(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17, 22, 25)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi F.Benli tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıya ait iş yerinde 23.05.2006-03.07.2008 tarihleri arasında çalıştığını, işveren tarafından fesihten önceki son 3 aylık dönemde, hafta tatili verilmeksizin günde 12 saat çalışmaya zorlandığını, yorgunluk nedeni ile 29.06.2008 tarihinde vardiyasına gelemediğini ve 01.07.2008 tarihinde ise vardiyaya geç kaldığını, bu hususta savunma vermeyi kabul etmemesi üzerine iş akdinin davalı iş veren tarafından haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatlarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının 11.05.2008 ve 01.07.2008 tarihlerinde vardiyasına gelmediği, 29.06.2008 ve 02.07.2008 tarihlerinde ise fazla mesai yapmayı kabul etmemesi nedeni ile iş yerindeki çalışma düzenini bozduğunu, davacının hatırlatıldığı halde görevini yapmamakta ısrar etmesi üzerine 4857 sayılı Kanunun 25/II maddesi gereğince iş akdinin haklı sebeple feshedildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
Yerel mahkemece davacının iş disiplinine aykırı ve çalışma düzenini bozacak şekilde devamsızlık yaptığı, söz konusu eylemleri nedeniyle sürekli sözlü ve yazılı olarak ihtar edilmek suretiyle ikaz edildiği, müteaddit kereler hatırlatıldığı ve ihtar edildiği halde görevlerini aksatmaya devam etmesi nedeni ile iş akdinin davalı iş veren tarafından haklı nedenle feshedildiği kanaatine varılarak davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
Hüküm süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İş sözleşmesinin işveren tarafından hatırlatıldığı halde görevlerini yapmamakta ısrar etmesi nedeniyle haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 25 II-(h) bendinde, işçinin hatırlatıldığı halde görevlerini yapmamakta ısrar etmesi durumunda işverenin haklı fesih imkanının bulunduğu hükme bağlanmıştır.
İş görme edimi işçi tarafından işverenin verdiği talimatlara uygun olarak yerine getirilmelidir. İşverenin talimatlarının da iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi getirilebilecek sınırlamalara ve işçinin eğitimi, yeteneği ve takati gibi hususlara aykırılık oluşturmamalıdır.
1475 sayılı İş Kanunu'nda işçinin hatırlatıldığı halde görevlerini yapmaması haklı fesih nedeni olarak sayılmış ve işçinin bu anlık durumu yeterli görülmüşken, 4857 sayılı İş Kanunu ile işçinin bu görevi yapmamakta ısrar etmesi kuralı getirilmiştir. Bu noktada işverenin hatırlatmasının ardın da sadece bir kez görevi yapmama yeterli sayılmamalıdır.
İşçinin görevi yapmama eylemi hatırlatmanın ardından da devamlılık arz etmelidir.
İşverenin fesih öncesinde işçinin yapmakla yükümlü olduğu görevlerini hatırlatılmalıdır. Bu hatırlatmanın sözlü olarak ya da yazılı biçimde yapılması mümkündür. Bu konuda ispat yükü de işverendedir.
İşçinin görev tanımının, bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde açıkça öngörülmüş olması işverenin hatırlatma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
İşçiye yapılacak hatırlatmada, işçiden yapması istenen görev açık biçimde bildirilmeli ve işin tamamlanmasına yetecek bir süre öngörülmelidir. Bildirimde, görevin hatırlatılması yeterlidir. Görevin gereklerinin yerine getirilmemesi durumunda iş sözleşmesinin feshedileceği hususunun ayrıca bildirilmesi gerekmez.
İşçinin verilen görev tamamlanamamış olsa da, bir kısmını yapmış olması halinde bu davranışının nedenleri üzerinde durulmalı ve işverenin haklı fesih imkanının olup olmadığı, gerekirse uzman bilirkişilerce değerlendirilmelidir.
İşçinin çalışma koşullarında işçi aleyhine değişiklik niteliğinde olan görevlendirmelerin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 22. maddesi uyarınca işçiyi bağlamayacağı açıktır. Bu kapsamda bir görevin yerine getirilmemiş oluşu da işverene haklı fesih imkanı vermez.
Somut olayda dosya içerisine ibraz edilen tutanak ve savunma belgelerinin incelenmesinde davacının 11.05.2008 ve 01.07.2008 tarihlerinde görevli olduğu vardiyaya gelmediği, 29.06.2008 ve 02.07.2008 tarihlerinde ise fazla mesai yapılacağını bildirildiği halde fazla mesaiye katılmadığı, anılan eylemlerin ilk üçü için davacıya ihtar cezası verildiği anlaşılmaktadır. Davacının 2 defa mesaiye geç gelme ve aralıklı şekilde 2 defa işe gelmeme şeklinde gelişen eylemleri davalı işveren açısından geçerli fesih sebebi oluşturmakla birlikte, haklı fesih sebebi oluşturmadığından kıdem ve ihbar tazminatı istemlerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.05.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy