(4857 S. K. m. 25)
Dava: Davacı, ihbar, kıdem tazminatı, ikramiye, yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Y.Tekbaş tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı kıdem, ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacağı isteklerinde bulunmuştur.
Davalı davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece istek gibi hüküm kurulmuştur.
Kararı yasal süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz etmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin/bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanununun 25. maddesinin II. bendinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığında işverenin haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. Yine aynı maddenin II. bendinin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkanı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkanı tanımaktadır.
İşçinin eleştiri sınırları içinde kalan söz ve davranışları ise, işverene haklı fesih imkanı vermez (Yargıtay 9.HD. 1.12.2009 gün, 2008/11819 E, 2009/32509 K) .
Somut olayda davalı bankada bireysel M.İ.Y yöneticisi olarak çalışan davacının iş sözleşmesi banka müdürünün bankayı zarara uğratmasına basiretsiz davranışları ile yardımcı olduğu iddiasıyla feshedilmiştir.
Avukat bilirkişinin raporu ile ve davacının tanık beyanlarına göre sadece bu işlemleri bilgisayara geçirme işini yaptığı beyanlarına itibar edilerek sonuca gidilmesi doğru değildir. Bankacılık güven esasına dayanan teknik uzmanlık isteyen bir işkoludur. Dairemizin bu konudaki uygulaması bankacılık mevzuatı ve uygulamalarında uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak davacının kusuru olup olmadığının belirlenmesi ve bu rapor değerlendirilerek sonuca gidilmesi yolundadır. Teknik bir konuda şahsi bilgi ile hüküm kurulması olanağı bulunmamaktadır. Böyle olunca bankacılık mevzuatı ve uygulamalarında uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmadan eksik inceleme ile sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.05.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy