(4857 S. K. m. 17) (1475 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasındaki, banka zararının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatınca istenilmesi ve davalı avukatınca duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 16.12.2008 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat Z. A. ile karşı taraf adına Avukat F. T. C. geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi Ş. Ç. tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi. Gereği konuşulup düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı banka, bankanın eski şube müdürü olan davalı hakkında açmış olduğu bu davada, aciz vesikasına bağlanan krediler sebebiyle banka zararının oluştuğu ileri sürülerek zararın ödetilmesi isteğinde bulunulmuştur.
Davalı işçi, çalıştığı süre içinde banka şubesini 3. sınıf olmaktan çıkarıp 1/C seviyesine getirdiğini, kredilerin verilmesinde bir usulsüzlüğün olmadığını, yeterli teminat alındığını ve kredi borçluları ile ilgili icra takiplerinin gereği gibi yapılmaması sebebiyle aciz vesikasına bağlandığını savunmuş ve davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, bankacılar ve hukukçudan oluşan bir bilirkişi heyetinden rapor almış ve davalı işçinin kredilerin verilmesi ve takibi aşamasında kusur ya da ihmalinin bulunmadığı yönünden rapor verilmiştir. İtiraz üzerine başka bir heyetten rapor alınmış ve bu raporda, davalının depasman yaptığı ileri sürülmediğinden bu yönde bir sorumluluğunun bulunmadığı, ilgili şubede kredi komisyonu oluşumu ile ilgili belgelerin banka tarafından sunulmadığı ve bu yönde gereken özenin gösterilmediği, bu bakımdan müterafik kusur yönlerinden de gerekli değerlendirmenin yapılamadığı belirtilmiştir. Aynı raporda, aciz vesikalarının alındığı dosyalarda teminat olarak alınan ipotekle ilgili olarak tespit yapılamadığı, icra takiplerinin gereği gibi yerine getirilmediği ve buna göre aciz vesikalarının geçerli olmadığı görüşü açıklanmıştır. Davacı bankanın itirazı üzerine üçüncü kez başka bir bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Mahkemece alınan bu son raporda, her iki kredi sebebiyle toplam 110.439,49 YTL banka zararından davalı işçinin sorumlu olduğu görüşü açıklanmıştır. Mahkemece 6.3.2008 tarihli bu rapora itibar edilerek taleple bağlı olarak 50.000,00 YTL tazminatın davalı işçiden tahsiline karar verilmiştir.
Davalı işçi son bilirkişi raporunun tebliğinden sonra bilirkişilerden birinin davalı bankanın eski bir çalışanı olması sebebiyle reddi yönünde talepte bulunmuş ve raporun önceki bilirkişi raporları ile çeliştiği yönünden itirazda bulunmuştur. Mahkemece davalı vekilinin bu yöndeki itirazı üzerinde durulmadan bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesi hatalı olmuştur.
Öte yandan dosya içinde bulunan daha önceki bilirkişi heyet raporlarına göre sonuca gidilmesine de imkan bulunmamaktadır. Her iki raporda aciz vesikasına bağlanan krediler bankacılık mevzuatı açısından yeterince değerlendirilmemiş, özellikle ikinci bilirkişi raporunda sözü edilen müterafik kusur yönünden gerekli araştırmaya gidilmemiştir. Mahkemece tarafsız iki bankacı ile konunun infaz hukukunu da ilgilendirmesi sebebiyle Hukuk Fakültelerinin medeni usul hukuku ve icra iflas kürsüsünden seçilecek öğretim üyesi bir bilirkişiden oluşan heyetten rapor alınmalıdır. Öncelikle aciz vesikasına bağlanan krediler sebebiyle icra takip dosyaları ve kredi belgeleri getirtilmeli, aciz vesikasına bağlanan kredilerin verilmesi aşamasında bankacılık kurallarına aykırı bir davranışın olup olmadığı belirlenmeli ve davalı işçinin bu aşamada kusur veya ihmalinin olup olmadığı tespit olunmalıdır. Sözü edilen krediler sebebiyle davalı işçi dışında bankanın diğer çalışanları ile genel müdürlüğe bir kusur yüklenmesinin mümkün olup olmadığı değerlendirilmelidir. Daha sonra banka zararı yönünden bir değerlendirme yapılmalı, özellikle zararın icra takibi işlemlerinin gereği gibi yapılmamasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı ortaya konulmalıdır. Kredi borcunun takibi noktasında da, davalı işçinin bir kusurunun olup olmadığı belirlenmelidir. Yine aciz vesikasının geçerliliği de bilirkişiler tarafından ele alınmalıdır. Bilirkişilerden, davanın konusunu oluşturan kredilerin verilmesi evresinde alındığı ileri sürülen ipoteklerle ilgili de incelemeyi içeren bir rapor düzenlemesi istenmelidir.
Davalı işçi kredi tutanağında değişiklik yapıldığı ve imzaların kendisine ait olmadığını 8.5.2008 tarihli oturumda ileri sürmüş ve imza incelemesi talep etmiştir. Mahkemece olayla ilgili olarak banka müfettişine ifade verdiği sırada bu hususa değinmediği gerekçesiyle isteğin reddine karar verilmiştir. Davalı işçi sözü edilen tutanaklarla ilgili olarak hükme esas alınan bilirkişi raporunun ekinde yer alması sebebiyle bilgi sahibi olduğunu açıklamış ve tutanakların sonradan değiştirildiğini ve imzaların sahte olduğunu savunmuştur. Uyuşmazlığın çözümünde etkili olan bu konunun teknik yönden araştırılması gerekir. Davalının 7.10.1999 tarihinde müfettişe verdiği ifade sebebiyle imza incelemesine dair isteğin reddi, savunma hakkını kısıtladığından hatalı olmuştur.
Davalı işçinin işveren hakkında ihbar ve kıdem tazminatı isteğini içeren dava açmış ve isteklerin kabulüne dair karar kesinleşmiştir. Anılan yargılama sırasında davaya konu usulsüz kredi iddialarına yer verilmiş olup, bu yönüyle de ilgili dosya bir değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.
Mahkemece yukarıda sözü edilen yönlerden inceleme ve araştırma yapılmalı ve tarafların iddia ve savunmaları tüm yönlerden değerlendirilerek bir karar verilmelidir. Eksik incelemeyle sonuca gidilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, Davalı yararına takdir edilen 550 YTL. duruşma avukatlık parasının davacıya, Davacı yararına takdir edilen 550 YTL duruşma avukatlık parasının davalıdan yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03.02.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy