(4857 S. K. m. 25)
Dava: Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B.Kar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: En son davalıya ait Ankara Bölge Müdürlüğü işyerinde Bölge Müdürü olarak çalışan davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davacının bölge müdürü olarak işveren adına işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunduğunu, işveren vekilli olması nedeni ile iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağını, ayrıca davacının performansının kabul edilemez düşüklükte olduğunu, 3 ay rapor aldığını, emrindekilere yeterince zaman ayıramadığını, rahatsızlığının işe yansıdığını, savunmasının alındığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının işletmeyi sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcısı konumunda olmadığı gibi, işyerinin bütünün sevk ve idare eden, işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan kişi konumunda da olmadığı, iş güvencesi hükümlerinden yararlanması gerektiği, her ne kadar davacının savunması istenmiş ise de, savunma beklenmeden iş sözleşmesinin feshedildiği, ayrıca bir ilacın Pazar payının düşmesinde davacının sorumlu tutulamayacağı, 2002 yılında kısmi felç geçiren davacının iyileşerek işe döndüğü, başarısı nedeni il prim aldığı, feshin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir. İşçinin davranışlarından doğan geçerli neden kavramını; haklı neden sayılacak düzeyde ağır ve ciddi kusur içermeyen bununla birlikte iş ilişkisinin devamını önleyecek derecede olumsuzluk yaratan kusurlu eylemlerden oluşan ve iş sözleşmesinin feshini sosyal açıdan geçerli kılan haller olarak tanımlayabiliriz. Bununla birlikte işçinin yetersizliğinden doğan geçerli neden için kusur koşulunun zorunlu olmadığını, işçi kusursuz olsa dahi iş yapma borcunu yerine getirme yetenek ve kapasitesindeki yetersizliğin geçerli bir fesih nedeni sayılabileceğini vurgulamak gerekir. İşçinin iş sürecinde gözlenen performansı ile işin sonucuna bağlı ölçülen verimliliğine dayalı olarak yetersiz kaldığının belirlenmesi halinde, işçinin yetersizliğinden doğan geçerli nedenlerden söz edilecektir.
Yeterlilik, bir görevi icra etmek ve görevin gerektirdiği sorumlulukları yerine getirmek için ihtiyaç duyulan yetenek, bilgi ve becerileri ifade eden bir kavramdır. Bu kavram, belirli bir görevi ya da rolü kabul edilebilir bir düzeyde yerine getirmek için sahip olunması gereken bilgi ve beceriyi, kısaca donanımı vurgular. İşçinin performansını etkileyen sağlık sorunu, rahatsızlığı veya iş kazası sonrası aldığı sürekli istirahat raporu şeklinde olabileceği gibi, geçici de olabilmektedir. Sağlık sorunu nedeni ile koşulları olduğu takdirde işverenin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/I. Maddesi uyarınca bildirimsiz fesih hakkı da vardır. Bunun yanında sık sık rapor alma, 4857 sayılı İş Kanunu gerekçesinde işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli nedenler içinde sayılmıştır. Bunun dışında işçinin sağlık sorunu, daha önce yaptığı görevi ve dolayısı ile bu görevde performansını olumsuz etkilese de işletme içinde başka bir görevde değerlendirilmesine engel oluşturmayacaksa, işverenin bu görevde değerlendirmeden, performans yetersizliği nedeni ile fesih yoluna gitmesi, feshi geçersiz kılacaktır.
Dosya içeriğine göre davacının davalıya ait Ankara işyerinde en son bölge Müdürü olarak görev yaptığı, işe alma ve işten çıkarma yetkisi olmaması nedeni ile işveren vekili konumunda olmadığı, iş güvencesi hükümlerinden yararlanması gerektiği anlaşıldığından, mahkemenin bu konudaki gerekçesi yerinde bulunmuştur.
Ancak feshin geçerli nedene dayanmadığı yönündeki değerlendirilmesi eksik ve yetersizdir. Zira Bölge Müdürü olarak görev yapan ve üst düzey yönetici olan davacının 2002 yılında İskemik beyin damar hastalığı rahatsızlığı geçirdiği, tedavi olduğu, bu hastalığının 2006 yılı başı ve sonunda tekerrür ettiği ve en on bu hastalığı nedeni ile 20.11.2006 tarihinden 20.02.2007 tarihine kadar yaklaşık 3 ay kadar rapor aldığı ve bu süre zarfında göreve gelmediği, rapor bitimi göreve başlayan davacıdan, davalı işveren tarafından 23.02.2007 tarihine kadar savunmasını vermesi istendiği, davacının 27.02.2007 tarihinde savunmasını verdiği, iş sözleşmesinin 28.02.2007 tarihinde bu rahatsızlığı da belirtilerek, rahatsızlığını işe yansıttığı, performansının düştüğü, emrindekilere yeterince zaman ayıramadığı gerekçesi ile feshedildiği anlaşılmaktadır.
Davacının ciddi bir rahatsızlık geçirdiği ve rapor aldığı sabittir. Üst düzey yönetici olan davacının bu ciddi rahatsızlığının, görevini ve performansını etkileyip etkilemediğinin, etkilediği takdirde bu sağlık sorununun, işletme veya işyeri içinde başka bir görevde değerlendirilmesine engel olup olmayacağının uzman bilirkişilerden alınacak rapor ile belirlenmesi gerekir. Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.12.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy