(2709 S. K. m. 51) (4857 S. K. m. 20, 21) (2821 S. K. m. 16, 31)
Dava: Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan ve sendikal nedenle feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine, işe iadesine ve işe başlatmama tazminatının 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 31.maddesi uyarınca belirlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, feshin geçersizliğine, davacı işçinin işe iadesine ve işe başlatmama tazminatının 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca belirlenmesine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, davacının iş sözleşmesinin işyerine asılan 15.02.2008 tarihli duyuru ile feshedildiğini, feshin geçerli nedene dayanmadığını, işverenin sendika üyesi 41 işçinin iş sözleşmesinin feshedildiğini, feshin sendikal nedene dayandığını belirterek, feshin geçersizliğine, davacı işçinin işe iadesine ve işe başlatmama tazminatının 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 31. maddesi uyarınca belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davacının iş sözleşmesinin 14.02.2008 tarihli bildirimle feshedildiğini, buna göre davanın bir aylık süre içinde açılmadığını, madencilik şartlarının ağır olması, ekonomik ve teknolojik nedenlerden dolayı davacı ile birlikte 41 işçinin iş sözleşmesinin İş Kanunun 29.maddesine göre feshedildiğini, feshin işletme ve işyeri gereklerine dayandığını, toplu işçi çıkarma kuralına göre çıkarma gerçekleştirildiğini, feshin sendikal nedene dayanmadığını, sendika üyesi olmayan işçilerde çıkarıldığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, emsal davada alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek, davalı işverenin işletme ve işyeri gereklerinden olan ekonomik nedeni kanıtlayamadığı, feshe son çare olarak başvurmadığı, ancak feshin sendikal nedenlere dayanmadığı gerekçesi ile feshin geçersizliğine, davacı işçinin işe iadesine ve işe başlatmama tazminatının 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca belirlenmesine karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 20/2 maddesinde açıkça, feshin geçerli nedenlere dayandığının ispat yükü davalı işverene verilmiştir. İşveren ispat yükünü yerine getirirken, öncelikle feshin biçimsel koşullarına uyduğunu, daha sonra, içerik yönünden fesih nedenlerinin geçerli (veya haklı) olduğunu kanıtlayacaktır. Bu kapsamda, işveren fesihle ilgili karar aldığını, bu kararın istihdam fazlası meydana getirdiğini, tutarlı şekilde uyguladığını ve feshin kaçınılmaz olduğunu ispatlamalıdır.
İşverenin, dayandığı fesih sebebinin geçerli (veya haklı) olduğunu uygun delillerle inandırıcı bir biçimde ortaya koyması, kanıt yükünü yerine getirmiş sayılması bakımından yeterlidir. Ancak bu durum, uyuşmazlığın çözümlenmesine yetmemektedir. Çünkü yasa koyucu işçiye başka bir olanak daha sunmuştur. Eğer işçi, feshin, işverenin dayandığı ve uygun kanıtlarla inandırıcı bir biçimde ortaya koyduğu sebebe değil, başka bir sebebe dayandığını iddia ederse, bu başka sebebi kendisi kanıtlamakla yükümlüdür. İşçinin işverenin savunmasında belirttiği neden dışında, iş sözleşmesinin örneğin sendikal nedenle, eşitlik ilkesine aykırı olarak, keza keyfi olarak feshedildiğini iddia ettiğinde, işçi bu iddiasını kanıtlamak zorundadır.
Sendika özgürlüğü olarak belirtilen sendikaya üye olma ve sendikal faaliyette bulunma hakkı, normatif dayanağını Anayasa'nın 51 ve 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 16 ve 31. maddelerinden almaktadır. Sendika özgürlüğü kavramı geniş bir kavram olup, işçinin sendika kurma özgürlüğünü kapsadığı gibi, sendikaya üye olma, üye olmama, üyelikten çekilme ve yasal sınırlar içinde sendikal faaliyetlere katılma özgürlüğünü de içerir. İşverenin fesih hakkını işçinin sendikal hak ve özgürlüklerinden yararlanmasını engellemek amacı ile kullanması fesih hakkının kötüye kullanılmasının en önemli örneğidir. Sendikal faaliyetlerde öncülük yapma yanında, üyelikten sonraki süreçte, sendikanın yetki için başvurması, işverenin sendikanın yetki almaması için bir takım tedbirler alması, örneğin yeni işçi alması, sendika üyeliklerinden istifa edenlerin çıkarılmaması, sendikanın yetki almasının sonuçsuz bırakılması gibi olgular sendikal neden için örnek teşkil etmektedir.
2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31. maddesinde 4773 sayılı yasa ile yapılan değişiklik sonrasında, işçinin iş sözleşmesinin sendika üyeliği ya da sendikal faaliyetleri sebebiyle feshedilmesi halinde doğrudan sendikal tazminat talep hakkının olmadığı açıklanmış ve 4857 sayılı İş Kanununun iş güvencesine dair hükümlerinin uygulanacağı kuralı getirilmiştir. Ancak feshin sendikal nedene dayandığının saptanması halinde işe başlatmama tazminatının işçinin bir yıllık ücretinden az olamayacağı, madde de açıkça belirtilmiştir. Fesih dışında kalan sendikal nedene dayanan ayrımcılık hallerinde ise, işçinin doğrudan sendikal tazminat davası açma hakkı bulunmaktadır.
Dairemizce, feshin sendikal nedenle yapıldığı iddiası ile feshin geçersizliği ve işe iade davasında, sendikal nedenin ispat yükünün işçide olduğu hallerde, işyerinde çalışan ve sendikaya üye olan işçilerin sayısı, hangi tarihlerde üye oldukları, üyelikten çekilen işçilerin olup olmadığı, işyerinde çalışmakta olan işçilerin bulunup bulunmadığı, aynı dönemde yetki prosedürünün işletilip işletilmediği, işyerinde önceki dönemlerde toplu iş sözleşmelerinin bağıtlanıp bağıtlanmadığı, yeni işçi alınıp alınmadığı ve alınmışsa yeni işçilerin sendikalı olup olmadığı gibi hususlarla, işverence ekonomik veya teknolojik nedenlere dayalı bir fesih yoluna gidilmesi durumunda teknik yönden bu durumun araştırılması gibi ölçütler belirlenmiştir.
Dosya içeriğine göre davacının iş sözleşmesinin 15.02.2008 tarihinde işyerine asılan ilan ve tutanak ile feshedildiği, doğrudan davacıya yapılmış bir yazılı bildirim yapılmadığı, davalı işverenin fesihte 4857 sayılı İş Kanunu'nun 19. maddesindeki şekil şartlarına uymadığı gibi işletme ve işyeri gerekleri olarak ileri sürdüğü fesih nedenini, davacının istihdam fazlası olduğunu, feshin kaçınılmazlığını kanıtlayamadığı, ayrıca fesihle çelişen işlemler yaptığı, tutarlı davranmadığı anlaşıldığından mahkemece feshin geçersizliğine ve davacı işçinin işe iadesine karar verilmesi yerinde bulunmuştur.
Ancak davacı taraf feshin sendikal nedene dayandığını, işe başlatmama tazminatının 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 31. maddesi uyarınca belirlenmesini talep etmiş, bu konuda yetki süreci, sadece sendika üyesi işçilerin iş sözleşmelerinin feshedildiği iddiasına dayanmış ve tanık dinletmiştir. Gerçekten de davacının üyesi olduğu sendikanın 02.07.2007 tarihinde çoğunluk tespiti için Bölge Çalışma Müdürlüğüne başvurduğu, olumsuz yetki tespiti üzerine, sendikanın yetki tespitine itiraz davası açtığı, açılan davada bilirkişi tespiti ile işyerinde çalışan 625 işçiden 400 işçinin sendika üyesi olduğunun tespit edildiği, davalı işverenin bu süreçte öncelikle sendika üyesi işçileri ücretsiz izne gönderdiği, Temmuz 2007 ayında sendika üyesi olmayan 279 sendika üyesi olmayan işçi alımı yaptığı, bu şekilde olumsuz yetki tespiti yapılmasını sağladığı, Şubat 2008 ayı itibari ile işyerinde çalışan 419 işçiden 49 işçinin sendika üyesi olduğu, bu şekilde işyerinde sendika üyesi işçilerin çıkarıldığı, keza fesihten sonra bir kısım sendika üyesi işçilerin de nakle tabi tutulduğu anlaşılmıştır. Dinlenen davacı tanıkları işçilere sendikal nedenle baskı yapıldığını, sendika üyeliğinden istifa etmelerinin istendiğini, sendika üyesi olmayıp da işten çıkarılan işçi bulunmadığını belirtmişlerdir. Olayların gelişme seyri ve dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde davacının iş sözleşmesinin sendikal nedenlerle feshedildiği sabittir. Nitekim emsal nitelikte ki Dairemizin 2009/1948, 2009/1949, 2009/5138 ve 2009/5139 Esas sayılı dosyalarında da bu tespitler nedeni ile feshin sendikal nedene dayandığı kabul edilmiştir. Feshin sendikal nedene dayanması nedeni ile işe başlatmama tazminatının 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 31. maddesi uyarınca belirlenmesi gerekir. Mahkemece aksi düşünce ile işe başlatmama tazminatının 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca belirlenmesi hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,
3. Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 31. maddesi uyarınca takdiren davacının 1 yıllık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4. Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,
5. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6. Davacının yapmış olduğu 47.30 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
7. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 575- TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine,
Kesin olarak 14.12.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy