(4857 S. K. m. 59)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram, genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi F. Benli tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıya ait iş yerinde 01.01.1990- 20.11.2006 tarihleri arasında çalıştığını, iş akdinin davalı işveren tarafından haklı nedene dayanılmaksızın sonlandırıldığını, iş yerinde fazla çalışma yaptığını ulusal bayram genel tatil günlerinde de çalışmanın sürdüğünü bu çalışma karşılığı ücret alacaklarının ödenmediğini yıllık izinlerinin kullandırılmadığı ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili şirkete bağlı olarak 21.05.2003-20.11.2006 tarihleri arasında çalıştığını, iş akdinin davacının istifası nedeni ile sonlandığını, çalışma dönemine ilişkin hak kazandığı tüm işçilik haklarının ödendiği hususunun ibraname ile sabit olduğunu ileri sürmüş ve davanın reddine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
Yerel mahkemece davacının 01.01.1990-20.11.2006 tarihleri arasında davalıya ait iş yerinde çalıştığı, iş akdinin davalı işveren tarafından haksız feshedildiği, davacının tüm çalışma süresi için 14 gün yıllık izin kullandığının işverence ispatlandığı, savunma ile çelişen ibranameye itibar edilemeyeceği kanaatine varılarak davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
Hüküm süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Taraflar arasında uyuşmazlık davacı işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada ilişkinin sona erme şeklinin ve haklı olup olmadığının önemi bulunmamaktadır.
İşçinin işe iade davası açması durumunda, izin ücretinin talep edilip edilemeyeceği davanın sonucuna göre belirlenmelidir. Gerçekten işçinin dava sonucu işe başlatılması durumunda önceki fesih ortadan kalkmış olmakla ve iş ilişkisi devam ettiğinde 4857 sayılı İş Kanununun 59. maddesi uyarınca izin ücreti istenemez. İşçinin işe başvurusuna rağmen yasal bir aylık işe başlatma süresi içinde işe alınmaması halinde ise işe başlatmama anı fesih tarihi olarak kabul edildiğinden, izin alacağı bu tarihte muaccel olur.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Somut olayda; davacının iş yerinde 01.01.1996-20.05.2003 tarihleri arasında gerçek kişi Şaban Baş'a bağlı olarak çalıştığı, ardından şirketleşmeye gidilmesi sonucunda 21.05.2003-20.11.2006 tarihleri arasında davalı şirkete bağlı olarak çalışmasını sürdürdüğü dosya içerisine ibraz edilen belgeler ve tanık anlatımları ile sabittir.
Bilirkişi raporu düzenlendikten sonra, davalı tarafça davacının gerçek kişi yanındaki çalışmalarına ilişkin iş yeri dosyası ibraz edilmiştir Bu dosya içerisinde yer alan 2002/ 6. ay, 1999/10. ay, 1998/8. ve 1997/6. ay bordroları ile davacıya yıllık izin ücreti ödendiği sabittir.
Ayrıca davacının 2003 yılından sonraki çalışma dönemi içinde 01.11.2006-16.11.2006 ve 15.06.2005-30.06.2005 tarihleri arasında toplam 28 gün yıllık izin kullandığı imzalı yıllık izin belgeleri ile ispatlanmıştır. Mahkemece bu belgeler değerlendirilmeksizin düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.05.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy