(4857 S. K. m. 6, 17) (1475 S. K. m. 14)
Dava: Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, ücret alacağı, kötü niyet tazminatı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, istemi kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde duruşmalı olarak davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; H.U.M.K.nun 438 inci maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi N. T. tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi. Gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davacının ilk olarak A. Cilt ve Baskı Sanayi A.Ş.'de 10.12.1980 tarihinde işe başladığını ve 15.5.2002 tarihine kadar bu işyerinde çalıştığını, maaşlarının düzenli ödenmemesi sebebiyle davalı işveren tarafından işlemiş maaşlarına mahsuben 21.1.2001 - 25.1.2002 düzenleme tarihli senetlerin bu davalıca müvekkiline verildiğini, 2002 yılından itibaren ise müvekkile hiçbir ücret ödemesinin yapılmadığını, 2002 yılından 4,5 aylık maaş alacağının bulunduğunu, ücret alacaklarıyla birlikte kıdem ve ihbar tazminatlarını talep etmesine rağmen kendisine herhangi bir ödemenin yapılmadığını davalı işyerinin mesleki araç ve gereçleriyle birlikte diğer davalı A. Kağıt Matbaa ve Reklamcılık San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne devredildiğini, davacının bu işveren yanındaki çalışması sırasında ilk işvereni tarafından ücretine dair verilen senetleri icraya koyması üzerine işyerini devralan işveren tarafından haksız olarak iş akdine son verildiğini belirterek bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı A. Kağıt Matbaa ve Reklamcılık San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili, müvekkili şirketin işyerini H. A. isimli kişiden kiraladığını ve mükellefi bulunduğunu Davutpaşa Vergi Dairesinde 1.6.2001 tarihinde şube olarak tescil ettirildiği, kiralama sırasında işyerinde bazı makineleri kullanmak üzere müvekkil şirkete bıraktığını, bu makineler davacının alacağından dolayı Zeytinburnu 3. İcra Müdürlüğünün 2003/375 Talimat sayılı dosyasından haczedilmiş ve yapılan açık arttırma sonucunda müvekkil şirket tarafından satın alındığını, davacının müvekkil şirkette hiç çalışmadığını, emekliliği için yaş koşulu arandığından süresini beklediğini ve 16.12.2003 tarihinde emekli olduğunu, davacının sigortalılık süresinin tamamı diğer davalı A. Cilt ve Baskı Sanayi A.Ş. de geçirdiğini, ilgili şirketin 1.1.1999 tarihi itibariyle münfesih olduğunu, müvekkil şirketin diğer davalı şirketin devamı bir şirket olmadığını, iş akdi feshiyle ilgili olarak hiçbir bilgilerinin olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının davalı A. Cilt ve Baskı San. A.Ş.'de çalıştığı dönemdeki çalışmalarının karşılığında ücretlerini talep ettiğinde senet düzenlendiği ve devamında da ücretlerinin ödenmediği, davacının kıdem ve ihbar tazminatıyla birlikte ücretlerini de talep ettiği ve bu şekli ile iş akdinin sona erdirme iradesini ortaya koyduğu, ücretlerin ödenmemesi sebebiyle İş Kanunu gereğince haklı fesih yapıldığı devamında devredilen işyerinde çalışmaya başladığı ancak önceki işyerine ait senetleri tahsile koyduğunda iş akdinin feshedildiği, bu feshin işveren yönünden haklı bir fesih olmadığı, işverenin ihbar önelsiz haklı fesih sebeplerinin düzenlendiği 17 nci madde şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle her iki davalıyı işçinin kendi yanlarında çalıştıkları dönemlerden sorumlu tutmak kaydıyla bir kısım işçilik alacakları hüküm altına alınmıştır.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1) Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2) İşyeri devrinin iş ilişkisine etkileriyle işçilik alacaklarından sorumluluk bakımından taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
İşyeri devrinin esasları ve sonuçları 4857 Sayılı İş Kanununun 6 ncı maddesinde düzenlenmiştir. Sözü edilen hükümde, işyerinin veya bir bölümünün devrinde devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmelerinin bütün hak ve borçlarıyla devralan işverene geçeceği öngörülmüştür. Devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlarda ise, devreden işverenle devralan işverenin birlikte sorumlu olduğu aynı Kanunun 3 üncü fıkrasında açıklanmış ve devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlı olduğu hükme bağlanmıştır.
4857 Sayılı İş Kanununun 120. maddesi hükmüne göre 1475 Sayılı Kanunun 14 üncü maddesi halen yürürlükte olduğundan, kıdem tazminatına hak kazanma ve hesap yöntemi bakımından işyeri devirlerinde belirtilen hüküm uygulanmalıdır. Anılan hükme göre, işyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanmalıdır. Bununla birlikte, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları, işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır.
İşyerini miras yoluyla intikali de, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 599 uncu maddesinde düzenlenmiş, sözü edilen hükümde mirasçıların miras bırakanın ölümüyle mirasa bir bütün olarak hak kazanacakları açıklanmıştır.
İşyerinin önceleri gerçek kişi ya da kişilerce işletilmesinin ardından şirketleşmeye gidilmesi halinde, bu işlem de bir tür işyeri devridir. Önceki gerçek kişi olan işverenlerin devralan tüzel kişi ortakları olması bu devir ilişkisini ortadan kaldırmamaktadır (Yargıtay 9. HD. 22.7.2008 gün 2007/20491 E, 2008/21645 K.).
Aynı şekilde daha önce tüzel kişi şirket olan işverenin işyerini bir gerçek şahsa devretmesi de mümkündür. Devralanın şirketin hissedarlarından biri olması da imkan dahilindedir.
Adi ortaklardan bir ya da bazılarının hisselerini devri de sorumlulukların belirlenmesi noktasında işyeri devri olarak işlem görmelidir.
İşyeri devrinin temel ölçütü, ekonomik birliğin kimliğini korunmasıdır. Avrupa Adalet Divanı kararlarına göre, maddi ve maddi olmayan unsurların devredilip devredilmediği ve devir anındaki değeri, işgücünün devri, müşteri çevresinin devri, işyerinde devirden önce ve sonra yürütülen faaliyetlerin benzerlik derecesi, işyerinde faaliyete ara verilmişse bunun süresi, işyeri devrinin kriterleri arasında kabul edilmektedir (Süzen, v. Zehnacker Krankenhausservice, Case 13/95,1997, ecr 1-1259.; Spijkers v. Benedik, Case 24/85,1986, ecr 1119.)
Basın İş Kanununa tabi işyerleri bakımından, işyerinin belirleyici unsurlarından olan marka, logo ve yayın imtiyaz hakları gibi maddi olmayan unsurların devri de işyeri devri olarak değerlendirilmelidir (Yargıtay 9. HD., 19.1.2010 gün, 2009/42958 E., 2009/354 K).
Maddi ve maddi olmayan unsurların devri söz konusu olmaksızın da işgücünün önem taşıdığı sektörlerde ekonomik birliğin önemli unsurunu olan işçilerin devri de, işyeri devri olarak işlem görmelidir.
Devirden sonra işyerinin ekonomik birliğin kimliğini koruyup korumadığının saptanabilmesi için, işyerinde yürütülen faaliyetin devirden sonra yeni işveren tarafından aynı veya özdeş biçimde sürdürülmesi ölçütü yanında, işyerinin taşınmaz ve taşınır mallarıyla maddi olmayan varlıkların devredilip devredilmediği, işyerinde çalışan işçilerin sayı ve uzmanlık bakımından çoğunluğunun devredilip devredilmediği, müşteri çevresinin devredilip devredilmediği, devir öncesi ve sonrasındaki faaliyet arasında benzerlik olup olmadığı, devir sebebiyle işyerinde faaliyet askıya alınmışsa askı süresi gibi koşullar da göz önünde tutulmalıdır.
İş Kanununun 6 nci maddesinde yazılı olan hukuki işleme dayalı ifadesi geniş şekilde değerlendirilmeli, yazılı sözlü bir anlaşma hatta zımni bir anlaşma da yeterli görülmelidir.
İşyerine Bankalar Kanunu hükümleri çerçevesinde Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu tarafından el koyulması ise işyeri devri niteliğinde değildir. Yönetim hakkına müdahale edilmekte veya bankacılık faaliyetleri askıya alınmaktadır.
Özelleştirme işlemi sonucu kamuya ait hisselerin devri de işyeri devri olarak değerlendirilemez. Belirtilen işlemde, işyeri aynı tüzel kişilik altında faaliyetini sürdürmekte sadece kamuya ait hisselerin bir kısmı ya da tamamı el değiştirmiş olmaktadır. Bununla birlikte tamamı kamuya ait olan bir işyerinin özelleştirme işlemi sonucu başka bir işverene geçmesi işyeri devri olarak değerlendirilmelidir (Yargıtay 9. HD. 8.7.2008 gün ve 2008/25370 E, 2008/19682 K.).
İşyeri devri fesih niteliğinde olmadığından, devir sebebiyle feshe bağlı hakların istenmesi mümkün olmaz. Aynı zamanda işyeri devri kural olarak işçiye haklı fesih imkanı vermez.
İşyerinin devri işverenin yönetim hakkının son aşaması olup, işyeri devri çalışma koşullarında değişiklik anlamına da gelmez. Dairemizin kökleşmiş kararlarına göre işyeri devri işçiye haklı sebeple fesih hakkı tanımaz. İşyeri devrinin çalışma koşullarını ağırlaştıran bir yönü olup olmadığı belirlenmelidir (Yargıtay 9. HD. 27.10.2008 gün 2008/29715 E, 2008/28944 K.).
Genel olarak yapılan bu açıklamaların ardından İş Hukukunda işyeri devrinin işçilik alacaklarına etkileri üzerinde ayrıca durulmalıdır. İşyeri devri halinde kıdem tazminatı bakımından devreden işveren kendi dönemi ve devir tarihindeki son ücretiyle sınırlı olmak üzere sorumludur. 1475 Sayılı Kanunun 14/2. maddesinde devreden işverenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden, 4857 Sayılı İş Kanununun 6. maddesinde sözü edilen devreden işveren için 2 yıllık süre sınırlaması, kıdem tazminatı bakımından söz konusu olmaz. O halde kıdem tazminatı işyeri devri öncesi ve sonrasında geçen sürenin tamamı için hesaplanmalı, ancak devreden işveren veya işverenler bakımından kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücretle sınırlı sorumluluk belirlenmelidir.
Feshe bağlı diğer haklar olan ihbar tazminatı ve kullanılmayan izin ücretlerinden sorumluluk ise son işverene ait olmakla devreden işverenin bu işçilik alacaklarından sorumluluğu bulunmamaktadır. Devralan işveren ihbar tazminatıyla kullandırılmayan izin ücretlerinden tek başına sorumludur.
İşyerinin devredildiği tarihe kadar doğmuş bulunan ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücretlerinden 4857 Sayılı İş Kanununun 6 nci maddesi uyarınca devreden işverenle devralan işveren müştereken müteselsilen sorumlu olup, devreden açısından bu süre devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlıdır. Devir tarihinden sonraki çalışmalar sebebiyle doğan sözü edilen işçilik alacakları sebebiyle devreden işverenin sorumluluğunun olmadığı açıktır. Bu bakımdan devirden sonraya ait ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücreti gibi işçilik alacaklarından devralan işveren tek başına sorumludur.
Somut olayda, ifadesi başvurulan davacı tanıklarının anlatımı, dosya içerisinde yer alan kira sözleşmesi nazara alındığında ve yukarıdaki ilkeler ışığında, davalılar arasında hukuki işleme dayalı işyeri devri bulunduğu anlaşılmakla tüm çalışma süresi birlikte değerlendirilerek davalıların ve özellikle son işveren olan davalı A. Kağıt Matbaa ve Reklamcılık San. ve Tic. Ltd. Şti. nin davaya konu alacaklardan sorumluluğunun tespiti gerekirken işyeri devri yapıldığı hususu kabul edilmeksizin iki ayrı çalışma dönemi bulunduğundan bahisle davalılar hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 14.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy