(4857 S. K. m. 24, 32, 57) (1475 S. K. m. 14) (YHGK. 02.02.2005 T. 2004/9-753 E. 2005/12 K.)
Dava: Davacı, kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti ile ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi N. D. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Yargıtay Kararı:
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının yerinde olmaması nedeni ile reddine,
2- Davacının ücreti konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmaktadır.
Davacı vekili dava dilekçesinde davacının davalıya ait işyerinde 24.12.2002 tarihinde işyeri hekimi olarak işe başladığını, 9 ay boyunca ücretinin ödenmediğini, bunun üzerine iş akdini haklı nedenle 02.10.2007 tarihinde feshettiğini, davacının davalı işyerinde 24.12.2002 tarihli hekim hizmet sözleşmesine göre ve yıllık olarak tarifesi yenilenen bu sözleşmede belirlenen koşullara göre çalıştığını, çalıştığı süre içinde hiç yıllık izin kullanmadığını, ücretlerinin de ödenmediğini, davacının son ücretinin 1.264,00- TL olduğunu beyanla kıdem tazminatı, ödenmeyen ücret ile yıllık izin ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde davacının 02.01.2003 tarihinde çalışmaya başladığını, iş akdinin davacı tarafından 02.10.2007 tarihinde feshedildiğini, 9 ay boyunca ücret ödenmediği iddiasının haksız ve gerçeklere aykırı olduğunu, davacının ücretinin iddianın aksine aylık 450-TL net olduğunu, ancak taraflar arasında düzenlenmiş bulunan Hekim Hizmet Sözleşmesi'nde Türk Tabipler Birliği'nin belirlemiş olduğu miktarın gösterilmesinin sebebinin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02.02.2005 gün ve 2004/9 -753 E. 2005/12 K. sayılı kararında Tabipler Birliğince belirlenmiş tarifenin aslında herhangi bir uygulanma zorunluluğunun ve bağlayıcılığının söz konusu olmadığının açık bir şekilde vurgulanmasına karşın, uygulamada taraflar arasındaki Hekim Hizmet Sözleşmelerinde aksi yönde bir ücretin kararlaştırılmış olması halinde, S.S.K. İl Sağlık Müdürlüğü'nün, işyerinde çalışan hekime reçete yazma, vizite kağıdı düzenleme, 2 günden fazla istirahat izni verme yetki vermemesi nedeniyle karşılaşılan zorluk ve zorunluluk olduğunu, bu itibarla, davaya konu Hekim Hizmet Sözleşmesi düzenlenirken aylık ücret olarak Türk Tabipler Birliği'nin belirlemiş olduğu miktar gösterildiğini, ancak davacının almış olduğu gerçek ücret aylık 450.00.-YTL olduğunu, ibraz edilen 2007 ve 2006 yılına ait tediye makbuzları ile makbuzlarda davacının ücretinin aylık 450- TL olarak gösterildiğini, bunun taraflar arasındaki anlaşmanın kesin delili olduğunu, davacının bunlara itiraz etmediği gibi ihtirazı kayıt da koymadığını, ücretlerinin kendisine ödendiğini, yıllık izinlerini kullandığını, davacının İşyerinde 2 gün 12.00-13.00 arası çalıştığını, bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece davacının davalı işyerinde 02.01.2003 tarihinden itibaren işyeri hekimi olarak çalıştığı ve ücretlerinin ödenmemesi sebebi ile 02.10.2007 tarihi itibari ile iş akdini haklı sebebe dayanarak 4857 Sayılı Kanun'un 24/II-e madde ve bendi gereğince feshettiği, İşveren tarafından sunulan belgeler arasında davacının imzasını taşıyan 2003 yılı ücret bordrolarında davacının ücretinin Türk Tabipler Birliği'nin tarifesine göre tahakkuk ettirildiğini, son ücretinin net 1.264,00-YTL olduğunu, işveren tarafından sunulan makbuz başlıklı belgelerin çoğunda tarih olmadığını, boşluk doldurma sureti ile düzenlenmiş olup plaka no yazan yerde imza bulunduğunu, bunun bile makbuzun park yeri ücreti makbuzu mu, çalışanın benzin ve sair yol gideri gibi masraflarının karşılanmasına ilişkin düzenlenmiş makbuz mu olduğu hususunda kuşku yaratır nitelikte olduğunu, bordroların düzenleniş şekline bakıldığında makbuz niteliğinde belgelerin ücretlerine ait olduğu iddia edilen tarihlerde yeterli teknik donanıma sahip olan işverenin imzalandığı tarih itibarı ile bir bütün halinde basılarak düzenlenmiş ödeme belgesi tanzim etmesi mümkün iken niteliği itibarı ile ücret ödemesine ilişkin olduğu yönünde kuşku yaratan, hangi tarihte düzenlendiği, hangi tarihte imzalandığı ve imzalandığı tarihte boş mu, yoksa doldurulmuş vaziyette mi olduğu hususları açıkça anlaşılamayan belgelere, hele de birbirini teyit eden iş sözleşmesi ve usulüne uygun düzenlenen işverenden sadır bordrolar karşısında itibar edilmesinin mümkün bulunmadığını belirterek davacının ücretinin iddia gibi kabulü sureti ile yapılan hesaplamaya itibar edilerek davacının alacaklarının hüküm altına alınmasına karar verilmiştir.
Davacının hizmet sözleşmesinde Türk Tabipler Birliği'nce bildirilen asgari ücrete göre ücret alacağı yazılı ise de, dosyadaki bilgi ve belgelere ve özellikle ücret tediye makbuzlarına göre davacının 2007 yılında net 450,00-YTL ücretle çalıştığı, sözleşmedeki rakamın ise yasal mevzuatı aşmak amacı ile yazıldığı, davacının uzun süre 450,00-YTL ücret ödenmesine karşı çıkmadığı, bu hali ile davacının gerçek ücretinin aylık net 450,00-YTL olduğu anlaşılmakla, davacının kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin ve ödenmeyen 4 aylık (2007 yılı Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül) ücretinin net 450-,00- TL üzerinden hesap edilmesi gerekirken hatalı yorum ve gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.12.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy