(2821 S. K. m. 31) (YHGK 16.05.2007 T. 2007/9-272 E. 2007/282 K.)
Dava: Taraflar arasındaki, Sendikal Tazminatın Ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 30.06.2009 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı vekili ile karşı taraf vekili geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, işyerinin Türkiye Gemi Sanayi A.Ş. tarafından 15.11.1999 tarihinde davalı Milli Savunma Bakanlığı'na devredilmesinin ardından, işyerinde uygulanmakta olan toplu iş sözleşmesinin tarafı olan sendikadan baskıyla istifa ettirildiğini ve işverenin diğer işyerlerinde örgütlü olan sendikaya üyeliklerin sağlandığını, bu işlemlerin işyerine noter getirtilerek ve işçiler üzerinde baskı uygulanmak suretiyle gerçekleştirildiğini ileri sürerek sendikal tazminat isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren, davacı işçiye bir baskının yapılmadığını ve kendi iradesiyle toplu iş sözleşmesinin tarafı olan sendikadan istifa ettiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, sendikal tazminat taleplerinin 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde ileri sürülebileceği ve davada zamanaşımı süresinin dolmadığı, işverence baskı sonucu üyeliklerden istifa ile diğer sendikaya üyeliklerin gerçekleştirildiğinin sabit olduğu gerekçesiyle sendikal tazminatın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili süresi içinde temyiz etmiştir.
Dosya içeriğine göre, davacının da aralarında bulunduğu çok sayıda işçi, işyerinin davalı tarafından devralınmasının ardından işyerinde uygulanmakta olan ve süresi 31.12.2000 tarihine kadar devam edecek olan toplu iş sözleşmesinin tarafı olan sendika üyeliğinden istifa etmişler ve kısa süre içinde diğer sendikaya üye olmuşlardır. Davalıya ait diğer işyerlerinde örgütlenen sendika ile toplu iş sözleşmesi bağıtlanmış olup, işçilerin büyük bir kısmı anılan toplu iş sözleşmesinden yararlanmak için önceki sendika üyeliklerinden istifa edip, diğer sendikaya üye olmuşlardır. Davalı işverenin sendikal örgütlenmeye karşı olmadığı da dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
İşyerinin davalıya devrinin ardından iş kolu da değişmiş ve önceki sendikanın bir daha toplu iş sözleşmesi bağıtlaması da imkansız hale gelmiştir. Bu nedenle davacı işçi sendika üyeliğinden istifa etmiş ve davalı işverene ait diğer işyerlerinde de örgütlü bulunan sendikaya üye olmuştur. Böylece davacı işçi işyerinde uygulanmakta olan ve son olarak üyesi olduğu sendika ile bağıtlanana toplu iş sözleşmelerinden yararlanmaya devam etmiş ve yıllar sonra emekli olmak suretiyle işyerinden ayrılmıştır.
İşyerinde çalıştığı sırada sendikal baskılar ve sendikal tazminat haklarının varlığından hiç söz etmemiştir. Aradan 9 yıl gibi bir süre geçtikten sonra sendikal tazminata dair bu davalar açılmıştır. Sendikal tazminat davaları 10 yıllık zamanaşımına tabi olsa da, aradan geçen uzun süre içinde bu hakkın talep edilmemiş olması, vakıaların sendikal tazminatı gerektirmeyecek şekilde geliştiğinin de bir göstergesidir. Davacı işçi sendika üyeliğini değiştirmiş, değişen sendikanın bağıtladığı toplu iş sözleşmelerinden yararlanmış, uzun yıllar işyerinde bu şekilde çalışmış ve emekliliğinde de toplu iş sözleşmesine göre haklan ödenmiştir. Davacının önceki toplu iş sözleşmesi ve sendika üyeliğine bağlı olarak fark alacak talebi de bulunmamaktadır.
Davalı işveren tarafından aynı dönemde İzmir Alaybey Tersanesi de devralınmış, devir anında mevcut toplu iş sözleşmesinin uygulanmasına devam olunmuş, toplu iş sözleşmesinin süresinin bitimini takiben, Türkiye Harb İş Sendikası tarafından alınan yetki çerçevesinde toplu iş sözleşmesi bağıtlanmıştır. Bu durum da işverenin devir anındaki toplu iş sözleşmesini uygulamamak için sendika üyeliklerinden baskıyla istifa ettirme yönünde genel bir tavrının olmadığını göstermektedir.
Benzer durumdaki işçilerin açtıkları bazı davalar temyiz incelemesine konu olmuş, bazı davalarda sendikal tazminat isteklerinin kabulüne dair kararlar Dairemizce onanmıştır. Bazı davalarda ise sendikal tazminat isteklerinin reddi yönünde kararlar verilmiş, yerel mahkemenin direnmesi üzerine Hukuk Genel Kurulu tarafından direnme kararı bozulmuş ve somut olay yönünden sendikal nedenin bulunmadığı sonucuna varılmıştır (Yargıtay HGK 16.05.2007 gün 2007/9-272 E, 2007/282 K.). Konuyla ilgili Hukuk Genel Kurulu kararına uygun olarak somut olay yönünden de sendikal nedenin varlığının kanıtlanamadığı sonucuna varmak gerekmiştir. Böyle olunca davanın reddi gerekirken yazılı şekilde isteğin kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 625,00.-TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının iadesine, 02.07.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy