(4857 S. K. m. 17, 27, 34, 53, 54, 57, 59)
Dava: Davacı, yıllık izin ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi R. T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının bünyesinde bulunan işyerlerinde Şereflikoçhisar ve Cihanbeyli'de çalışmaya başladığını, çalışmakta iken işyerinden emeklilik: nedeniyle 2005 yılında ayrıldığını, davalı işyerinde belirli süreli hizmet akitleri ile işe başladığını ve iş akitlerinin üçten fazla yenilenmeleri nedeni ile belirsiz süreli hale geldiğini, çalıştığı dönemde yıllık ücretli izin hakkının toplam hizmet süresi üzerinden ya eksik kullandırıldığını ya da hiç kullandırmadığını, hizmet süresi boyunca T. Maden İşçileri Sendikası üyesi olarak çalıştığını beyan ederek, kullandırılmayan yıllık izinlerinin ücretlerinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, Genel Müdürlük Yönetim Kurulu tarafından davacının ve onun pozisyonundaki pek çok işçinin mağduriyetinin giderilmesi açısından 27/03/2006 tarih ve 64 sayılı kararın alındığını ve davacı hakkında yapılan hesaplamalar doğrultusunda davacının talebi halinde 608,43 YTL ödeme yapılabileceğini, davacının çalıştığı hizmet süresi boyunca mevsimlik işçi olarak çalıştığını ve çalıştığı ayların her yıl farklılık gösterdiğini, idare yönetim kurulunun 9 ayı geçen çalışmaları esas alarak izin parası tahakkuku yaptığını, yıllık ücretli izinden bahsedilebilmesi için belirsiz süreli hizmet akdiyle çalışılması gerektiğini, davacının 03/07/2000 tarihinde daimi kadroya geçirildiğini ve bu tarihten önce geçici işçi kadrosunda bulunduğunu, davaya konu edilen izin ücreti talebinin geçici kadrodaki döneme ait olduğunu, geçici işçilerin yıllık ücretli izin hakkı bulunmadığını, davacının daimi işçiliğe geçmesini müteakip tüm yıllık ücretli izinlerinin kullandırıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece İddia ve savunmanın araştırılması bakımından tüm taraf delilleri toplanmış, daha sonra dosya bilirkişiye verilmiş bilirkişi tarafından düzenlenen rapor dosyasına konulmuştur.
Raporun gelmesinden sonra dava, davacı vekilince rapor doğrultusunda ıslah edilmiştir.
Bilirkişi raporuna karşı davalı vekilinin yaptığı itirazlar mahkememizce ciddi görülmüş, tartışılmak sureti ile ek rapor düzenlenmesi için dosya tekrar bilirkişiye verilmiş bilirkişi tarafından düzenlenen ek rapor dosyasına konulmuştur.
Ek raporda davalı vekilinin itirazları tek tek değerlendirilmiş, örneğin dosyada mevcut işçi sicil kartında davacının imzasının bulunmadığı, davacının 2000-2001-2002-2003-2004 ve 2005 yıllarında ücretli izinle ilgili talepte bulunduğu ancak bu taleplerin davalı kurumca kabul edilerek adı geçen yıllara ait ücretli iznin kullandırıldığına dair davacının isim ve imzasını taşıyan bir belgenin bulunmadığı dolayısıyla sözü geçen yıllara ait izinlerin kullandırıldığı veya ücretinin ödendiğine dair davacının isim ve imzasını taşıyan bir belgenin ibraz edilmediği anlaşılmış bu nedenle davalı vekilinin ek rapora karşı itirazları daha önce tartışıldığı için dikkate alınmayarak aşağıda olduğu gibi karar verilmiştir. Gerekçesi ile davacının yıllık izin ücreti alacağı isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.
Taraflar arasında uyuşmazlık, davacı işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin, herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada ilişkinin sona erme şeklinin ve haklı olup olmadığının önemi bulunmamaktadır.
İşçinin işe iade davası açması durumunda, izin ücretinin talep edilip edilemeyeceği davanın sonucuna göre belirlenmelidir. Gerçekten işçinin dava sonucu işe başlatılması durumunda, önceki fesih ortadan kalkmış olmakla ve iş ilişkisi devam ettiğinde 4857 sayılı İş Kanununun 59. maddesi uyarınca izin ücreti istenemez. İşçinin işe başvurusuna rağmen yasal bir aylık işe başlatma süresi içinde işe alınmaması halinde ise işe başlatmama anı fesih tarihi olarak kabul edildiğinden, izin alacağı bu tarihte muaccel olur.
Yıllık izinlerin kullandırdığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Aktin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Böylece, iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür. Bu nedenle zamanaşımı da, iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar.
4857 sayılı İş Kanununun 54. maddesinde, yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında işçilerin, aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştıkları sürelerin birleştirilerek göz önüne alınacağı hükme bağlanmıştır. Bu durumda işçinin daha önce aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerinde geçen hizmetlerinin yıllık izne hak kazanma ve izin süreleri hesabı yönlerinden dikkate alınması gerekir. Kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmetlerin de aynı gerekçeyle izin hesabı yönünden birleştirilmesi gerekir. Bununla birlikte, işçiye önceki feshe bağlı olarak kullanmadığı izin ücretleri tam olarak ödenmiş ise, bu dönemin sonraki çalışma sürelerine eklenerek izin hesabı mümkün olmaz. Ancak, önceki çalışma döneminde izin kullandırılmak veya fesihte karşılığı ödenmek suretiyle tasfiye edilmeyen çalışma süreleri de aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerindeki çalışmalara eklenir. İşçinin aralıklı olarak aynı işverene ait işyerinde çalışması halinde önceki dönemin kıdem tazminatı ödenerek feshedilmiş olması, izin yönünden sürelerin birleştirilmesine engel oluşturmaz. Yine, önceki çalışılan sürede bir yılı doldurmadığı için izne hak kazanılmayan arta kalan süreler de, işçinin aynı işverene ait işyeri ya da işyerlerindeki sonraki çalışmalarına eklenerek yıllık izin hakkı belirlenir. Yıllık izin, özde bir dinlenme hakkı olup, aralıklı çalışmalarda önceki dönem zamanaşımına uğramaz.
İş sözleşmesinin işverence feshedilmesi halinde 17. maddede belirtilen yasal ya da arttırılmış bildirim önelleri ile 27. madde uyarınca işçiye verilmesi gereken iş arama izinleri, yıllık ücretli izin süreleri ile iç içe girmez. Kanundaki bu düzenleme karşısında işçi tarafından ihbar önelli fesih halinde bildirim öneli ile yıllık izin Süresinin iç içe girebileceği kabul edilmelidir.
Kanunda, iş sözleşmesinin feshinde ödenmesi gereken izin ücreti için kesin bir ödeme günü belirlenmiş değildir. Sözleşmenin feshi anı, yıllık ücretli izin hakkının ücrete dönüşmesi, bir başka anlatımla izin ücretine hak kazanma zamanı olarak kanunda belirtilmiştir. İş sözleşmesinin feshedildiği tarihte izin ücreti muaccel olur, ancak faiz başlangıcı bakımından işverenin ayrıca temerrüde düşürülmesi gerekir.
Dairemizce, iş sözleşmesinin feshinde ödenmesi gereken izin ücreti, geniş anlamda ücret içinde değerlendirilmemiş ve 4857 sayılı İş Kanununun 34. maddesinde sözü edilen bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilemeyeceği kabul edilmiştir (Yargıtay 9. HD 24.10.2008 gün 2007/30158 E, 2008 28418 K). O halde, izin ücreti için uygulanması gereken faiz, yasal faiz olmalıdır.
Sözleşmenin feshi üzerine ödenmesi gereken izin ücretinden taktiri indirim yapılması doğru değildir. İşe iade davası sonunda işçinin işe başlatılmadığı tarihte iş sözleşmesi feshedilmiş sayıldığından izin ücreti hesabında işçinin işe başlatılmadığı tarihte alması gereken ücret dikkate alınmalıdır.
İşverenin işçiyi işe başlatması durumunda, iş ilişkisi kesintisiz devam ettiğinden, kullandırılmayan izin ücretine de hak kazanılması söz konusu olmaz. Daha önce işçiye kullandırılmayan izinler karşılığı olarak ödenmiş olan izin ücretleri de işverence geri istenebilir. 4857 sayılı İş Kanununun 53. maddesinde işçinin yıllık ücretli izin hakkından vazgeçemeyeceği kurala bağlandığına göre, işçinin daha önce ödenen izin ücretinin işe iade sonunda işçinin işe başlaması halinde işçinin kullanmadığı izin hakkına sayılması da doğru olmaz.
Yıllık izin hakkı anayasal temeli olan bir dinlenme hakkı olup, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında ücrete dönüşmez ve bu haktan vazgeçilemez. İşçinin iş sözleşmesinin devamı süresinde kullanmadığı yıllık izinlere ait ücreti istemesi mümkün değildir. Bu nedenle, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında izin hakkının bulunduğunun tespitini istemesinde hukuki menfaati vardır.
Somut olayda, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda dosya içinde bulunan yıllık izin talep formları değerlendirmeye alınmamıştır. Davacı daimi kadroya geçtikten sonra her yıl düzenli izinlerini talep etmiş ve izin kullanma tarihleri idare amirlerince onaylanmıştır. Yıllık izin kullanma tarihlerinde davalı resmi kurumdur Dairemizce incelenen emsal dosyalarda davalı işverence yıllık izinlerin bu belgelerle kullandırıldığı tespit edilip, bu belgelere değer verilmiştir. Bu nedenle davacının 2000, 2001, 2002, 2003, 2004 ve 2005 yıllarına ait ücretli izin talepnamelerin değerlendirmeye alınarak kullanılmayan izin varsa bu izinlerin ücretine karar verilmesi gerekirken, bilirkişi raporundaki hatalı değerlendirmeye itibar edilerek hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.12.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy