(818 S. K. m. 123, 333) (4857 S. K. m. 24)
Dava: Taraflar arasındaki, kıdem, ihbar tazminatı farkı ile 4 aylık ücret tutarında tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle reddine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 23.11.2010 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına kimse gelmedi. Karşı taraf adına Avukat Ö. K. geldi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi Ş. Ç. tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1. Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2 - Davacı işçi işe iade sonrasında bir ay kadar çalışmasının ardından 7.2.2008 tarihli dilekçesi ile iş sözleşmesini haklı olarak feshettiğini bildirmiş ve açmış olduğu bu davada kıdem tazminatıyla ihbar tazminatı isteklerinde bulunmuştur.
Davalı işveren davacının fesih yazısında sözü edilen hususların doğru olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Mahkemece, davacının işe iade sonrasında iş başı yaptığı, 7.2.2008 tarihinde haklı feshin de kanıtlanamadığı gerekçesiyle isteklerin reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğine göre kesinleşen işe iade kararı üzerine davacı işçi yasal süresi içinde işe başlamak için başvuru yapmış, işverence işe başlatılmıştır. Davacı işçi 9.1.2008 tarihinde işe başlamış ve 7.2.2008 tarihine kadar çalışmıştır.
Davacının fesih yazısında ücretinin yasalara göre tam olarak ödenmemesi ve Ocak 2008 ücretinden haksız yere kesinti yapılmış olması da haklı fesih nedenleri arasında gösterilmiştir.
Borçlar Kanunun 333 üncü maddesinde düzenlendiği üzere, işçi ücretinin, işçinin kendisi ve ailesinin geçimini temin için miktarı yönünden, işverence takas mahsubu yapılamaz.
Yine Borçlar Kanununun 123 üncü maddesinde, alacaklının rızası hilafına takası kabil olmayan alacaklar arasında 2 bentte iş ücreti kavramına yer verilerek aynı yönde düzenlemeye gidilmiştir. 123 üncü maddede bir sınırlama yapılmaksızın, işçi istemediği taktirde takas yasağı getirdiği halde, 333 üncü maddede işçinin kendisi ve ailesinin geçimini temin için gereken bir miktar bakımından bu sınırlama öngörülmüştür.
İşçi ücretleri yönünden, devir ve temlik yasağından farklı olarak, işçinin muvafakatiyle her zaman ve her miktar için takas ve mahsup mümkün olsa da somut olayda davacı işçinin takas ve mahsuba muvafakat etmediği hususu tartışma dışıdır.
Davalı işveren tarafından ilk olarak işe başvuru şartına bağlı olarak hak kazanılan 4 aylık boşta geçen süre ücreti, geçersiz sayılan fesih sırasında ödenmiş olan kıdem ve ihbar tazminatlarından mahsup edilerek işçiye herhangi bir ödeme yapılmamış, işverene iadesi gereken bakiye tazminatların ise işe iade sonrası aylık ücretlerden taksitler halinde kesilmesine dair uygulamaya gidilmiştir. Bunun sonucu olarak işe iade sonrası ilk aylık ücretten 400.00 TL kesinti yapılmıştır.
İşçi emeğiyle kendisinin ve ailesinin geçimini sağladığına göre işçi ücreti yukarıda sözü edilen Kanun hükümleriyle özel biçimde korunmuştur. Davacının Ocak 2008 ayına ait brüt 1.021,00 TL olan ücretinin 400,00 TL net kısmının takas ve mahsuba konu esilmesi, Borçlar Kanunu hükümlerine aykırıdır.
Böyle olunca davacının iş sözleşmesini 4857 sayılı İş Kanununun 24/II e maddesi uyarınca haklı olarak feshettiği kabul edilmelidir. Fesih şekline göre ihbar tazminatı hakkı bulunmasa da davacının kıdem tazminatı hakkının doğduğu kabul edilmeli ve daha önce yapılan ödemeler düşülerek istekle ilgili bir karar verilmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy