(854 S. K. m. 1, 46) (4857 S. K. m. 4) (5521 S. K. m. 1) (6762 S. K. m. 4)
Dava: Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, fazla mesai, genel tatil alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, görevsizlik kararı vermiştir.
Hüküm süresi içinde davalılardan Pupa Yat İşletmecilik ve Turizm A.Ş. ile davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. G. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı; davalılardan E. G.'in maliki bulunduğu ve donatanının da diğer davalı Pupa Yat İşi. Tur. A.Ş. olan Harvest Of France isimli teknede 08.06.1998-30.08.2006 tarihleri arasında belirsiz süreli iş sözleşmesi ile gemi adamı olarak çalıştığını, hiç bir gerekçe gösterilmeden iş sözleşmesinin feshedildiğini belirterek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötü niyet tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı E. G.; davacının işvereni ve teknenin donatanı olmadığını, husumet yokluğu nedeniyle davanın reddinin gerektiğini davacının dava konusu teknede iş sözleşmesine dayanarak değil, vekil sıfatıyla hizmet verdiğini savunmuştur.
Davalı Pupa Yat İşletmeciliği ve Turizm A.Ş.ti; davacının çalıştığını iddia ettiği yatı 01.03.2005 tarihli sözleşmeyle carter hizmetlerinde kullanmak şartıyla üç yıl süreyle diğer davalı malik E. G.'den kiraladığını, yatın işleteni olduğunu, donatanının Europ Yacthıng Agency Ltd. Şti. olduğunu beyan ederek davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece; 854 sayılı Deniz İş Kanunun 1. maddesi uyarınca Deniz İş Yasası Türk Bayrağı'nı taşıyan gemilerde hizmet akdi ile çalışan gemi adamları ve bunların işverenleri hakkında uygulanacağı. Davacının çalıştığı yatın yabancı bayraklı olduğu, 854 SY'nın uygulanması mümkün olmadığı, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanması gerektiği. Buna göre görevli mahkemenin Deniz İhtisas Mahkemesi olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir.
28.04.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5136 Sayılı Kanun ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesine eklenen fıkra uyarınca iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığınca, bu Kanunun Dördüncü Kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin ihtilaflara bakmak ve asliye derecesinde olmak üzeri Denizcilik İhtisas Mahkemeleri kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenir, değinilen Yasa işe ihtar edilen bu düzenleme doğrultusunda 19.07.2004 tarihli Olurla İstanbul'da kurulan Denizcilik İhtisas Mahkemesi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 20.07.2004 gün ve 370 sayılı kararı ile faaliyete geçirilmiş olup, yargı alanı İstanbul ili mülki sınırları olarak belirlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta davacı, davalı işverenler nezdinde iş sözleşmesi ile çalıştığını iddia etmiştir. Taraflar arasında Türk Ticaret Kanunun Dördüncü Kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Buna göre anılan gerekçelerle görevli mahkemenin Deniz İhtisas Mahkemesi olarak kabulü hatalıdır.
Burada çözümlenmesi gereken hukuksal sorun; davacının İş Kanunu kapsamında kalıp kalmadığı dolayısıyla görevli mahkemenin iş mahkemesi olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Görev konusu kamu düzenine ilişkin olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınmalıdır. İş mahkemelerinin görev alanını hakim, tarafların iddia ve savunmalarına göre değil, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesini esas alarak belirleyecektir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri iş mahkemeleridir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 4. maddesinin 1. fıkrasının a bendi uyarınca, deniz ve hava taşıma işlerinde çalışanlar hakkında bu kanun hükümleri uygulanmaz. Deniz taşıma işlerinde çalışanlar hakkında 854 sayılı Deniz İş Kanunu uygulanmaktadır.
854 sayılı Deniz İş Kanununun 1. maddesine göre Bu kanun denizlerde, göllerde ve akarsularda Türk Bayrağını taşıyan ve yüz ve daha yukarı grostonalitonluk gemilerde bir hizmet akti ile çalışan gemi adamları ve bunların işverenleri hakkında uygulanır denilerek, Deniz İş Kanununun kapsamı belirlenmiştir. Gemiler aracılığı ile yapılan deniz taşıma işleri ayrı bir yasaya tabi olduğundan 4857 sayılı İş Kanununun kapsamı dışında bırakılmıştır. Gemi yabancı ülke bayrağı taşıyor veya gemi Türk bayraklı olsa bile yüz grostonlitonluk değil ise, bu gemide çalışanlar hakkında Deniz İş Kanunu uygulanmayacaktır. Keza taşıma işinde çalışan bu gemideki işçiler yine 4857 sayılı İş Kanunu kapsamına girmeyecek, haklarında Borçlar Kanunu genel hükümleri uygulanacaktır.
Deniz İş Kanunu'nun 46. maddesi uyarınca, Bu kanun kapsamına giren gemi adamlarıyla bunların işveren veya işveren vekilleri arasında bu kanundan veya hizmet aktinden doğan davalar hakkında, 5521 sayılı kanun hükümleri uygulanır. Hizmet aktinde ayrıca bir hüküm yoksa dava, geminin bağlama limanında iş davalarını bakmaya yetkili mahkemede görülür.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 4. maddesinde deniz ve taşıma işlerinin yapıldığı işyerlerinde çalışanların kanun kapsamına girmeyeceği açıklandıktan sonra, aynı madde de ayrık durumlara yer verilmiştir.
Buna göre;
1.Kıyılarda veya liman ve iskelelerde gemilerden karaya ve karadan gemilere yapılan yükleme ve boşaltma işlerinde,
2.Havacılığın bütün yer tesislerinde yürütülen işlerinde,
3.Deniz İş Kanunu kapsamına girmeyen ve tarım işlerinden sayılmayan, denizlerde çalışan su ürünleri üreticileri ile ilgili işlerde,
Çalışanların 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında oldukları açıkça belirtilmiştir.
Belirtilen yasal düzenlemeler kapsamında somut uyuşmazlığa bakıldığında; 4857 sayılı İş Kanunu'nun 4. maddesinin 1. fıkrası anlamında deniz taşıma işi yapmadığı, trustik maksatla kullanılan yat olduğu ve yabancı bayrak taşıdığı anlaşıldığından mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davacı 854 Sayılı Deniz İş Yasası kapsamında değerlendirilemez. Buna göre davacının iş sözleşmesi ilişkisi ile 4857 sayılı iş yasası kapsamında kaldığı kabul edilerek iş Mahkemesi sıfatıyla dava hakkında bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçelerle reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.04.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy