(1086 S. K. m. 284) (2822 S. K. m. 2)
Dava: Davacı, arazi ödeneği ile D.. ödeneğinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm, duruşmalı olarak davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK'nun 435. maddesi gereğince duruşma isteğinin süreden reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verilmiş olmakla Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı işçi 01.05.1989 tarihinden itibaren davalıya ait işyerinde güvenlik görevlisi olarak çalışmaktadır. Sendika üyesi olup toplu iş sözleşmesinden yararlanmaktadır. Bu davada, davalı sendika üyesi olmayan emsal işçilere üye işçilerin üzerinde haklar sağlandığı ilen sürülerek, D
ödeneği ve arazi ödeneği gibi hakların davacı işçiye de sağlanması talep olunmuştur.
Davalı işveren öncelikle kesin hüküm itirazında bulunmuş ve sendika üyesi olan işçilerin haklarının yüksek olduğunu, üye olmayan işçilere sağlanan bu tür yan ödemelerle dengenin sağlandığını savunmuş, aksine uygulamanın eşitsizlik doğuracağını ifade etmiştir.
Mahkemece hukukçu bir bilirkişiden rapor alınmış, davacı işçi ile emsal olduğu söylenen bir işçiye Mart 2007 ile Şubat 2008 arasında sağlanan menfaatler değerlendirilerek, davalı işverence sendika üyesi olmayan işçilere, üye işçilere göre ilave haklar sağlandığı sonucuna varılmış, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekili kararı süresi içinde temyiz etmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, davacı işçi daha önce 11.01.2005 tarihinde aynı yönde bir dava açmış ve 18.08.2004 - 31.12.2004 tarihleri arasında kalan süre için davaya konu istekleri de içerir şekilde taleplerde bulunmuştur. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ve sözü edilen karar davacının temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır Bu davada ise 01.04.2006 - 31.03.2008 arası isteklerde bulunulmuş olmakla, kesinleşen kararın somut olay yönünden kesin hüküm oluşturması mümkün değildir.
İşyerinde istek konusu dönemde uygulanmakta olan toplu iş sözleşmesinin 4/D maddesinde, Kapsam içi sendikasız işçilere işveren Toplu İş Sözleşmesi ve üstünde haklar uygulamayacaktır. Bu hükme aykırı olarak işveren uygulama yaparsa ve sendikanın başvurusuna rağmen bu uygulamaya son vermezse, aynı miktar bütün sendikalı işçilere aynı tarihten itibaren uygulanır şeklinde kurala yer verilmiştir. Sendika tarafından bu yönde başvuru yapılmış, işveren sendikasız işçilere daha fazla haklar sağlamadığını belirterek uygulamayı sürdürmüştür.
Hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı davalı vekilinin itirafları dikkate alınmamıştır. Karşılaştırmanın yapıldığı sendikasız işçi ile davacının aynı konumda çalışan işçiler olup olmadıkları tam olarak anlaşılamadığı gibi, Nisan 2006 sonrası için hesaplama yapıldığı halde, karşılaştırmanın ne sebeple Mart 2007 sonrası bir yıllık süre için yapıldığı da belirlenememiştir. Yine davacı işçi ile emsal olduğu ileri sürülen işçi yönünden sağlanan menfaatlerin karşılaştırılmasında yer alan hesap unsurlarının aynı olmadığı da görülmektedir.
Öte yandan, sendikasız işçilere ödendiği anlaşılan D
ödeneği ile arazi ödeneğinin verilme koşulları ile hesap yöntemi araştırılmış değildir. Hesap yöntemi olarak dava dilekçesinde, günlük birim ücretin 30 ile çarpımının % 38'i kadar D
ödeneği, % 40'ı kadar arazi ödeneği ödenmesi gerektiği belirtilmiştir. Sözü edilen ödemelerle ilgili olarak hak kazanma ve hesap yönlerinden işyeri uygulaması araştırılmalı, davacının adı geçen ödeneklere hak kazanacak şekilde bir çalışmasının olup olmadığı da belirlenmelidir. Konunun özelliği gereği biri özel güvenlik uzmanı, diğeri mali müşavir ve bir hukukçudan oluşan bilirkişi heyetinden denetime elverişli şekilde rapor alınmalı sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece eksik incelemeyle karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.07.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy