(4857 S. K. m. 2, 18, 20)
Dava: Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davanın Petrol Ofisi A.Ş. açısından husumet nedeni ile reddine, davalı Paksil Şirketi yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Yargıtay Kararı
Davacı vekili, davacının 1980 yılında POAŞ ta çalışmaya başladığını, özelleştirme sonucu davalı POAŞ hukuk bölümünde asli işte çalışmasına rağmen, diğer temizlik işlerini ihale ile alan şirket çalışanı olarak gösterildiğini, asli işte çalıştığını davalılar arasında muvazaalı işlem yapıldığını iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek; feshin geçersizliğine, karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı POAŞ vekili, husumet itirazı ile davacının diğer şirketin işçisi olduğunu, müvekkil şirkete dava açılamayacağını, feshin geçerli nedene dayandığını, davanın reddi gerektiğini savunurken, diğer davalı PAKSİL şirket vekili, şirketin alt işveren olduğunu ve asıl işveren POAŞ'ın ihtiyaç ve isteği doğrultusunda davacıyı istihdam ettiğini, davalı şirketin faaliyet alanının temizlik işi olduğunu, davacıyı görevine uygun istihdam edileceği bir kadro bulunmadığını beyan etmiştir.
Mahkemece, davacının iş sözleşmesinin davalı Paksil şirketi tarafından feshedildiği, davalı Petrol Ofisi A. Şirketinin bir katılımının olmadığı, Paksil şirketinin diğer davalıya ait işyerindeki temizlik hizmetini yürüttüğü, davacının Paksil şirketinin elemanı olduğu, iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedildiğinin kanıtlanmadığı, feshin son çare olması ilkesine uyulmadığı gerekçesi ile davanın Petrol Ofisi A.Ş. açısından husumet nedeni ile reddine, davalı Paksil Şirketi yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6 maddesi uyarınca, Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. Keza aynı maddenin 7. fıkrasına göre, Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez.
Bu maddeye göre, bir işverenden, işyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan, bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran gerçek veya tüzel kişiyi yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar alt işveren olarak belirtilmektedir. Alt işverene verilen iş, işyerinde mal veya hizmet üretiminin yardımcı işlerinden olmalıdır. Asıl işin bölünerek alt işverene verilmesi durumunda ise, verilen iş işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olmalıdır. Alt işveren, üstlendiği iş için görevlendirdiği işçilerini sadece o işyerinde aldığı işte çalıştırmalıdır. Alt işverene verilen iş, işyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin bir iş olmalı, asıl işe bağımlı ve asıl iş sürdüğü müddetçe devam eden bir iş olmalıdır.
Bir alt işveren, bir asıl işverenden sözleşme ile üstlendiği mal veya hizmet üretimi için belirli bir organizasyona, uzmanlığa ve hukuksal bağımsızlığa sahip değilse, kısaca üretim ya da hizmet sunumuna ilişkin ekonomik faaliyetin bağımsız yönetimini üstlenmemişse asıl işveren alt işveren ilişkisinden çok olayda, asıl işverene işçi temini söz konusu olacaktır.
Asıl işveren ve alt asıl işveren arasındaki sözleşmenin muvazaalı olması halinde, asıl işveren başlangıçtan beri gerçek işveren olduğundan, feshin geçersizliği ve işe iade davasının tarafı asıl işveren olmalıdır. Alt işverenin bu anlamda işverenlik sıfatı bulunmadığından, taraf sıfatı olmayacaktır.
Feshin geçersizliği ve işe iade davasının alt ve asıl işveren ilişkisin bulunduğu bir davada, her iki işverene birlikte açılması ve işverenler arasındaki ilişkide muvazaa bulunmaması halinde ise, davacı işçi alt işveren işçisi olup, iş sözleşmesi alt işveren tarafından feshedildiğinden, feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğü alt işverenindir. Asıl işverenin iş ilişkisinde iş sözleşmesinin tarafı bulunmadığından, asıl işverenin işe iade yönünde bir yükümlülüğünden söz edilemez. Asıl işverenin işe iade kararı sonrası işçinin işe başlamak için başvurması ve alt işverenin işe almamasından kaynaklanan işe başlatmama tazminatı ile dört aya kadar boşta geçen süre ücretinden yukarda belirtilen hüküm nedeni ile alt işverenle birlikte sorumluluğu vardır. (Dairemizin 09.06.2008 gün ve 2007/40942 Esas, 2008/14420 Karar sayılı ilamı).
Dosya içeriğine göre, davacının davalı asıl işveren POAŞ işyerinde 1980 yılında işe girdiği ve hukuk bölüm personeli olarak çalıştığı, işyerinin özelleştirilmesinden sonra genel temizlik hizmetini ihale ile alan diğer davalı şirket ile 24.03.2002 tarihli iş sözleşmesi imzalandığı, davacının bu sözleşmeyi imzalarken yasal haklarını saklı tuttuğu, iş sözleşmesinin iş sözleşmesi imzalanan PAKSİL şirketi tarafından Petrol Ofisi Genel Müdürlüğü Hukuk Müdürlüğü bölümündeki işin sona ermesi ve bu işyerinin 31.12.2007 tarihi itibari ile kapanacak olması, görevinin kalmaması, şirkette pozisyonuna uygun başka bir görev de bulunmaması nedeni ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca tazminatları ödenerek feshedildiği anlaşılmaktadır.
Davalı POAŞ yardımcı iş niteliğindeki genel temizlik işini ihale yolu ile diğer davalı şirkete vermiştir. Genel temizlik işi yardımcı iş niteliğinde olduğundan, her iki davalı arasında sözleşmedeki hizmete göre kurulan ilişki işçi açısından 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6 maddesi uyarınca asıl alt işveren ilişkisidir. Ancak davacı işçi açısından bu ilişkinin asıl alt işveren ilişkisi kabul edilmesi için, yukarda açıklandığı gibi, işçinin ihale ile alınan genel temizlik işinde çalıştırılması, genel temizlik işini ihale ile alan davalı PAKSİL şirketinin de üstlendiği genel temizlik işinde belirli bir organizasyona, uzmanlığa ve hukuksal bağımsızlığa sahip olması, kısaca bu faaliyetin yönetimini üstlenmesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta davacı işçi genel temizlik işinde değil, başlangıçtan beri davalı POAŞ'a ait hukuk bölümünde personel olarak bilgisayar uzmanı görevi ile çalıştırılmıştır. Hukuk bölümünde personel olarak ve bilgisayar uzmanı görevi ihale ile yüklenilen genel temizlik işi dışındadır ve POAŞ'ın asıl işleri arasındadır. Davalı PAKSİL şirketinin davacı işçi açısından belirli bir organizasyona, uzmanlığa ve hukuksal bağımsızlığa da sahip olmadığı da anlaşılmaktadır. Zaten davacı davalı POAŞ işçisi iken, aynı görevde bu kez temizlik hizmeti üstlenen şirketin işçisi olarak çalıştırılmıştır. Bu durum 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/7 maddesi muvazaa için yeterlidir. O halde davacı işçi başlangıçtan beri aynı madde uyarınca davalı POAŞ'ın işçisidir. Mahkemece husumet yönünden yapılan değerlendirme hatalıdır. İspat yükü kendisinde olan davalı taraf, geçerli fesih nedeni kanıtlayamadığından, mahkemece feshin geçerli nedene dayanmadığı yönündeki değerlendirmesi dosya içeriğine uygundur.
Davacı işçi başlangıçtan beri 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/7 maddesi uyarınca davalı POAŞ'ın işçisi olduğuna göre bu davalı yönünde davanın kabulüne, davalı PAKSİL şirketinin işverenlik sıfatı bulunmadığından, davanın adı geçen şirket yönünden ise reddine karar verilmesi gerekir.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davanın işverenlik sıfatı bulunmayan davalı PAKSİL LDT Şirketi yönünden REDDİNE,
3. Davalı POAŞ yönünden KABUL ile,
a) Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının POAŞ işyerindeki İŞE İADESİNE,
b) Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi dikkate alınarak 6 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
c) Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,
4. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
5. Davacının yapmış olduğu 25.30 TL yargılama giderinin davalı POAŞ'tan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
6. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 575-YTL ücreti vekaletin davalı POAŞ'tan alınarak davacıya verilmesine,
7. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalı şirkete iadesine,
Kesin olarak 14.09.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy