(1086 S. K. m. 388, 389, 416, 417, 423) (1136 S. K. m. 169)
Dava: Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi T. Y. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı duruşmadaki beyanında, Bölge Çalışma Müdürlüğüne verdiği dilekçeyi tekrar ettiğini, fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere Bölge Çalışma Müdürlüğü tarafından belirlenen meblağlar üzerinden davanın görülmesini, aralık ayı maaşı almak için şubat ayında şirkete gittiğinde muhasebecinin tazminatlarını hesapladığını, 3000 TL.den fazla tutunca ödememek için çalışmaya devam et dediklerini ancak bu sırada A... firmasında çalışmaya başladığını bu sebeple de davalı işyerine dönmeyi düşünmediğini, zira daha önce şubat ayından önce işveren tarafından işe çağrılmadığını beyan etmiştir.
Davalı vekili, işyerine dair ihaleyi müvekkilinin kaybettiğini, bir başka firmanın kazandığını, bu sebeple müvekkilinin o işyeriyle ilişiği kesildiğini, Davacının, müvekkilinin diğer işyerlerine davet edildiğini, hatta işe geleceği düşüncesiyle 1 ay daha sigortalı gösterilmeye devam edildiğini, ancak davacının gelip işbaşı yapmadığını, ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme tarafından, davanın kısmen kabulüyle 1322,75 YTL brüt kıdem tazminatının, 525,00 YTL brüt izin ücreti ve 562,50 YTL ücret alacağı olmak üzere toplam 1087,50 YTL alacağın davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ihbar tazminatı talebin reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacının Bölge Çalışma Müdürlüğüne verdiği dilekçede ay belirtilmeden ücret alacağı talebinde bulunmuştur.
Davacı, yargılama sırasında 25.12.2008 tarihli celsede aralık ayı maaşı almak için şubat ayında şirkete gittiğinde belirtildiği anlaşılmıştır. Mahkeme tarafından ise Ocak ayı ücretine hükmedilmiştir. Mahkeme tarafından yapılacak iş davacının hangi aya dair ücret alacağını talep ettiğini kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlemek, sonucuna göre hüküm kurmaktır.
3- Yargılama giderlerinden sayılan ve H.U.M.K.'nun 423, Avukatlık Kanunu'nun 169 ve Avukatlık Ücret Tarifesinin 1. maddelerinde düzenlenen, ancak müstakil bir varlığı olmayan ve ait olduğu davanın konusunu teşkil eden hak ve alacağa sıkı sıkıya bağlı bulunan avukatlık ücretinin; haksız çıkan tarafa yükletilmesi gerekir. Zira, haksız davranışta bulunan bir kimsenin, bu haksız davranışının bütün sonuçlarından sorumlu tutulması hukukun genel kurallarındandır. H.U.M.K.'nun, yargılama giderlerinin haksız çıkan tarafa yükletilmesine dair 417. maddesi bu ilkeye dayanmaktadır. H.U.M.K.'nun 388. ve 389. maddeleri uyarınca hükmün, taraflara yönelik olarak kurulması gerekir. Kural olarak, davada haklı çıkan taraf kendisini vekil temsil ettirmiş ise, vekalet ücreti diğer yargılama giderleri gibi haksız çıkan taraftan alınarak haklı çıkan tarafa verilir. Her iki tarafın kısmen haklı kısmen haksız çıkması durumunda, her iki tarafta vekalet ücretinden sorumlu tutulacak, vekalet ücreti kabul edilen miktara göre davacı yararına, reddedilen miktara göre ise davalı yararına hüküm altına alınacaktır.(H.U.M.K. m. 416, 417).
Vekalet ücretinin, her yıl Aralık ayında Türkiye Barolar Birliği tarafından yayımlanan ve Adalet Bakanlığı tarafından onaylanan Avukatlık Ücret Tarifesindeki hükümlere ve oranlara göre belirlenmesi gerekir.
4667 Sayılı Kanunun 77. maddesiyle değişik 1136 Sayılı Avukatlık Yasası'nın 164/son maddesinde dava sonunda, kararla tarifeye dayalı olarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinin avukata ait olacağı belirtilmiş ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3. maddesinde de ... Yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek vekalet ücreti ... biçiminde anılan yasa hükme koşut bir düzenlemeye de yer verilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere gerek Avukatlık Yasası ve gerekse de yasaya dayalı olarak hazırlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde yer alan düzenlemeler; H.U.M.K.'nun davanın taraflarına ve hükmün kimlere yönelik olarak kurulacağına dair hükümlerini kaldırıcı veya değiştirici nitelikte değildir. Aksine, hükmün ve ayrıntısı niteliğindeki yargılama giderlerinin ve yargılama giderlerine dahil bulunan vekalet ücretinin davanın tarafları hakkında kurulması gerekir. Avukatlık Yasası'ndaki, vekalet ücreti avukata aittir biçimindeki düzenleme hükmü kuran mahkemeye değil, vekil edene yönelik bir kuraldır. Bu yorum ve varılan sonuç aynı maddedeki bu ücret, iş sahibinin borcu sebebiyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez biçimindeki düzenleme ile de doğrulanmaktadır.
Avukatlık (vekalet) ücreti H.U.M.K.'nun 423/6. maddesinde açıkça belirtildiği yargılama giderlerindendir. Vekalet ücreti de, diğer yargılama giderleri gibi müstakil bir varlığı olmayan ve ait olduğu davanın konusunu teşkil eden hak ve alacağa sıkı bir surette bağlı feri haklardandır. Feri hakların sonuçlandırılması ve karara bağlanması, asıl hakkın sonuçlandırılmasına ve karar verilmesine bağlı olacaktır.
Mahkeme tarafından ihbar tazminatının reddine karar verilmesine rağmen kendini vekil temsil eden davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebepten bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 06.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy