(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17, 25, 41, 44, 47, 57) (5521 S. K. m. 7)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla çalışma, yıllık izin ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, istemi kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için tetkik hâkimi F.B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıya ait iş yerinde 2.9.1996 - 14.6.2007 tarihleri arasında çalıştığını, iş akdinin davalı işveren tarafından haklı nedene dayanılmaksızın feshedildiğini ileri sürmüş ve kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı işçinin iş akdinin işverenin başka bir işçisi olan servis şoförü ile iş yerinde ve mesai saatleri içerisinde kavga etmesi nedeni ile 4857 sayılı Kanunun 25/II - d bendi gereğince haklı sebebe dayalı feshedildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Yerel mahkemece, feshe konu olayı davacının başlatmadığı, bu sebeple taraflar arasındaki iş akdinin davalı işveren tarafından haklı sebeple feshedilmiş sayılamayacağı kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hüküm süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) İş sözleşmesinin işveren tarafından işçinin, işverenin başka bir işçisine sataşması sebebiyle haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
İş Kanunu'nun 25'inci maddesinin II'nci bendinin (d) fıkrasına göre, işçinin işverene veya ailesine karşı şeref ve namusuna dokunacak sözler söylemesi veya davranışlarda bulunması ya da işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması veya işçinin işverene veya aile üyelerinden birine sataşması haklı fesih nedeni olarak sayılmıştır.
İşçinin, işverenin başka bir işçisine sataşması da 4857 sayılı Kanunun 25/II-d hükmü uyarınca haklı fesih nedeni olarak kabul edilmelidir.
Somut olayda, davacı işçi ile işverenin diğer işçisi olan servis şoförü arasında, servis aracının kapısının davacı tarafından kapatılmaması nedeni ile tartışma yaşandığı ve bu olayın her iki işçinin birbirini darp etmesi ile sonuçlandığı tanık beyanları ile sabittir. Dosya içerisine davalı işveren tarafından ibraz edilen 14.6.2007 tarihli tutanak ve ekindeki belgelerin incelenmesinde, olay tarihinde iş yerinde çalışan ve olaya ilişkin görgüye dayalı bilgisi bulunana bir kısım çalışanının, servis şoförünün kapıyı niye kapatmıyorsun şeklindeki sorusu üzerine kapatmazsam ne olur diyerek cevap verdiği yönünde beyanlarının tespit edildiği görülmektedir.
Öte yandan; davacının savunması ve olaya ilişkin görgüye dayalı bilgileri bulunan diğer tanıkların ifadelerinden davacı işçi ile servis şoförü arasında feshe konu olay öncesinde de anlaşmazlık bulunduğu, feshe konu olay tarihinde davacının servis aracının kapısını kapatmayarak servisten uzaklaştığı, diğer işçi ile arasında bu sebeple önce sözlü tartışma yaşandığı, ardından davacının servis aracına doğru yeniden ilerlemesi üzerine de tartışmanın darp boyutuna ulaştığı anlaşılmaktadır.
Feshe konu olayın ilk olarak hangi işçi tarafından başlatıldığı, davacının servis şoförünün saldırısı nedeni ile kendisin korumak zorunda kalıp kalmadığı belirlenmeli ve olayın tüm ayrıntıları ile açıklanması açısından gerekirse taraflarca bildirilen tanıklar yeniden dinlenmeli ve dosya kapsamındaki tüm deliller bir arada değerlendirilerek hüküm kurulmalıdır. Eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-) Taraflar arasındaki diğer uyuşmazlık konusu ise işçilik alacaklarının zaman aşımına uğrayıp uğramadığı noktasındadır.
Zaman aşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalabilmesini ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu eksik bir borç haline dönüştürür ve alacağın dava edilebilme özelliği"ni ortadan kaldırır.
Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu da incelemesi mümkün değildir.
Uygulamada, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması, dava açma tekniği bakımından, tümü ihlal ya da inkar olunan hakkın ancak bir bölümünün dava edilmesi, diğer bölümüne ait dava ve talep hakkının bazı sebeplerle geleceğe bırakılması anlamına gelir. Yargıtay H.G.K. benimsenmiş ilkeye göre, kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kesim için zaman aşımını kesmez, zaman aşımı, alacağın yalnız kısmi davaya konu yapılan miktar için kesilir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 7. maddesinde iş mahkemelerinde sözlü yargılama usulü uygulanır. Bu sebeple zaman aşımı defi ilk oturuma kadar ve en geç ilk oturumda yapılabilir.
Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zaman aşımı defi de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder.
Somut olayda davaya konu fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil günleri çalışma karşılığı ücret alacağı taleplerine karşı davalı tarafça süresi içerisinde zaman aşımı itirazında bulunulmuştur. Bilirkişi tarafından düzenlenen ilk raporda zaman aşımı itirazı dikkate alınmaksızın hesaplama yapılmış ise de mahkemece zaman aşımı itirazı doğrultusunda alacak miktarlarının belirlenmesi hususunda bilirkişiden ek rapor alınmıştır. Ancak mahkemece fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil günleri çalışma karşılığı ücret alacakları yönünden zaman aşımı itirazı dikkate alınmaksızın hesaplama yapılan ilk rapordaki miktarlar üzerinden 1/3 oranında takdiri indirimin yapılarak hüküm kurulmuştur.
Mahkemece zamanaşımına göre düzenlenen bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 07.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy