(4857 S. K. m. 25, 46, 47, 63) (2429 S. K. m. 2, 3)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil ile ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Karar: Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İ. P. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, Gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı, davalı işyerinde çalışmakta iken iş akdinin haksız olarak feshedildiğini, feshe ilişkin iddiaların doğru olmadığını, fazla mesaiye kaldığını, genel tatillerde çalıştığını, hafta tatillerinde çalıştığını ileri sürerek iddiası ile kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti, hafta tatili ve genel tatil ücreti isteklerini hüküm altına alınmasını istemiştir.
Davalı, davacının işyerindeki davranış bozuklukları nedeniyle 19.04.2005-21.04.2005 tarihleri arasında çalışmasına ara verildiğini, davacının ürettiği çoraplarda bozuk ve hatalı çorap sayısına olağan dışı artışı nedeniyle hatalı üretimin devamı halinde işinin değiştirileceği veya işine son verileceği yolunda 10.03.2006 günlü yazıyla davacının uyarıldığını, hatalı üretime devam edip işinin değiştirilmesini reddetmesi nedeniyle iş akdinin 13.03.2006 tarihinde 4857 sayılı yasanın 25/11. maddesi feshin haklı sebebe dayalı olup, fazla mesai, hafta tatili, bayram alacaklarının imza karşılığı bordrolarla ödendiğini, davacının tüm izinlerini kullandığını, isteklerin yerinde olmadığını savunmuştur.
Mahkemece, iş akdinin davalı işveren tarafından haksız olarak feshedildiği, fazla çalışmasının olduğu hafta tatili yönünden dosya kapsamındaki elektronik kart çıktıları tanık beyanları birlikte mevcut elektronik kart uygulamalarına ilişkin belgelere göre ayda 3 pazar çalışıldığı, genel tatil çalışmasının olduğu, gerekçesi ile bilirkişi raporundaki miktarlara göre isteklerin kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.
1) Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2) Davacı işçinin hafta tatili ücretine hak kazanıp kazanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanununun 46. maddesinde işçinin, tatil gününden önce aynı yasanın 63. maddesine göre belirlenmiş olan iş günlerinde çalışmış olması koşuluyla yedi günlük zaman dilimi içinde 24 saat dinlenme hakkının bulunduğu açıklanmıştır. İşçinin hafta tatili gününde çalışma karşılığı olmaksızın bir günlük ücrete hak kazanacağı da 46. maddenin 2. fıkrasında ifade edilmiştir.
Hafta tatili izni kesintisiz en az 24 saattir. Bunun altında bir süre haftalık izin verilmesi durumunda, usulüne uygun şekilde hafta tatili izni kullandığından söz edilemez.
Ayrıca, hafta tatili bölünerek kullandırılamaz. Buna göre hafta tatilinin 24 saatten az olarak kullandırılması halinde hafta tatili hiç kullandırılmamış sayılır.
2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 3. maddesine göre hafta tatili Pazar günüdür Kural bu şekilde olmakla birlikte, işçiye Pazar günü dışında hafta tatili izni kullandırılması mümkündür.
Hafta tatili gününde çalıştığını iddia eden işçi norm kuramı uyarınca bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan hafta tatili ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde işçi, hafta tatilinde çalışma yaptığını her türlü delille ispat edebilir.
Hafta tatillerinde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir.
İmzalı ücret bordrolarında hafta tatili ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından daha fazla çalışıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin hafta tatili alacağının bordroda görünenden daha fazla olduğu yönünde bir ihtirazi kaydının bulunması halinde, hafta tatili çalışmalarının ispatı her türlü delille yapılabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olanın dışında hafta tatillerinde çalışmaların yazılı delille kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, hafta tatili ücretlerinin tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde hafta tatili çalışması yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Hafta tatili çalışmamalarının yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Hafta tatilli çalışmalarının uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Dairemizce son yıllarda indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak, hafta tatili çalışmasının taktiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.
Somut olayda, dinlenen davacı tanıkları beyanlarında pazar günleri çalışıldığını belirtmesine rağmen hafta içi tatil yapılıp yapılmadığı yolunda beyanda bulunmamışlardır. Mahkemece de bu hususta bir soru sorulmadığı anlaşılmaktadır. Emsal nitelikteki, aynı işyeri ile ilgili temyiz incelemesi birlikte yapılan bozmadan sonra Dairemizin 2010/17540, 2010/17541 ve 2010/17542 Esas numarasını alan dosyalardaki bozma ilamlarında davacı tanığının işyerinde hafta sonları 24 saat istirahat olduğu yolundaki beyanı nedeni ile hüküm kurulması hatalıdır.
Bu nedenlerle tanıklar yeniden dinlenerek davacının haftanın 6 günü mü, yoksa 7 günü mü çalıştığı ve işyerindeki puantaj kayıtları haftanın 6 gününe göre belirlendiği de değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması hatalıdır.
3) Davacı işçinin ulusal bayram ve genel tatillerde çalışma karşılığı ücretlere hak kazanıp kazanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanununun 47. maddesinde, Kanunun kapsamındaki işyerleri bakımından, ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışma karşılığı olmaksızın o günün ücretinin ödeneceği, tatil yapılmayarak çalışıldığında ise, ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücreti ödeneceği hükme bağlanmıştır.
2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 2. maddesinde resmi ve dini bayram günleriyle yılbaşı gününün genel tatil günleri olduğu açıklanmıştır. Buna göre genel tatil günleri, 1 Ocak, 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos günleri ile Arife günü saat 13.00'da başlanan 3.5 günlük Ramazan Bayramı ve Arife günü saat 13.00'de başlayan 4.5 günlük Kurban Bayramı günlerinden oluşur. Ulusal bayram günü ise, 28 Ekim saat 13.00'ten itibaren başlayan 29 Ekim günü de devam eden 1.5 gündür. İşçinin ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıp çalışmayacağı toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmesiyle kararlaştırabilir.
Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan hafta tatili ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde işçi, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını her türlü delille ispat edebilir.
Ulusal bayram ve genel tatillerde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir.
İmzalı ücret bordrolarında ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından daha fazla çalışıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin alacağının bordroda görünenden daha fazla olduğu yönünde bir ihtirazi kaydının bulunması halinde, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının ispatı her türlü delille yapılabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olanın dışında ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının yazılı delille kanıtlaması gerekir.
Ulusal bayram ve genel tatil çalışmamalarının yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Dairemizce son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının taktiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.
Somut olayda, davalı işveren davacı işçiye 2002-2003-2004 yıllarına ilişkin ulusal bayramlar için ek mesai ücretinin Mayıs 2005 ayı bordrosu ile ödendiğini ileri sürmüştür.
Davacı işçinin imzası bulunan Mayıs 2005 ayı pusulasında tahakkuk ettirilen miktar ile 2002-2003-2004 yılları ulusal bayramlar için ek mesai tablosunda belirtilen miktar birbirini teyit etmektedir. Her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporunda kayıtlara göre ödenmemiş günlerin dikkate alındığı belirtilerek hesaplama yapılmış ise de hesaba katılan 23 Nisan 2002 çalışması, Mayıs 2005 ayı bordrosuna dayanak olarak sunulan ek mesai tablosunda görünmektedir. Mahkemece genel tatil ücreti hesaplanırken 2002-2003-2004 yılları için tahakkuk ettirilerek 2005 yılı Mayıs ayı bordrosu ile yapılan ödeme hususunda bir değerlendirme yapılmadan eksik inceleme ile genel tatil ücretinin hüküm altına alınmış olması da hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.05.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy