(5953 S. K. m. 14) (818 S. K. m. 84, 85, 86) (4857 S. K. m. 32, 120) (1475 S. K. m. 14)
Dava: Davacı, ihbar, kıdem tazminatı, yıllık izin, hafta ve bayram tatili, fazla mesai ile ücret kesintisi alacağının karar verilmesini talep etmiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi N. D. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı dava dilekçesinde davalı şirkete ait işyerinde 16.04.2003 tarihinde sekreter olarak işe başladığını, 01.02.2007 tarihine kadar fasılasız çalıştığını, ancak çalıştığı tarihten itibaren yıllık izin ücreti, hafta sonu tatil ücreti, bayram tatil ücreti, fazla mesai ücretleri verilmediği gibi aylık ücretinin de tam olarak ödenmediğini, asgari ücret altında ücret verilmesine rağmen asgari ücret üzerinden bordro imzalattırıldığını, işten ayrılma bildirgesinde işten kendi isteği ile ayrıldığının yazılı olduğunu, bilgisayar, fotokopi ve bilgisayar arıza parçalarının ücretinden kesildiğini, ücret kesintilerinin sürekli olması nedeni ile ücret hakkının ihlal edildiğini, bunu ilettiğinde işinize gelmiyorsa çalışmazsınız denildiğini, kendisinin de bu olay üzerine işe gitmediğini, işten ayrılmasına işverenin neden olduğunu belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak kıdem tazminatı yanında yıllık ücretli izin, hafta tatili, bayram tatili, fazla mesai ücretleri ile ücretinden yapılan kesintilerin faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile ayrıca ihbar tazminatı talebinde bulunmuştur.
Davalı şirket temsilcisi davacının işyerinde aralıklarla çalıştığını, yıllık izinlerini kullandığını, şirket tarafından yurdun değişik bölgelerine tatile götürüldüğünü, ücretinin tam olarak ödendiğini, bayram, yılbaşı ve genel tatil gibi günlerde davacıya prim ödendiğini, şirket telefonunun ücretinin %10 unun çalışanlardan alındığını, davacının işten kendisinin ayrıldığını, davacının işyerinden ayrılmadan önce bilgisayardaki kayıtları silip programı bozduğunu, hasta evraklarını yırttığını ve iş ahlakına aykırı davrandığından kıdem tazminatına hak kazanmadığını beyan etmiştir.
Mahkemece davacının davalı poliklinikte 01.05.2003-01.07.2007 tarihleri arasında çalıştığı ve hizmet süresinin 3 yıl 9 ay olduğu, davacının işe gelmediğinden bahisle hakkında tutanak tutulmuş ise de dosya içerisindeki ibranamedir başlıklı belgeler ile davacıya ihbar ve kıdem tazminatı dahil bir kısım alacaklarının ödenerek iş akdinin feshedildiği, dolayısıyla davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, ancak davacıya 900,00 YTL ve 2.500,00 YTL olmak üzere iki ayrı ödemede bulunulduğu, bilirkişi raporunda hesaplandığı üzere iş akdinin feshedildiği tarih itibariyle davalıya kıdem, ihbar ve diğer alacakları için ödenen toplam miktarın 3.577,75 YTL olduğu belirtilerek davacının kıdem tazminatı ile hafta tatili çalışma ücretine yönelik davasının reddine, ücret kesintisi, bayram tatili, fazla çalışma alacaklarının ve ihbar tazminatı talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davacı mahkemenin asılları ibraz edilmeyen ibranamelere itibar etmesi, bu husustaki itirazının dikkate alınmaması, fazla mesai, pazar ve genel tatil alacakları bakımından tanık beyanları ile ispatlanan olgulara değer vermeyerek faraziyelere dayanarak hazırlanan bilirkişi raporu doğrultusunda karar vermesi nedenleri ile, davalı tarafından ise usul ve yasaya aykırı kararın lehine bozulması gerekçesi ile temyiz edilmiştir.
Temyiz nedenlerine göre iş akdinin hangi yan tarafından feshedildiği ayrıca ibranamelerdeki miktarın mahsubu ile ilgili ihtilaf bulunmaktadır.
a- Davacı dava dilekçesinde iş akdini kendisinin feshettiğini beyan ettiğinden davacı lehine ihbar tazminatına hükmedilmesi hatalıdır. Ayrıca kabule göre ihbar tazminatına yasal faiz yerine en yüksek banka mevduat faizi işletilmesi doğru değildir.
b- Öte yandan dosyaya ibraz edilen iki ayrı ibranamedeki miktarın mahsubu doğru yapılmamıştır, öncelikle kıdem tazminatından, bakiyenin ihbar tazminatından mahsubu doğru olmamıştır. Mahsubun normatif dayanağı Borçlar Kanunu'nun 84-86. maddeleridir. Borçlar Kanununun 84. maddesinde Borçlu faiz veya masraftan tediyede gecikmiş değil ise kısmen icra eylediği tediyeyi resülmale mahsup edebilir. Alacaklı alacağın bir kısmı için kefalet, rehin veya sair teminat almış ise borçlu kısmen icra eylediği tediyeyi temin edilen veya teminatı daha iyi olan kısma mahsup etmek hakkım haiz değildir kuralına yer verilmiş; 85. maddesinde birden fazla borçlan bulunan borçlu, borçlan ödemek zamanında bu borçlardan hangisini tediye etmek istediğini alacaklıya beyan etmek hakkını haizdir. Borçlu beyanatta bulunmadığı surette vuku bulan tediye kendisi tarafından derhal itiraz edilmiş olmadıkça alacaklının makbuzda iade ettiği borca mahsup edilmiş olur hükmü öngörülmüş; 86. maddede ise kanunen muteber bir beyan vaki olmadığı yahut makbuzda bir güna mahsup gösterilmediği takdirde, tediye muaccel olan borca mahsup edilir. Müteaddit borçlar muaccel ise tediye, borçlu aleyhinde birinci olarak takip edilen borca mahsup edilir. Takibat vaki olmamış ise tediye, vadesi iptida hulul etmiş olan borca mahsup edilir. Müteaddit borçların vadeleri aynı zamanda hulul etmiş ise mahsup mütenasiben vaki olur. Hiç bir borcun vadesi hulul etmemiş ise alacaklı için en az teminatı haiz olan borca mahsup edilir kuralı düzenlenmiştir.
Birden fazla borcu bulunan borçlu, yaptığı ödeme ifa zamanında beyan ettiği borca mahsup edilir. Borlu, ödeme sırasında, yapılan ödemenin hangi borca ilişkin olduğunu beyan etmemiş veya alacaklının makbuzda belirttiği borca derhal itirazda bulunmamışsa makbuzda belirtilen borca mahsup edilmelidir.
Birden fazla para borcunun olduğu borç ilişkisinde, borçlunun, yapılan kısmi ödemenin hangi borç için mahsup edildiğini belirtmemesi, alacaklının da ödemenin hangi borca ilişkin olduğunu makbuzda göstermemesi durumunda, kısmi ödemenin hangi borca mahsup edileceği sorunu BK. m. 86'ya göre çözümlenmelidir. Buna göre kısmi ödeme öncelikle muaccel olan borç için yapılmış sayılır. Ödeme zamanında birden fazla borç muaccel hale gelmişse ödeme ilk takibe konulan borca mahsup edilir. Muaccel olan borçlardan hiçbiri takibe verilmemişse kısmi ödeme ifa zamanı önce gelen borca mahsup edilmiş sayılır. Borçların ifa zamanları (vadeleri) aynı günde gelmişse yapılan kısmi ödeme borçların miktarlarıyla orantılı olarak mahsup edilir. Borçlardan hiçbirinin ifa zamanı gelmemişse, kısmi ödeme alacaklı için güvencesi en az olan borca mahsup edilmiş sayılır.
İş sözleşmesinden doğan para borçlarının kısmi ifasında mahsubun ne şekilde yapılacağı ile ilgili iş Kanunu'nda özel bir düzenleme bulunmadığından Borçlar Kanunu'nun yukarıda belirtilen genel hükümleri kapsamında sorun çözümlenmektedir. İşçinin işverenden bir alacağının, örneğin sadece kıdem tazminatı alacağının bulunduğu durumda kısmi ödeme nedeniyle mahsup işlemi BK. m. 84 çerçevesinde yapılacaktır. Dairemiz uygulamasına göre temerrüde düşmüş olan işverenin yaptığı kısmi ödeme işçinin bu hususta beyanda bulunup bulunmadığına bakılmaksızın öncelikle faiz ve masraflara mahsup edilmelidir.
Borcun taksitle ödenmesi konusunda yapılan anlaşma aksi öngörülmemişse, kural olarak, işçinin faiz talebinden vazgeçtiğini kapsar. Ancak, bu sonuç işverenin taksit anlaşmasına uygun hareket etmesine bağlıdır, işverenin taksitlerden birini zamanında ödememesi halinde işçinin faizle ilgili feragati geçersiz hale gelir ve sadece ödenmeyen taksit için değil, tüm alacak için faiz talep hakkı doğacaktır. Bu durumda ödenmiş olan önceki taksitlerin öncelikle faiz ve masraflara mahsubu gerekecektir. Kuşkusuz taksit sözleşmesinin işçinin serbest iradesi ile meydana gelmiş olması gerekir.
İşçinin birden fazla alacağının söz konusu olması durumunda, yapılan kısmi ödemenin hangi alacağa ilişkin olduğu işveren tarafından ödeme sırasında belirtilmemiş ve işçi tarafından da bu husus makbuzda gösterilmemiş ise mahsup işlemi BK. m. 86. çerçevesinde yapılacaktır. İş Kanunu'nda işçinin sözleşme ve kanundan doğan alacaklarının muacceliyet ve vade zamanlan konusunda değişik hükümler öngörülmüştür.
4857 sayılı İş Kanununa göre ücret en geç ayda bir ödenir (m. 32/5). İş Hukuku mevzuatımızda Basın İş Kanunu'nun 14. maddesi hariç, ücretin peşin ödeneceğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle ücret çalışılan ayı takip eden aybaşında muaccel hale gelmektedir. Fazla mesai, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin muacceliyet tarihleri normal aylık ücret gibidir. İşçinin ihbar ve kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti sözleşmenin feshi ile muaccel hale gelir.
1475 sayılı İş Kanunu'nun 14 ve 4857 sayılı İş Kanunun 120. maddesi uyarınca işveren kıdem tazminatı borcu bakımından iş sözleşmesinin feshedildiği tarihte temerrüde düşer. Yukarıda belirtilen diğer tazminat ve alacaklar bakımından ise tarafların sözleşme ile kararlaştırdıkları ödeme zamanı ya da işçi tarafından gönderilecek ihtarnamede belirtilen ödeme günü itibariyle işverenin temerrüdü gerçekleşir.
Buna göre örneğin; 5.000 TL ihbar tazminatı, 7.500 TL kıdem tazminatı, 2.500 TL ücret, 2.000 TL fazla mesai ve 500 TL yıllık izin ücreti alacağı olmak üzere takibe konu yapılmamış toplam 17.500 TL alacağı olan bir işçiye işveren tarafından yapılacak 15.000 TL lik bir kısmi ödeme, öncelikle muaccel olan normal aylık ücret ve fazla mesai alacağına ilişkin borçlarına mahsup edilmelidir. Kalan miktar ihbar ve kıdem tazminatı ile izin ücreti borcuna mahsup edilecektir. Anılan borçların muacceliyet tarihleri aynı olduğundan temerrüt tarihi önce gerçekleşmiş olan borca yani kıdem tazminatına mahsup edilecektir. Kalan 3.000 TL'lik ödemenin ihbar ve izin ücreti borcuna mahsubu anılan borçların muacceliyet ve temerrüt tarihlerinin aynı olması nedeni ile miktarları ile orantılı olarak yapılacaktır. Kalan toplam borç 5.500 TL olup, ihbar tazminatının bu miktara oranı 5.000/5.500 = 10/11, izin ücretinin oranı 500/5.500 =1/11 olmakla, 3.000 X 10/11 = 2.727 TL ihbar tazminatına, 3.000 X 1/11 =273 TL izin alacağına mahsup edilecektir. Böylece işverenin 2.273 TL ihbar tazminatı, 227 TL izin ücreti olmak üzere toplam 2.500 TL borcu kalmış olacaktır.
Somut olayda, dosyaya ibraz edilen tarihsiz davacının 01.05.2003-28.02.2005 arasındaki çalışmasına ilişkin normal ve fazla mesai, yıllık izin, kanuni ihbar, kıdem tazminatı diğer bütün akti ve kanuni hak ve alacaklarını tamamen aldığına, işvereni ibra ettiğine, işverenden tazminat, fazla mesai, tatil günleri alacağı olarak 900-TL aldığına ve keza davacının 01.01.2006-07.02.2007 arasındaki çalışmasına ilişkin normal ve fazla mesai, yıllık izin, kanuni ihbarını, ihbar tazminatını, kıdem tazminatını, diğer bütün akti ve kanuni hak ve alacaklarını tamamen aldığına, işvereni ibra ettiğine, işverenden tazminat, fazla mesai, tatil günleri alacağı olarak 2500-TL aldığına dair tarihsiz ibranamelerdeki miktarların hesap edilen alacaklardan mahsubu yukarıdaki ilkelere göre yapılması gerekirken bilirkişi raporundaki hatalı mahsup işlemine göre karar verilmesi de yerinde olmamıştır.
c- Ayrıca davacı ıslah dilekçesinde faiz talep etmemesine rağmen ıslahla arttırılan taleplere bu tarihten itibaren faiz işletilmesi de ayrı bir bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.11.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy