(818 S. K. m. 325)
Dava: Davacı ve karşı davalı icra dosyasına haksız yere ödenen miktarların istirdadıyla maddi ve manevi tazminatı, davalı ve karşı davacı ise ihbar ve kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı sebeplerle her iki davada kısmen gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmayı tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 11.10.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına vekili karşı taraf adına vekili geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi Ş. Çil tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi. Gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı işveren, davalının 12.7.1994 tarihinden itibaren 625 Sayılı Kanuna göre bağıtlanan ve her yıl yenilenen birer yıllık sözleşmelerle davacı şirkete ait dershanede öğretmen olarak çalıştığını, son olarak taraflar arasında bağıtlanan 4.9.2003-4.9.2004 süreli iş sözleşmesiyle çalışmakta iken işverenliğinin 10.6.2004 tarihli yazısıyla sözleşmenin 2004-2005 yılı için yenilenmeyeceğinin davalıya bildirildiğini, davalının İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün 2004/11504 Esas sayılı dosyası ile 12.7.1994-5.7.2004 tarihleri arasındaki hizmet sözleşmesinin haksız feshi sebebine istinaden 15.730.14 TL kıdem tazminatı ve 3.030.53 TL ihbar tazminatı olmak üzere 18.760.67 TL, nin tahsili istemiyle işveren aleyhine ilamsız takip yoluyla icra takibine gidildiği ve 5.8.2004 tarihinde takip tutarı borç ve masrafları karşılığı 21.750.00 TL'nin davacı işveren tarafından icra dosyasına ödendiğini, icra dosyasına ödenen 21.750.00 TL'nin davalıdan tahsili gerektiği ve ayrıca davalının sözleşme süresi devam ettiği halde iş sözleşmesiyle üstlendiği görevleri ifa etmemesi sebebiyle 12 aylık maaş tutarında tazminatı ödemesi gerektiği ve davalının bu kötü niyetli tutumu sebebiyle öğretmen-öğrenci ve veliler nezdinde itibar kaybetmesine sebep olduğu ileri sürülerek 50.000.00 TL manevi tazminat ödemesi gerektiği belirtilerek, icra dosyasına ödemek zorunda kalınan para, manevi tazminat ve belirli süreli iş sözleşmesinin süresinden önce feshi sebebiyle uğranılan maddi zararlar karşılığı toplam 85.430.00 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı (karşı davacı) taraflar arasındaki son bir yıllık sözleşmenin süresi bitmeden sözleşmenin 2004-2005 yılı için yenilenmeyeceğinin davacı işverenlikçe 10.6.2004 tarihli yazıyla süresi bitiminden önce feshedildiğinden ihbar ve kıdem tazminatına hak kazandığını, icra takibine başvurmasının yasal bir yol olduğunu, davacı şirket merkezine gönderilen ödeme emrine süresi içinde itiraz edilmediğinden takibin kesinleştiğini ve haczin de Kanunun öngördüğü saatler içinde uygulandığını bu konudaki ithamların haksız olduğunu beyanla haksız davanın reddini istemiştir. Ayrıca İstanbul 5. İş Mahkemesi'nin 2005/1003 Esas sayıyla açılan ve 2.3.2006 tarihli karar ile iş bu dosyayla birleştirilmesine karar verilen dava dilekçesiyle fazla mesai, hafta tatili, dini ve milli bayram ücreti ve kötü niyet tazminatı isteklerinde bulunulmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının (karşı davacı) dershanede 4.9.2003-4.9.2004 arası bir yıl yürürlük süreli iş sözleşmesiyle çalışmakta iken 10.6.2004 tarihi yazı ile iş sözleşmesinin 2004-2005 yılı için yenilenmeyeceğinin işverence bildirildiği, iş sözleşmesinin 4.9.2004 tarihine kadar devam ettiği, işverenliğin 10.6.2004 tarihli yazısı taraflar arasındaki akdi sona erdiren bir fesih bildirimi olmadığı ancak süresi bitiminde sona erecek ve davalı akdin bitimi tarihi itibariyle belirli süreli iş sözleşmesinin davacı işverenlikçe yenilenmemesi nedenine dayalı olarak kıdem tazminatına hak kazanabilecek ise de davacının iş sözleşmesinin sona ermesini beklemeden 5.7.2004 tarihinde feshedildiğini ileri sürerek ihbar ve kıdem tazminatlarını talep etmesinin işçi tarafından fesih niteliğinde olduğu ve bu feshe göre ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanılamayacağı, işverence yapılan ödemenin iadesinin gerektiği kabul edilmiştir. Ayrıca işçinin belirli süreli iş sözleşmesini süresinden önce feshetmesi sebebiyle B.K.'nun 325/son maddesi uyarınca işveren tazminat ödemesi gerektiği de kabul edilmiş, manevi tazminat istemi reddedilmiştir.
Karşı dava yönünden ise davacı işçinin milli bayram tatili ücreti isteklerinin kabulüne diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı karşı - davacı yasal süresi içinde temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1. Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı karşı davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık istirdat davasına konu olan paranın ödenmesinin gerekip gerekmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Davalının, davacıya ait dershanede 1994 yılından itibaren 625 Sayılı Yasaya göre her yıl yenilenen sözleşmelerle öğretmen olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Son olarak 4.9.2003-4.9.2004 tarihleri arasında belirli süreli iş sözleşmesi yapılmış ve davacı işveren 10.6.2004 tarihli yazı ile iş sözleşmesinin 2004-2005 dönemi için yenilenmeyeceğini bildirmiştir. İşyeri dershane olmakla yaz aylarında çalışma olmadığından yapılan bildirimin ardından davalı işçinin işyerinde çalışmadığı da dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Davalı (karşı davacı) işçi iş sözleşmesinin yenilenmeyeceğine dair bildirimi aldıktan sonra 24.6.2004 tarihinde avukata vekaletname vermiş ve 20.7.2004 tarihinde ihbar ve kıdem tazminatı isteklerini içeren ilamsız takiplere özgü ödeme emri gönderilmiştir. Davalı işveren takibe itiraz etmediği için takip kesinleşmiştir. Borçlu tarafından sözü edilen tazminatlar ödenmiştir.
Davacı işveren davacının her iki tazminata hak kazanamayacağını ileri sürerek icra dosyasına yapılan ödemenin istirdadını talep etmiştir.
Davacının 625 Sayılı Kanun kapsamında belirli süreli iş sözleşmeleriyle çalıştığı açık olup belirli süreli iş sözleşmesinde ihbar tazminatına hak kazanılması mümkün olmaz. Bu itibarla davacı işverenin ihbar tazminatının geri alınması yönünden talebi yerindedir.
Ancak iş sözleşmesinin yenilenmeyeceğini bildiren işveren olup Dairemiz uygulamasına göre yenilemeyeceğini bildiren taraf sözleşmeyi feshetmiş olur. Yenilenmeyeceğinin bildirimi derhal fesih niteliğinde olmayıp, iş sözleşmesi devam eden sözleşmenin süresinin bitiminde son bulur. Bu süre içinde tarafların iş sözleşmesine bağlı yükümlülükleri devam eder. Bununla birlikte somut olayda işçiye yapılan bildirim çalışmanın sona erdiği yaz aylarında gerçekleşmiştir. Davalı işçinin sözleşme süresinin sona erdiği 4.9.2004 tarihine kadar iş görme edimini yerine getirmesine gerek yoktur. Bu sebeple davalı işçi sözleşme süresinin sona erdiği tarihi beklemeksizin icra takibini başlatmıştır. Somut olayın özeliği dikkate alındığında davalının icra takibindeki tazminat talepleri iş sözleşmesinin feshi niteliğinde değildir. Sadece işverence yapılan yenilememe bildirimi fesih olarak algılandığı için süresinden önce bir hak talebidir. İşyerinde 10 yıl süreyle çalışan bir işçinin, iş sözleşmesinin işverence yenilenmeyeceğini bildirilmesinin ardından sadece işveren aleyhine icra takibinde bulunması sebebiyle kıdem tazminatından mahrum kalması hakkaniyete uygun düşmez. Bu itibarla davalı işverence yenilenmeyeceğinin bildirilmesi üzerine iş sözleşmesinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde feshi 4.9.2004 tarihinde geçekleşmiştir. Davalı işçiye kesinleşen icra takibiyle kıdem tazminatının ödenmesi ödeme anında bir sebebe dayanmasa da 4.9.2004 tarihinde gerçekleşen feshe göre sebep sonradan tahakkuk etmiştir. Bu durumda kıdem tazminatının geri alınmasına karar verilmesi yerinde değildir. Kaldı ki icra takibine itiraz edilseydi takip duracak, tazminatlar ödenmeyecekti.
3. Mahkemece davacı işverenin sözleşmenin kalan süresine ait tazminat istemi de kısmen kabul edilmiştir. İş sözleşmesinin feshi işverence yenilememe suretiyle gerçekleştiğinden davacı işverenin sözü edilen tazminata hak kazanması mümkün değildir. Öte yandan iş sözleşmesi işçi tarafından feshedilmiş olsa dahi sözleşmenin kalan süresi için B.K.'nun 325. maddesine göre işveren yararına tazminata hükmedilmesi mümkün değildir. B.K.'nun 325. maddesinde işçi yararına düzenleme bulunmaktadır. Mahkemece sözleşmenin süresinden önce feshedildiği gerekçesiyle kalan süre ücretleri bakımından işçinin sorumlu tutulması da doğru değildir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebepten BOZULMASINA, Davalı ve karşı davacı yararına takdir edilen 825.00 TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 11.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy