(5521 S. K. m. 1) (4857 S. K. m. 8, 14) (6762 S. K. m. 451) (5422 S. K. m. 37, 38, 39)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi N. Doğan Ceylan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde davacının davalı firmanın Adana Şubesi ile ilgili ve sınırlı olmak üzere 01/09/2005 tarihinden itibaren Hukuk Danışmanlığı ve Avukatlığı görevini yürüttüğünü, aylık 1.250,00 ABD Doları maaşla çalıştığını, davalı tarafından gönderilen 06/04/2007 tarihli azilname ile haklı ve geçerli bir neden gösterilmeksizin müvekkilinin iş sözleşmesinin 30/04/2007 tarihi itibarı ile sona erdirildiğini, müvekkili ile davalı arasında akdedilen vekalet sözleşmelerine göre dosya sayısı esas alınmaksızın belirli bir zaman dilimine göre tespit edilen ücreti almakta olup davacının davalının getirdiği davaları kabul ya da red yetkisi bulunmayıp bu davalara bakmakla yükümlü olduğunu, ayrıca her üç ayda bir müvekkilinin davalıya tüm dava ve icra dosyaları hakkında raporlar sunduğunu, gözetim ve denetiminde olduğundan dolayı aralarında vekalet akdinden öte 4857 sayılı Yasanın 14. maddesinde tanımlanan hizmet akdi bulunduğunu, iş sözleşmesinin önel verilmeksizin sona erdirildiğini, iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatının hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde davalı şirket ile davacı arasında hizmet sözleşmesine dayalı bir iş akdi bulunmadığını, ilişkinin vekalet ilişkisine dayandığını, bu ilişkinin 06/04/2007 tarihli azilname ile 30/04/2007 tarihi itibarı ile sona erdiğini, davacının kendi bürosunda çalıştığını, vergi mükellefi olduğunu, başka kişilerden iş aldığını, çalışma saatlerini kendisinin ayarladığını, davalı şirketten kimsenin davacıya çalışırken emir ve talimat vermediğini, serbest meslek makbuzlarının aradaki ilişkinin niteliğini belirlemede yeterli olmadığını, davalı şirketin tüm aktif ve pasifleri ile birlikte TTK'nun 451.maddesi uyarınca Carrefoursa Carrefour Sabancı Tic. Merkezi AŞ tarafından devralındığını beyanla davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davalı şirketin Adana, Mersin, Hatay ve İskenderun Mağazaları ile ilgili davalı şirkete karşı açılan ve davalı şirketin açmış olduğu tüm dosyalar için 1.250,00 ABD Doları ücret karşılığı görev yaptığı, davalı ile aralarında bağımlılık unsuru bulunarak ve zamanla sınırlı olmaksızın ayrıca sayı ile de sınır getirilmeksizin davacının dosya başına değil aylık ücretle çalışması nedeni ile davacı ile davalı arasında hizmet sözleşmesi bulunduğu, bildirim öneli uygulanmaksızın haksız olarak hizmet akdinin sona erdirildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Taraflar arasında yapılan sözleşmenin iş sözleşmesi mi yoksa vekâlet sözleşmesi mi olduğu uyuşmazlık konusudur.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri iş mahkemeleridir. İş mahkemesinin kural olarak görevli olması için davacının işçi, davalının işveren ve aralarında iş ilişkisi olması gerekir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 8/1 maddesi uyarınca İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. Ücret, iş göreme (emek) ve bağımlılık iş sözleşmesinin belirleyici unsurlarıdır.
İş sözleşmesini diğer iş görme sözleşmeleri olan eser ve vekalet sözleşmelerinden ayırt edici en önemli kıstas bağımlılık ilişkisidir. Her üç sözleşmede iş görme edimini yerine getirenin iş görülen kişiye (işveren-eser sahibi veya temsil edilen) karşı ekonomik bağlılığı vardır. İş sözleşmesini belirleyen kriter hukuki-kişisel bağımlılıktır. Gerçek anlamda hukuki bağımlılık, işçinin işin yürütümüne ve işyerindeki davranışlarına ilişkin talimatlara uyma yükümlülüğünü üstlenmesi ile doğar. İşçi edimini işverenin karar ve talimatları çerçevesinde yerine getirmektedir. İşçinin bu anlamda işveren karşı kişisel bağımlılığı ön plana çıkmaktadır. Bu anlamda işveren ile işçi arasında hiyerarşik bir bağ vardır. İş sözleşmesine dayandığı için hukuki, işçiyi kişisel olarak işveren bağladığı için kişisel bağımlılık söz konusudur.
İş sözleşmesinde bağımlılık unsurunun içeriğini; işverenin talimatlarına göre hareket etmek ve iş sürecinin ve sonuçlarının işveren tarafından denetlenmesi oluşturmaktadır. İşin işverene ait işyerinde görülmesi, malzemenin işveren tarafından sağlanması, iş görenin işin görülme tarzı bakımından iş sahibinden talimat alması, işin iş sahibi veya bir yardımcısı tarafından kontrol edilmesi, bir sermaye koymadan ve kendine ait bir organizasyonu olmadan faaliyet göstermesi, ücretin ödenme şekli kişisel bağımlılığın tespitinde dikkate alınacak yardımcı olgulardır. Sayılan bu belirtilerin hiçbiri tek başına kesin bir ölçü teşkil etmez. İşçinin, işverenin belirlediği koşullarda çalışırken, kendi yaratıcı gücünü kullanması, işverenin isteği doğrultusunda işin yapılması için serbest hareket etmesi bu bağımlılık ilişkisini ortadan kaldırmaz.
Yukarıda sayılan ölçütler yanında, özellikle bağımsız çalışanı, işçiden ayıran ilk kriter, çalışan kişinin yaptığı işin yönetimi ve gerçek denetiminin kime ait olduğudur. Çalışan kişi işin yürütümünü kendi organize etse de, üzerinde iş sahibinin belirli ölçüde kontrol ve denetimi söz konusuysa, iş sahibine bilgi ve hesap verme yükümlülüğü varsa, doğrudan iş sahibinin otoritesi altında olmasa da bağımlı çalışan olduğu kabul edilebilir. Bu bağlamda çalışanın işini kaybetme riski olmaksızın verilen görevi reddetme hakkına sahip olması (ki bu iş görme borcunun bir ifadesidir) önemli bir olgudur. Böyle bir durumda çalışan kişinin bağımsız çalışan olduğu kabul edilmelidir. Çalışanın münhasıran aynı iş sahibi için çalışması da, yeterli olmasa da aralarında bağımlılık ilişkisi bulunduğuna kanıt oluşturabilir. Dikkate alınabilecek diğer bir ölçütte münhasıran bir iş sahibi için çalışan kişinin, ücreti kendisi tarafından ödenen yardımcı eleman çalıştırıp çalıştırmadığı, işin görülmesinde ondan yaralanıp yararlanmadığıdır. Bu durumun varlığı çalışma ilişkisinin bağımsız olduğunu gösterir.
Somut olayda davalı vekili davacının ayrı bir bürosu olduğunu, yanında elaman çalıştırdığını, başka kişilerden de iş aldığını, çalışma düzenini kendisinin ayarladığını savunmuştur. Mahkemece bu savunma üzerinde durulmamış, gerekli araştırma yapılmamıştır.
Davalının savunması üzerinde durularak yukarıdaki ilkeler doğrultusunda gerekli araştırma yapılarak toplanan deliller değerlendirmeye tabi tutulduktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
2-) Davalı vekili davalı şirketin Carrefoursa Carrefour Sabancı Tic. Merkezi AŞ tarafından TTK'nun 451 ve Kurumlar Vergisi Yasasının 37-39. maddeleri uyarınca tüm aktif ve pasifleri ile birlikte devralındığını ileri sürmüştür. Mahkemece bu savunma karşısında davalı şirketin tüzel kişiliğinin devam edip etmediği araştırılmadan doğrudan GİMA Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Türk A.Ş. hakkında hüküm tesisi de hatalı olup ayrı bir bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03.05.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy