(5521 S. K. m. 1) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Davacı, anapara ve nema alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde duruşmalı olarak davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK. nun 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi K. Keleş tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı işçi dava dışı işveren ait işyerinde çalıştığı sırada ücretlerinden işverence 3417 sayılı yasa uyarınca kesilen tasarruf teşvik paylarının davalı Ziraat Bankasına aktarıldığı halde, bankanın yatırılan paraları işçilerin hesaplarına geçirmediğinin ortaya çıktığını, bilgisayar kayıtlarının yenilenmesi sırasında kayıtların kaybolduğunun ifade edildiğini ileri sürerek tasarrufu teşvik ve nema alacaklarının ödetilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı banka tarafından husumet itirazında bulunulmuş, asıl sorumluluğun işveren ile Sosyal Güvenlik kurumuna ait olduğunu savunmuş, aynı zamanda taraflar arasında işçi ve işveren ilişkisinin olmadığından bahisle görev itirazında bulunulmuştur.
Mahkemece tasarrufu teşvik nema alacağı hesaplatılarak istek hüküm altına alınmıştır.
Kararı davalı vekili süresi içinde temyiz etmiştir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1. maddesinde, iş mahkemelerinin, İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle, işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olduğu hükme bağlanmıştır.
Somut olayda işçi ve işveren arasında İş Kanununun uygulanmasından doğan bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. İşverence işçiden kesilen ve davalı bankaya yatırılan tasarruf teşvik paylarının davalı Ziraat Bankası tarafından davacı işçi adına açılan hesaba yatırılmaması mahrum kalınan tasarruf teşvik ve nema alacağı davaya konu edilmiştir. Şu hale göre taraflar arasında iş ilişkisi bulunmamaktadır. Davalı bankanın işveren vekili olarak kabulü de mümkün olmadığına göre uyuşmazlığın çözümü iş mahkemesinin görev alanında değildir.
Davalı bankaya karşı aynı konuyla ilgili olarak açılan başka bir davada iş mahkemesi tarafından davanın kabulüne dair verilen karar Yargıtay 10. Hukuk Dairesi tarafından onanmış ise de, sözü edilen davada Sosyal Sigortalar Kurumu da davalı olup, bu nedenle dava iş mahkemesinde görülerek sonuçlandırılmıştır.
Mahkemece, dava dilekçesinin görev yönünden reddi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek isteğin kabulü hatalı olmuştur.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.12.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy