(2822 S. K. m. 61) (4857 S. K. m. 34) (6772 S. K. m. 1, 2, 3)
Dava: Davacı, davacı işçinin son yevmiyesinin tespiti ile eksik ödenen ücret, ikramiye ve diğer bazı fark işçilik alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin ıslah yoluyla dava konusu miktarları arttırmasının ardından davalı vekili tarafından verilen dilekçede zamanaşımı defi ileri sürülmüştür. Mahkemece anılan savunma üzerinde durulmaksızın eksik incelemeyle karar verilmesi hatalı olmuştur.
3- Davacı işçi bu davada, ücret, ikramiye, ilave tediye ve benzeri fark isteklerde bulunmuş ve 2822 Sayılı Yasa'nın 61. maddesinde sözü edilen en yüksek işletme kredisi faizinin uygulanmasını talep etmiştir. Mahkemece istek doğrultusunda, en yüksek işletme kredisi faiziyle birlikte tahsile dair karar verilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, hüküm altına alınan işçilik alacakları içinde ilave tediye alacağı da bulunduğuna göre 6772 Sayılı Yasa'dan doğan söz konusu işçilik alacağı için 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu'nun 61. maddesinde öngörülen faizin uygulanması hatalı olmuştur.
Diğer taraftan, 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu'nun 61. maddesinde, Toplu iş sözleşmesine dayanan eda davalarında ifaya mahkum edilen taraf, temerrüt tarihinden itibaren, bankalarca uygulanan en yüksek işletme kredisi faizi üzerinden temerrüt faizi ödemeye de mahkum edilir şeklinde kurala yer verilerek uygulanması toplu iş sözleşmesinden doğan işçilik alacaklarında uygulanması gereken faiz türü belirtilmiştir.
Somut olayda davanın konusunu, işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmelerinden yararlanma isteği oluşturmamaktadır. Mahkeme kararında da belirtildiği üzere işyerinde uygulanan kapsam içi personel yönetmeliğinin 5. maddesinin davacı işçiye uygulanıp uygulanamayacağı sorunu temel uyuşmazlık konusudur. Davacının davalıya ait işyerinde muvazaalı alt işveren ilişkisi kapsamında bir süre çalıştırıldığı, ardından davalı işveren kadrosuna geçirildiği dosya içindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. İzin süreleri ile kıdemli işçiliği teşvik pirimi noktasında da görünüşte alt işveren işçisi olarak işe başlatılan dönemin dikkate alındığı davalı işverenin kabulündedir. O halde davacının ücretinin, kapsam içi personel yönetmeliğinin 5. maddesi hükmü uyarınca işe ilk giriş tarihine göre belirlenmesi yerindedir. Bununla birlikte davaya konu olan istekler toplu iş sözleşmesi yerine, kapsam içi personel yönetmeliğine dayandığına göre 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu'nun 61. maddesinde öngörülen faizin uygulanması doğru değildir. Hüküm altına alınan alacaklar için usulü müktesep hak ilkesi de gözetilerek 4857 sayılı İş Kanunu'nun 34. maddesinde öngörülen bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.12.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy