(2821 S. K. m. 31) (4857 S. K. m. 17, 21, 57) (1475 S. K. m. 14)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi G. Demirtaş tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı, kesinleşen işe iade davasından sonra işe başlatılmadığını ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile TİS. nin 26. maddesinde düzenlenen tazminat, yıllık ücretli izin alacağı isteğinde bulunmuştur.
Davalı, işe iade davası ile belirlenen tazminatın ödendiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Hükme dayanak yapılan Toplu iş sözleşmesinin 26. maddesinde, İşverenin zorunlu işçi çıkarma hakkını hatalı kullandığı veya sözleşme hükümlerine uymadığı saptanırsa, işçi açıkta geçen sürelere ilişkin ücret ve diğer hakları derhal ödenerek işe başlatılır. Buna uyulmadığı takdirde işçinin ihbar ve kıdem tazminatlarının 3 katı tutarında tazminat ödenir. Şu kadar ki, bu ödeme işçinin ücretinin bir yıllık tutarından az olamaz. Yasalardan ve sözleşmeden doğan haklar saklıdır. hükmü cezai şart tazminatı olarak düzenlenmiştir. 4857 sayılı yasa ile ülkemizde iş güvencesi hükümleri ve özellikle feshin geçersizliğini isteme hakkı getirilmiş ve yasanın 17 ve 21. maddelerinde iş güvencesi kapsamında kalan işçinin bir aylık süre içinde dava açmadığı takdirde kötü niyet tazminatı isteyemeyeceği, feshin geçerli hale geleceği hususları açıkça belirtilmiştir. Buna paralel olarak 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31/6 maddesinde de iş güvencesi kapsamında kalan işçinin sendikal tazminat isteyemeyeceği kuralına da yer verilmiştir.
Dosya içeriğine göre, davacı 4857 sayılı yasa ile getirilen iş güvencesi kapsamında kalmakta olup, kesinleşen işe iade davası bulunmaktadır. 4857 sayılı yasanın belirtilen düzenlemesi karşısında, TİS hükmündeki cezai şart niteliğindeki istek konusu tazminatın, iş güvencesi kapsamına giren ve kesinleşen işe iade davası bulunan davacı açısından, önemi kalmamıştır.
Dairemizin kökleşmiş içtihatlarına göre iş güvencesi kapsamında çalışan işçilere işten çıkarma tazminatı ödenmemektedir. Söz konusu isteğin reddedilmesi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04.06.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy