(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 24, 41, 47, 57)
Dava: Davacı, kıdem tazminatı, fazla çalışma, genel tatil, yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ü... A
tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili; müvekkilinin davalı işyerinde 01/09/1995 tarihinde çalışmaya başladığını, yasal haklarının ödenmemesi sebebiyle iş akdini 4857 sayılı yasanın 24. maddesi gereğince 29/10/2007 tarihinde haklı sebeplerle feshettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kıdem tazminatı,2007 yılı 7-8-9-10 aylarına ait ücret alacakları, fazla çalışma ücreti, genel tatil ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı şirket adına çıkarılan dava dilekçesi ekli duruşma gününü bildirir davetiye bizzat temyiz eden şirket yetkilisi K
K
'e tebliğ edildiği ve tebligat usulüne uygun olduğu halde duruşmaya gelmemiştir.
Mahkemece alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı davalı işyerinde 01.09.1995 - 29.10.2007 tarihleri arasında çalıştığını ileri sürmüştür. Davalı işveren davaya cevap vermediği gibi işyeri şahsi sicil dosyası ve kayıtlarını da sunmamıştır. Yerel mahkemece SSK kayıtları, davacının hizmet cetvelini getirtilip tanık beyanlarıyla karşılaştırılıp değerlendirilerek hizmet süresinin tespit edilmesi gerekirken, işyerinde 2 ve 3 yıldır çalıştıklarını söyleyen davacı tanıklarının beyanlarıyla davacının talebi gibi 01.09.1995 - 29.10.2007 tarihleri arasında 12 yıl 1 ay 28 gün süreyle davalı işyerinde çalıştığının kabul edilmesi hatalıdır.
2- Yargılama sırasında dinlenen davacı tanıkları davacının haftanın 7 günü 08:00-21:00 saatleri arasında çalışarak haftada 80,50 saat çalışıp 35,50 saat fazla mesai yaptığını söylemişlerse de dairemizin yerleşik içtihatları gereğince bir kişinin bu şekilde çalışması insanın dayanma gücünü aştığı ve hayatın olağan akışına aykırı olduğu halde mahkemece tanık beyanlarına itibar edilerek fazla çalışma ücreti alacağının hüküm altına alınması hatalıdır.
3- Dosyada işyeri şahsi sicil dosyası ve kayıtlarının teslimi hususunda kesin süre ihtaratı içerir mahkeme yazısı bulunmaktadır. Ancak bu yazının tebliğ belgesi yoktur. Bu nedenle davalı işverene işyeri şahsi sicil dosyası ve kayıtlarının sunulması için kesin süre ihtaratı içerir davetiye tebliğ edilerek yargılamaya devam olunması gerekirken bu gereklilik yerine getirilmeden hüküm kurulması hatalıdır.
Kabule göre davacının fesih bildirimi davalıya 01.11.2007 tarihinde tebliğ edilmiş, 3 gün içinde alacakların yatırılması istenmiştir. Bu durumda temerrüt tarihi 05.11.2007 iken mahkemece 01.11.2007 kabul edilmesi de hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.01.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy