(1086 S. K. m. 74, 438)
Dava: Davacı, itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş davalı avukatı duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de; HUMK. nun 438.maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi F.Benli tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi. Gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işveren vekili, davalı işçinin 14.08.2000-01.05.2002 tarihleri arasında müvekkili bankada çalıştığını, iş akdinin davalının haklı nedene dayalı olmayan istifası nedeni ile sonlandığını, taraflar arasında imzalanmış bulunan İş akdinin 4 maddesi ile, işçinin göreve başlamasından itibaren öngörülen 30 aylık süreden önce işten ayrılması halinde eğitim süresince kendisine ödenen ücretler ve yapılan eğitim giderlerinin tamamını ve bakiye süreye isabet edecek brüt ücreti tutarındaki cezai şartı ödemeyi taahhüt ettiğini, davalının sözleşmede öngörülen 30 aylık sürenin bitmesinden 9 ay önce iş akdin feshetmesi nedeni ile eğitim giderleri, cezai şart ve ihbar tazminatı alacaklarının doğduğunu, bu alacakların tahsili amacı ile İstanbul 7.İcra Müdürlüğünün 2006/10948 Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı nedeni ile durduğunu ileri sürerek itirazının iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %40 oranında belirlenecek icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili davacının evlenerek Almanya 'ya gitmesi nedeni ile işten ayrılmak zorunda kaldığını bu nedenle iş akdinin haksız feshedilmiş kabul edilemeyeceğini, ayrıca işe girebilmek için sözleşmeyi imzalamak zorunda kalan davacının serbest iradesi ile bu hükümleri kabul etmiş sayılamayacağını ileri sürmüş ve davanın reddine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
Yerel mahkemece davalının istifa ederek hizmet akdini tek taraflı olarak feshettiği, bu nedenle ihbar tazminatı, kurs gideri, karşılıklılık şartı gerçekleşen cezai şarttan sorumlu olduğu kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içerisinde davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalının temyiz itirazları yönünden;
Cezai şart alacağı yönünden taraflar arasındaki iş sözleşmesinde karşılıklılık bulunup bulunmadığı hususu uyuşmazlık konusudur.
Hizmet sözleşmesinin 4 ve 5. maddelerinde işçi ve işveren yararına olarak getirilen cezai şart ile ilgili hükümlerde işçi aleyhine bir düzenleme söz konusudur. Gerçekten davacı işçi sözleşmeyi 30 aylık süre tamamlanmadan feshettiği takdirde, davalı işverene son ücreti üzerinden çalışılmayan bakiye süre için cezai şart öngörülmüşken, davalı işverenin aynı şekilde fesih yoluna gitmesi halinde sadece üç aylık ücretle sınırlı bir cezai şart getirilmiş ayrıca işçinin performans göstermemesi gibi muğlak bir düzenlemeyle bu cezai şarttan kurtulma olanağı tanınmış bulunmaktadır. Dairemizin yerleşmiş uygulamasına göre işçi ve işveren yararına öngörülmüş cezai şart ile ilgili düzenlemelerde denklik mevcut değilse, bir başka anlatımla işçi aleyhine daha ağır bir cezai şart söz konusu ise işçinin sorumluluğu, işverenin sorumluluğundan daha ağır olamaz. Somut olay bakımından işçi sorumlu tutulduğu taktirde işverenin sorumluğu gibi üç aylık ücretle sınırlı olması gerekir. Ancak ayrıca performans koşulu da getirilmek suretiyle işçinin bir yandan sorumluluğu öngörülürken işverenin sorumlu olamayacağı ihtimalleri de bulunduğu için, bu şekilde yapılan cezai şart düzenlemesinin geçersiz olduğu sonucuna varılmalıdır. Davacı bankanın cezai şarta ilişkin talebinin reddi gerekirken kabulü hatalıdır.
3- Davacı işveren tarafından İstanbul 7.İcra Müdürlüğünün 2006/10948 Esas sayılı dosyası üzerinden yürütülen icra takibinde 1.046.00 TL ihbar tazminatı talep edildiği halde, bu talep yönünden 1.565,19 TL üzerinden takibin devamına karar verilmesi HUMK' nun 74. Maddesinde öngörülen taleple bağlılık kuralına aykırıdır.
4- Davacının temyiz itirazları yönünden ise;
İcra takibine konu işlemiş faiz alacağına ilişkin hükme esas alınan bilirkişi raporunda icra takibindeki faiz miktarının asıl alacağa oranlanması sureti ile tespit edilen katsayıya göre hesaplanması hatalıdır. Kabulüne karar verilen eğitim giderleri ve ihbar tazminatı yönünden icra takibinde yasal faiz talep edildiği açıkça anlaşıldığından, ihtarnamenin tebliğ tarihi ile takip tarihi arasındaki dönem de geçerli yasal faiz oranları tespit edilerek hesaplama yapılmalı ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04.05.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy