sendikal faaliyetlerle değil, soruşturma raporu sonrası işverene zarar vermesi nedeni ile feshedildiğini, feshin haklı nedene dayandığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece hukukçu bilirkişiden alınan rapora itibar edilerek, iş sözleşmesinin feshi için haklı neden bulunmadığı, ayrıca davalının TİS hükümlerine uymadığı gerekçesi ile feshin geçersizliğine, davacı işçinin işe iadesine ve işe başlatmama tazminatının 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca davacı işçinin 4 aylık ücreti tutarında belirlenmesine karar verilmiştir.
4857 Sayılı İş Kanunu'nun 18.maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanılarak feshedilebileceği düzenlenmiştir. Söz konusu geçerli nedenler, İş Kanunu'nun 25.maddesinde belirtilen derhal fesih için öngörülen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işçinin ve işyerinin normal yürüyüşünü olumsuz etkileyen hallerdir.
İşçinin yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan sebepler ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde fesih için geçerli sebep olabilirler. İş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli sebeplere dayandığı kabul edilmelidir.
İş Kanunu'nun 25. maddesinin II. fıkrasının e bendi uyarınca, işçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışları, kısaca sadakat borcunu ihlal eden davranışlarda bulunması işveren açısından haklı bir fesih nedeni oluşturur. İşçinin iş sözleşmesini ihlal edip etmediğinin tespitinde, sadece asli edim yükümlülükleri değil; kanundan veya dürüstlük kuralından doğan yan edim yükümlülükleri ile yan yükümlerin de dikkate alınması gerekir. Sadakat yükümü, sözleşmenin taraflarına sözleşme ilişkisinden doğan borçların ifasında, karşı tarafın şahsına, mülkiyetine ve hukuken korunan diğer varlıklarına zarar vermeme, keza sözleşme ilişkisinin kapsamı dışında sözleşme ile güdülen amacı tehlikeye sokacak özellikle karşılıklı duyulan güveni sarsacak her türlü davranıştan kaçınma yükümlülüğünü yüklemektedir.
Aynı maddenin II. fıkrasının ı bendinde ise, işverenin malı olan veya eli altında bulunan makine, tesisat, başka eşya ya da maddelere 30 günlük ücreti tutarını aşacak şekilde zarar vermesi halinde işverenin haklı fesih imkânının bulunduğu hususu düzenlenmiştir. Zararın işçinin kasıtlı davranışından ya da taksirli eyleminden kaynaklanmasının herhangi farkı bulunmamaktadır.
Dairemizin kararlılık kazanan uygulaması gereği işverenin haklı nedenlerle fesih hakkının bulunduğu durumlarda, fesih hakkının 4857 sayılı İş Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca hak düşürücü süre içinde kullanmaması veya fesih için Toplu İş Sözleşmesinde Disiplin Kurulu kararının öngörülmesine rağmen, Disiplin Kurulu kararı olmadan fesih hakkının kullanılması halinde, feshin haksız olacağı kabul edilmekte, ancak bu olgu geçerli feshi ortadan kaldırmamaktadır. Zira işçinin davranışı işyerinde olumsuzluklara yol açmış ve işveren açısından iş ilişkisinin önemli ölçüde devam ettirilmesinin beklemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedene dayandığı kabul edilmektedir. 26. maddedeki hak düşürücü sürenin geçmesi veya Toplu İş Sözleşmesindeki fesih için disiplin kurulu kararına uyulmaması geçerli nedeni ortadan kaldırmaz.
Her şeyden önce temsil sıfatı olmayan ve Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Gelibolu Öğretmenevi'nin davada taraf gösterilmesi ve mahkemece taraf kabul edilerek hüküm kurulması usule aykırıdır.
Diğer taraftan somut uyuşmazlıkta denetim raporu sonrası davalı işyerinde açıkların çıkması üzerine soruşturma yapıldığı, davacı gibi birden fazla işçinin açığa neden olduklarının belirlendiği, davacının da işyerinde 875,40 YTL zarara neden olduğunun tespit edildiği, davacının savunmasında depodan çıkış fişine kayıt ederek günlük ihtiyaçları olan malzemeyi alıp lokal bölümüne götürdüklerini, açıkları bildiklerini, bu açıkların bir kısmının içtikleri olduğunu ve borç kartlarında mevcut olduğunu, bunları ödeyeceklerini, açıkların bir kısmının da müşteri ödememesinden kaynaklandığını, lokale yaklaşık 500,00 TL borcu olduğunu kabul ettiği anlaşılmaktadır. Bilirkişi davacının borcu olduğunu, zimmet olmadığını ve işverenin fesih hakkını hak düşürücü süre içinde kullanmadığı için feshin haklı nedene dayanmadığını tespit etmiştir.
Dosya içeriğine göre davalı işyerinde davacı ve diğer çalışanların davranışları sonucu işverenin zararının doğduğu, kayıtlara göre açığın sabit olduğu ve davacının da kabulünde olduğu, meydana gelen zararın davacının 30 günlük ücretinden fazla olduğu, davacının ödeyeceğini kabul ettiği, davacının bu davranışları ile işverenin güvenini zedelediği, sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği ve bu davranışının işyerinde olumsuzluklara yol açtığı sabittir. Açıklandığı gibi fesih hakkının hak düşürücü süre içinde kullanılmaması veya feshe Disiplin Kurulu'nun karar vermemesi geçerli nedeni ortadan kaldırmaz. Davalı işveren açısından iş ilişkisinin devamının önemli ölçüde beklenmez hal aldığı açıktır. Fesih geçerli nedene dayanmaktadır. Davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulü hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davanın REDDİNE,
3. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4. Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 241.40 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 575- TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine,
Kesin olarak 14.09.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy