(4857 S. K. m. 24, 32, 41, 46, 47, 63) (1475 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 74) (YHGK. 05.04.2006 T. 2006/9-107 E. 2006/144 K.)
Dava: Taraflar arasındaki, kıdem, ihbar, izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, bayram ve genel tatil ücreti ve ücret alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi davacı avukatınca da duruşmalı talep üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 11.11.2008 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat M. Ali Uz geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi Ş.Çil tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçi işyerinde 22 yıldan fazla süreyle çalışmış ve iş sözleşmesinin davalı işverence feshedildiğini ileri sürerek ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinde bulunmuştur. Mahkemece davacı işçinin yıllık izin bitiminde uzun bir süre işine dönmediği, bu nedenle işverence haklı nedenle feshedildiği kabul edilerek sözü edilen isteklerin reddine karar verilmiştir.
Davacı işçi bu davada tazminatların yanında ödenmeyen ücretler ile fazla çalışma, bayram ve genel tatil ücretlerini de talep etmiştir. Yapılan yargılama sonundan davacının ödenmeyen işçilik haklarının bulunduğu tespit edilmiş ve istekler hüküm altına alınmıştır. Davacının işyerindeki kıdemi ve somut olayın özeliği dikkate alındığında işyerinden ayılan davacı işçinin ödenmeyen bir kısım işçilik alacakları sebebiyle 4857 sayılı İş Kanununun 24 II/e bendi uyarınca haklı olarak iş sözleşmesini feshettiği kabul edilmelidir. Böyle olunca davacı işçinin ihbar tazminatına hak kazanması mümkün değilse de, kıdem tazminatı isteğinin kabulüne karar verilmelidir.
3- Davacı işçi fazla çalışma ücreti talebinde bulunmuş, mahkemece isteğin kabulüne karar verilmiştir. Davacının davalıya ait otel işyerinde çalıştığı sürede 24 saat çalışıp 24 saat dinlendiği dosya içindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda haftada 18 saat fazla çalışma yapıldığı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.04.2006 tarih ve E: 2006/9-107, K: 2006/144 sayılı kararında, günde 24 saat çalışmanın geçerli olduğu işyerleri bakımından ara dinlenmeleri ve kişisel ihtiyaçlar için zorunlu süre çıkarıldığında günlük çalışma süresi 14 saat olarak kabul edilmiştir. Buna göre davacının çalıştığı süre içinde, ilk hafta 56 saat, ikinci hafta 42 saat çalışması ortaya çıkmaktadır. 1475 sayılı İş Kanununun uygulandığı dönemde 45 saati aşan süreler fazla çalışma sayılacağından, ilk hafta için fazla çalışma ücreti hesaplanmalıdır. 4857 sayılı İş Kanununun yürürlüğe girdiği 10.06.2003 tarihinden sonraki çalışmalar bakımından ise, aynı yasanın 63. maddesi hükmü uyarınca denkleştirmeye gidilmelidir. Bununla birlikte belirtilen yasanın 63. maddesinde, haftalık normal iş süresinin haftanın çalışılan günlerine günde 11 saati aşmamak üzere farklı şekilde dağıtılabileceği öngörülmüş olmakla, Dairemizin uygulaması gereği günde 11 saati aşan çalışmalar denkleştirmeye tabi tutulmayıp, karşılığının fazla çalışma ücreti olarak ödenmesi gerekir. Hesaplamanın buna göre yapılması gerekirken, varsayıma dayalı olarak haftada 18 saatlik fazla çalışma hesabı hatalı olmuştur.
4- Davacı işçinin askerlik hizmeti sonrasında ara vermeksizin işyerinde çalışmaya başladığı yöntemince kanıtlanabilmiş değildir. Bu durumda Sosyal Sigortalar Kurumu kayıtlarında yazılı olduğu üzere askerlik sonrasında 5.04.1990 tarihinde işe başladığı kabul edilmeli buna göre kıdem tazminatı hesaplanmalıdır.
5- Davacı işçiye havale yoluyla ödendiği anlaşılan ve 393,50 YTL. nin hesaplamaya konu ücret alacağından düşülmemesi hatalı olup ayrı bir bozma nedenidir.
6- İzin ücreti bakımından HUMK'nun 74. maddesinde sözü edilen taleple bağlılık kuralına aykırı şekilde talepten fazlaya dair hüküm kurulması da doğru değildir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, Davacı yararına takdir edilen 550 YTL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.11.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy