(4857 S. K. m. 17, 25) (1475 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 253)
Dava: Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı ile kötüniyet tazminatı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi K. K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili davacının 10.01.2003 tarihinden itibaren davalı şirkette tıbbi satış mümessili olarak çalışmaya başladığını, 10.10.2006 tarihinde iş akdinin bildirimsiz olarak işverence feshedildiğini, iş sözleşmesinin feshine sebep gösterilen doktorları iş sözleşmesi gereği ziyaret etmesi gerektiği kadar ziyaret etmediği ve günlük bildirilmesi gereken raporların hafta sonu topluca bildirilmiş olması gerekçesinin doğru olmadığı iddiası ile kıdem ihbar ve kötüniyet tazminatının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili; davacının iş sözleşmesinin 4857 sayılı kanunun 25/II-e maddesi gereğince feshedilmiş olduğunu, davacının satış elemanı olarak çalışmış olduğunu, brüt ücretinin 2.502,00 YTL olduğunu, görevini yapmadığının satış müdürü ile birlikte sorumluluk bölgesindeki Dr. ziyareti sırasında doktorlar tarafından söylenmiş olduğunu, bunun üzerine davacının da görevini gereği gibi yerine getirmediğinden haklı nedenle iş sözleşmesinin feshedildiğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davacının insan kaynakları departmanına verdiği 3.10.2006 tarihli belgede aslında ilaç tanıtımını yapmadığı halde yapmış gibi işverene bildirimde bulunduğunu kabul ettiğini, davacının davranışının davalı işveren ile aralarındaki güveni zedelediğinden davalı işveren tarafından yapılan feshin haklı nedene dayandığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1 - Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2 - Mahkemece davacının ilaç tanıtımı yapmadığı halde ilaç tanıtımı yapmış gibi işverene bildirimde bulunduğu gerekçesi ile işveren tarafından iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği kanaatine varılmış ise de davacının 03.10.2006 tarihli beyanında GZR ziyaret formlarını günlük yapması gereken işlerini hafta sonu olarak doldurduğunu beyan etmiştir.
Davalı işverence yapılan 12.10.2006 tarihli fesih bildiriminde ise bölge satış müdürü M. D. ile davacının yaptıkları ikili ziyaret sırasında davacının ziyaret etmesi için planlanan Dr. Y. Ü. ve Dr. B. Y.'in beyanlarından davacının işverene yaptığını bildirdiği ziyaretleri yapmadığının anlaşılması üzerine davacının bu davranışının doğruluk ve bağlılığa aykırı görüldüğünden 4857 sayılı İş Kanununun 25/II-e maddesi gereğince feshedilmiştir.
Yargılama sırasında feshe dayanak yapılan ve davacı tanığı olarak talimatla dinlenen B. M. Y. davacıyı tanımadığını beyan etmiş diğer tanık Y. Ü. ise davacının davalı şirketin satış temsilcisi olduğunu, iş sözleşmesinin feshinden önce kendisini birkaç kez ziyaret ettiğini beyan etmiştir.
Davalı işyeri bölge satış müdürü M. D.'nin davalı işyeri insan kaynakları departmanına hitaben yazdığı yazı üzerine davacının yapması gereken ziyaretleri yapmadığı halde yapmış gibi gösterdiğinin anlaşılması üzerine davacının iş sözleşmesi feshedilmiştir. Söz konusu yazıda davacı ile birlikte yapılan ziyaretler ayrıntılı bir şekilde anlatılmış olup davacının ziyaretten önce yapması gereken doktor ziyaretlerini uzun bir süreden beri yapmadığının doktorlar tarafından ifade edildiği belirtilmektedir.
Buna göre davacının iş sözleşmesini feshine neden olarak gösterilen davacı işçinin eyleminin yapılan ziyaret sırasında ziyaret programındaki doktorların beyanı ile ortaya çıkmış olmasına göre davalı işyeri bölge satış müdürü M. D. tarafından yazılan rapor içeriği dikkate alındığında yazıda adı geçen doktorların tanık olarak alınan beyanlarında açık bir şekilde davacının ziyaretlerini aksattığı yönünde beyanları olmadığı gibi tanık B. M. Y. davacıyı hatırlamadığını beyan etmiş; diğer tanık Y. Ü. ise davacının kendisini ziyaret etmediğini, programını aksattığına dair bir beyanı olmadığı gibi aksine birkaç kez ziyaret ettiğini beyan etmiştir.
Feshe dayanak yapılan davalı işyeri bölge satış müdürü M. D. tarafından yazılan yazı içeriği davacı tanığı olarak dinlenen doktorlar tarafından doğrulanmadığından davalı işveren tarafından yapılan fesih işleminin haklı nedene dayanmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre fesih haksız olduğundan dava konusu kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin kabulü yerine hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.12.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy