(2004 S. K. m. 68) (5521 S. K. m. 7) (4857 S. K. m. 8, 28) (818 S. K. m. 104) (3095 S. K. m. 3) (YHGK. 04.03.2009 T. 2009/9-57 E. 2009/110 K.)
Dava: Davacı, itirazın iptali ile inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Karar: Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi C. Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm davacının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı emeklilik nedeniyle iş sözleşmesinin 16.8.2005 tarihinde sona erdiğini, işyerinde yılda iki brüt maaş tutarında temettü verildiğini, ancak 2005 yılında çalışması karşılığında kendisine temettü ödenmediğini, temettü alacağı için ilamsız icra takibinde bulunduğunu talep ettiği alacağın 1.375 TL kısmına davalı tarafça yapılan itirazın haksız olduğunu belirterek itirazın iptali ile icra inkar tazminatı talep etmiştir.
Davalı, davacının iş sözleşmesinin emeklilik nedeniyle sona erdiğini, işten ayrılırken işvereni ibra ettiğini, ayrıca temettüden yararlanabilmesi için temettünün verildiği yılın tamamında çalışılması ve temettü dağıtılırken işyerinde çalışılması koşulu bulunduğunu, davacının bu şartları taşımadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davacının 1.245,81 TL temettü alacağı bulunduğu kabul edilerek itirazın kısmen iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatının reddine karar verilmiştir.
Davalı işyerinde uygulanan Ücret ve Diğer Ödemelerin Tespit Esasları'na ilişkin düzenlemenin 19. maddesinde çalışanlara yılda 4 ikramiye verileceği düzenlenmiştir. Davacıya ait 2005/Ocak-Haziran ve Ağustos ayı ücret bordrolarının tamamında ikramiye tahakkuku bulunmaktadır. İşyerinde yılda verilen dört ikramiyenin oniki aya bölünerek aylık ödendiği ücret bordroları ile sabittir. Öte yandan Dairemizce temyiz incelemesi yapılan emsal dosyalarda da bilirkişi tarafından temettü hesabı yapılırken işçinin son çalıştığı aya ilişkin ücret bordrosunda yer alan temel ücret ile ikramiye miktarının toplamına göre hesaplama yapılmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise işçinin son ay bordrosunda belirtilen ikramiye miktarının 3 ayda bir ödenen ikramiye olarak kabul edilerek bu miktar hey yıl ödenen dört ikramiyeden biri olarak kabul edilerek davacının aylık brüt ücreti bulunmak suretiyle çalıştığı süre nazara alınarak kıstelyevm üzerinden hesap yapılması hatalıdır. Mahkemece gerekirse yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak yukarıda belirtildiği üzere davacının aylık brüt ücreti tespit edilerek 2005 yılında hak ettiği temettü alacağı tespit edilmeli davacının davalı tarafından icra takibine yaptığı itirazın alacağın 1.375 TL kısmı yönünden itirazın kaldırılmasına yönelik talebi de dikkate alınarak temettü alacağı ile ilgili yeniden bir karar verilmelidir.
3- İşçilik alacaklarıyla ilgili olarak yapılmış olan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında yargılama ve icra inkar tazminatına karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Genel haciz yoluyla ilamsız icra takiplerinde borçlunun itirazı üzerine takip durur ve alacaklının takibin devamını sağlamaya yarayan imkanlarından biri İcra İflas Kanunun 67. maddesinde öngörülen itirazın iptali davasıdır.
İtirazın iptali davası, takip alacaklısı tarafından itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılır. İcra takibinde yer alan ve borçlu tarafından itiraza uğrayan kısım davanın konusunu oluşturur. Borcun tamamına ya da bir kısmına itiraz hallerinde olduğu gibi imzaya itiraz ile faize itiraz edilmesi durumunda da itirazın iptali davası açılabilir.
İcra İflas Kanununun 68 ve 68 (a) maddelerinde sözü edilen belgelerden birine sahip olmayan alacaklı, itirazın giderilmesini sağlayabilmek için yalnız itirazın iptali yoluna başvurabilir.
Borçlu ödeme emrine itiraz etmemiş ya da itiraz geçerli değilse alacaklının itirazın iptali davası açmasında hukuki yarar yoktur.
İtirazın iptali davası süreye tabidir. Alacaklı itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde davayı açabilir.
İcra takibi konusu alacak (davası) iş mahkemesinin görevine girmekte ise, itirazın iptali davası da iş mahkemesinde açılır (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku, İstanbul Kasım 2004, s. 223.). Buna göre davada 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunun 7. maddesi uyarınca sözlü yargılama usulü uygulanır.
İtirazın iptali davasında, işçilik alacaklarıyla ilgili olarak tahsil hükmü kurulması mümkün olmaz. Yargılama sonunda icra takibine itirazın kıdeme ya da tamamen iptali ile takibin devamına ya da davanın reddine dair karar verilmelidir.
İtirazın iptali davasında dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması mümkün olup, arttırılan kısım yönünden tahsil davası olarak hüküm kurulmalıdır. Davaya konu miktarın ıslah yoluyla arttırılması itirazın iptali davasının niteliğini değiştirmez ve tamamını tahsil davasına dönüştürmez.
İtirazın iptali davasında borçlunun haksızlığına karar verilmesi halinde ve alacaklının talep etmiş olması şartıyla, borç miktarının Yasada gösterilen orandan az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilir. İcra inkar tazminatına karar verilebilmesi için alacağın belirli ya da belirlenebilir olması gerekir. Özellikle, işçinin kıdemi, ücreti gibi hesap unsurları, işverence bilinen ya da belirlenebilecek hususlardır. 4857 sayılı İş Kanununun 8 ve 28. maddelerinin işverene bu gibi konularda belge düzenleme yükümü yüklediği de gözden uzak tutulmamalıdır. Ancak, hak tartışmalı ise icra inkar tazminatına hükmedilemez (Yargıtay HGK. 4.3.2009 gün 2009/9-57 E, 2009/110 K).
Borçlu belirli bir alacak için yapılan icra takibinde borcun bir kısmına itiraz etmek istediğinde, itiraz ettiği kısmı açıkça göstermek zorundadır. Borçlu buna uymaz ve borcun tamamına itiraz ederse, itirazın iptali davası sonucunda borçlu olduğu miktar bakımından icra inkar tazminatı ödemekle yükümlüdür (Yargıtay 9. HD. 4.4.2008 gün 2007/14360 E, 2008/7511 K.).
Alacağın likit olması şartıyla, itirazın iptali davası sonunda borçlunun itirazının kısmen kabulü halinde dahi, kabul edilen kısım bakımından icra inkar tazminatına hükmedilmelidir.
İcra inkar tazminatı, asıl alacak bakımından söze konu olur. İşlemiş faiz isteği yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesi mümkün değildir.
İcra takibinde işlemiş faiz için de takip tarihinden itibaren faiz talep edilmiş olması durumunda, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi, faize faiz yürütülmesi anlamına gelir ki, Borçlar Kanunun 104/son ve 3095 sayılı yasanın 3. maddesi uyarınca faize faiz yürütülmesi mümkün olmaz. Bu halde, asıl alacak bakımından takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmek suretiyle, faize faiz yürütülmeyecek şekilde hüküm kurulmalıdır.
Somut olayda davalı banka tarafından her yıl çalışanlara iki brüt maaş oranında temettü verildiği sabittir. Davacının 2005 yılında çalıştığı süre nazara alındığında kıstelyevm esasına göre hak edeceği temettü alacağı davalı tarafça bilinebilir niteliktedir. Davalı işveren aleyhine temettü alacağı için yapılan icra takibine yapılan itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedildiği, bu kararın Dairemizce yapılan temyiz incelemesi neticesinde onanmasına karar verilmiştir (Yargıtay 9. HD. 16.6.2010 gün 2008/35266 E, 2010/19243 K.). Mahkemece davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.12.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy