(818 S. K. m. 117, 325) (4857 S. K. m. 25, 34)
Dava: Davacı, ihbar ve kötü niyet tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi F. Benli tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, Gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı iş yerinde 01.09.2005-31.08.2006 tarihleri arasında geçerli belirli süreli hizmet sözleşmesi kapsamında öğretmen olarak çalıştığını, işverenin sözleşmeyi süresinden önce 07.04.2006 tarihinde haksız olarak sona erdirdiğini ileri sürmüş ve İhbar ve Kötü Niyet Tazminatıyla Bakiye Süre Ücret alacağının tahsilini talep etmiştir.
Davalı işveren iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini, bu nedenle bakiye süre ücret alacağının doğmadığını ileri sürerek davanın reddi talebinde bulunmuştur.
yerel mahkemece; davalı işveren tarafından yapılan feshin haklı olduğu, kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içerisinde davacı tarafça temyiz edilmiştir.
1 - Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2 - Taraflar arasındaki uyuşmazlık, belirli süreli iş sözleşmesinin süresinden önce feshi halinde işverence ödenmesi gereken kalan süreye ait ücret konusunda toplanmaktadır.
Borçlar Kanununun 325 inci maddesinde, İş sahibi işi kabulde temerrüt ederse, işçi taahhüt ettiği işi yapmaya mecbur olmaksızın mukaveledeki ücreti isteyebilir şeklinde kurala yer verilerek işçinin kalan süre ücretini talep hakkı olduğu belirlenmiştir. Bakiye süre ücretinin istenebilmesi için iş sözleşmesi, işverence feshedilmiş olmalıdır. Öte yandan, iş sözleşmesinin feshinin haklı bir nedene dayanmaması gerekir. İşverenin feshi, 4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinin ilk bendinde yazılı olan sağlık sebeplerine, ikinci bentte sözü edilen ahlak ve iyiniyet kurallarıyla benzerlerine uymayan hallere ve üçüncü bentte öngörülen zorlayıcı sebeplere dayanması durumunda işçiye sözleşmenin kalan süresine ait ücretler bakımından talep hakkı doğmaz.
4773 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği 15.3.2003 tarihi sonrasında İş Hukukunda geçerli fesih kavramı da yerini almıştır. Her ne kadar anılan fesih, gerek 4773 sayılı yasa ve gerek 4857 sayılı İş Kanununda belirsiz süreli iş sözleşmeleri için öngörülmüş olsa da, belirli süreli iş sözleşmesi bakımından da geçerli nedenin sonuçlarının tartışılması gerekir. Geçerli neden ister, işletmenin ve işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklansın ya da işçinin yeterliliği ve davranışlarına dayansın belirli süreli iş sözleşmesinin süresinden önce işverence feshi için gerekçe oluşturmamalıdır. Gerçekten, belirli süreli iş sözleşmesi düzenleyerek taraflar fesih iradelerini sürenin sonuna kadar askıya almış sayılmalıdır. Bu itibarla geçerli nedenlerin varlığına rağmen belirli süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçinin iş sözleşmesi süresinden önce haklı bir neden olmaksızın feshedildiğinde kalan süreye ait ücretinin ödenmesi gerekir.
Belirli süreli iş sözleşmesinde, feshin Borçlar Kanunun 117 nci maddesinde sözü edilen ifa imkansızlığına dayanması halinde bakiye süre ücreti ödenmesi gerekmez.
İfa imkansızlığı; edimin içeriği değişmeksizin borcun aynen yerine getirilmesinin olanaksız hale gelmesi olarak açıklanabilir.
İşçinin iş görme edimini ifa edememesi, işverenin temerrüdünden kaynaklanmaktadır. O halde sanki sözleşme devam ediyormuş gibi kalan süreye ait ücret ve diğer hakların ödemesi gerekecektir. İş Hukukunda ücret kural olarak çalışma karşılığı ödenir. Aksinin kanunda öngörülmesi ya da taraflarca açık biçimde kararlaştırılması gerekir. o halde bakiye süre ücreti için 4857 sayılı İş Kanununun 34 üncü maddesinde öngörülen özel faizin uygulanması söz konusu olmaz. Çünkü eylemli çalışmanın karşılığı değildir. Sosyal Sigortalar Kurumuna bakiye süre ücreti içinden bakiye süreye dair pirim ödemesi de gerekmez.
Borçlar Kanunun 325 inci maddesine göre, işçinin, sözleşme kapsamındaki işi yapmaması sebebiyle tasarruf ettiği miktarla diğer bir işten elde ettiği gelirleri veya kazanmaktan kasten feragat ettiği şeyler kalan süreye ait ücretler toplamından indirilmelidir. Bu konuda gerekli araştırmaya gidilmeli, işçinin sözleşmenin feshinden sonraki dönem içinde başka bir işten gelir elde edip etmediği, ya da iş arayıp aramadığı araştırılarak sonuca gidilmelidir.
Somut olayda; davalı işveren Üsküdar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün 21.03.2006 tarihli yazısı çerçevesinde tübitak bilim olimpiyatlarına başvuru yapılması hususunda davacının görevlendirildiğini davacının kendisine verilen görevleri ihmal edip yerine getirmemesi nedeniyle başvurunun yapılmadığını ve okulun bu nedenle zarara uğratıldığını ileri sürerek iş akdinin haklı nedene dayalı olarak feshedildiğini savunmaktadır.
Üsküdar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün ilgili yazısı davacı ve A. Kocakale isimli öğretmenlere tebliğ edilerek, altına Acilen gereğini rica ederim. Bilgi dönüşü istiyorum şerhi düşülmüştür. Dinlenilen tanık anlatımlarından; Bilim Olimpiyatlarına katılacak öğrencilerin davacı ve diğer görevli öğretmenler tarafından belirlenerek idareye bildirildiği ve davacının Bilim Olimpiyatlarına başvuruyu yapmak hususunda çaba göstermesine karşılık okul kayıtlarındaki bir takım eksiklikler nedeniyle internet üzerinden başvurunun yapılamadığı anlaşılmaktadır.
Bilim Olimpiyatlarına okul adına başvuru işlemlerini yapmak, davalı iş yerinde Matematik Öğretmeni olarak çalışan davacının görev sınırları içerisinde bulunmamaktadır. Davacının açıkça bu hususta görevlendirildiğinin gösterir bir delil de dosya içerisine ibraz edilmemiştir. Aynı hususta görevlendirilmiş bulunan diğer öğretmenin iş akdinin bu olay nedeniyle feshedilmediği de dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
İş akdinin, taraflar arasındaki sözleşmenin f bendi gereğince feshedildiği de belirtilmiş olmakla birlikte, bu hususta da davalı işveren tarafından dosyaya herhangi bir delil sunulmamıştır. Bu nedenle davacının iş akdinin haklı nedene dayalı olmaksızın feshedildiği anlaşılmaktadır. Bakiye süre ücret alacağı talebine ilişkin davanın B.K. nun 325 inci maddesi dikkate alınarak kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi hatalı olup, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.01.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy