(4857 S. K. m. 24, 32, 37)
Dava: Davacı, itirazın iptaliyle icra takibinin devamına,% 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, istemi kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. B. Taşkın tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi. Gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı 07.02.2007 - 30.07.2007 tarihleri arasında davalı yanında çalıştığını, maaş alacakları ve ikramiye alacakları ödenmediği için iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini, ödenmeyen maaş ve prim alacakları için Şişli 2. İcra Müdürlüğünün 2008/6532 Esas sayılı takip dosyasıyla takip yapıldığını, borçlunun haksız olarak itirazı üzerine takibin durduğunu bu sebeple itirazın iptaliyle icra takibinin devamına, %40 dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Davalı davacının bütün taleplerinin yersiz olduğunu savunmuştur.
Mahkemece 2.250 TL ücret alacağının 17.03.2008 takip tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bu miktar üzerinden itirazın iptaliyle Şişli 2. İcra Müdürlüğünün 2008/6532 Esas sayılı takibinin devamına ve alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminat talebinin reddine dair hüküm kurulmuştur.
Kararı yasal süresi içinde davacı temyiz etmiştir.
İşçi ücretlerinin ödenmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 Sayılı İş Kanununun 37. maddesine göre, işçiye ücretinin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan "ücret hesap pusulası" verilmesi zorunludur. Uygulamada çoğunlukla "ücret bordrosu" adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığıyla yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir. Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de. para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir.
4857 Sayılı İş Kanununun 5754 Sayılı yasayla değişik 32. maddesinde, "Çalıştırılan işçilerin ücret. prim. ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının özel olarak açılan banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenmesi hususunda; tabi olduğu vergi mükellefiyeti türü, işletme büyüklüğü, çalıştırdığı işçi sayısı, işyerinin bulunduğu il ve benzeri gibi unsurları dikkate alarak işverenleri veya üçüncü kişileri zorunlu tutmaya, banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının, brüt ya da kanuni kesintiler düşüldükten sonra kalan net miktar üzerinden olup olmayacağını belirlemeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığından sorumlu Devlet Bakanlığı müştereken yetkilidir. Çalıştırdığı işçilerin ücret, prim ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabi tutulan işverenler veya üçüncü kişiler, işçilerinin ücret. prim. ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaklarını özel olarak açılan banka hesapları dışında ödeyemezler şeklinde kurala yer verilmiştir. Anılan hükme göre, belli koşulların varlığı halinde ödemeler işçi adına açılacak banka hesabına yatırılmalıdır.
Uzun süre ücretlerinin ödenmediği iddiası karşısında, işverence cevap dilekçesinde dayanılmak kaydıyla yemin teklifi hakkının olduğu hatırlatılmalı ve gerekirse bu yönde usulü işlemler tamamlandıktan sonra sonuca gidilmelidir. Dairemizce, çok uzun süre ücret ödenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtilerek, hakimce resen yemin teklifinde bulunulabileceği de kabul edilmektedir (Yargıtay 9. H.D. 18.10.2004 gün 2004/7006 E. 2004/23275 K ).
Somut olayda davalı yaptığı ödemelere dair davacıya ait banka hesap ekstresi ve ödeme belgeleri sunmuştur. Bu belgelerin incelenmesinden davacıya 2007 Mayıs ayı ücreti dahil daha önceki aylara ait ücretlerin ödendiği anlaşılmaktadır. Davacının çalıştığı Haziran ve Temmuz 2007 aylarına dair ücret ödemesi yapıldığı davalı tarafından kanıtlanamamıştır. Bu durumda anılan ücret alacaklarına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebepten bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 30.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy