(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 32, 41, 44, 46, 47, 57, 63, 68)
Dava: Davacı, kıdem tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, yıllık izin ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi F.Benli tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı iş yerinde parça başına haftalık ücret karşılığı çalıştığını her yıl başında parça başına alınan ücrete asgari ücret artış oranın da zam yapıldığını halde işveren tarafından 2006 yılında bu ücret artışının yapılmayacağının ve parça başına ücret uygulamasının kaldırılarak asgari ücret ödeneceğinin bildirildiğini, ücret düzenlemesinde yapılan bu değişikliğinin çalışma koşullarında esaslı değişiklik niteliğinde olduğunu, ayrıca fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil günleri çalışma karşılığı ücretlerinin de ödenmediğini, bu nedenlerle iş akdini haklı sebebe dayalı feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, işverenin zam yapmak gibi bir yükümlülüğünün bulunmadığını, davacının fazla mesai, hafta tatili ulusal bayram genel tatil günleri çalışma karşılığı ücret alacağının da olmaması nedeni ile feshin haklı sebebe dayanmadığını ileri sürüş ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Yerel mahkemece iş akdinin davacı işçi tarafından haklı nedene dayanılarak sonlandırıldığı kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir
2- Fazla çalışma ücretlerinin hesabı yönünden taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta; davacının 4857 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihinden önceki çalışma dönemi için, 8.00-18.00 saatleri arasında çalıştığı kabul edilerek ve 1 saat ara dinlenmesi düşülmek sureti haftalık çalışma süresi belirlenmiştir.
Ara dinlenmesi 4857 sayılı İş Kanunu'nun 68. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükümde ara dinlenme süresi, günlük çalışma süresine göre kademeli bir şekilde belirlenmiştir. Buna göre dört saat veya daha kısa süreli günlük çalışmalarda ara dinlenmesi en az on beş dakika, dört saatten fazla ve yedi buçuk saatten az çalışmalar için en az yarım saat ve günlük yedi buçuk saati aşan çalışmalar bakımından ise en az bir saat ara dinlenmesi verilmelidir. Uygulamada yedi buçuk saatlik çalışma süresinin çok fazla aşıldığı günlük çalışma sürelerine de rastlanılmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 63. maddesi hükmüne göre günlük çalışma süresi 11 saati aşamayacağından, 68. maddenin belirlediği yedi buçuk saati aşan çalışmalar yönünden en az bir saatlik ara dinlenmesi süresinin, günlük en çok 11 saate kadar olan çalışmalarla ilgili olduğu kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla günde 11 saate kadar olan çalışmalar için ara dinlenmesi en az bir saat, on bir saat ve daha fazla çalışmalarda ise en az bir buçuk saat olarak verilmelidir.
Dairemizin denetiminden geçen emsal nitelikli dosyalarda, fazla çalışma süresi 1.5 saat yemek ve yarım saat çay molası düşülerek günlük 10 saat üzerinden hesaplama yapılmıştır.
Mahkemece emsal dosyalarda nazara alınarak günlük 10 saat çalışma süresi esasa alınmak sureti ile haftalık fazla çalışma süresi belirlenerek hüküm kurulmalıdır.
3- Taraflar arasındaki diğer bir uyuşmazlık konusu ise davacının hak kazandığı kıdem tazminatı ve hafta tatili ücret alacağı miktarı noktasındadır.
Bilirkişi raporunda kıdem tazminatı yönünden ikramiye alacağının bulunmadığı, yıllık 200 TL ve yıllık 375 TL ikramiye alındığı varsayımlarına dayanılarak ayrı giydirilmiş ücretlere göre hesaplama yapılarak, 3 farklı kıdem tazminatı miktarı belirtilmiştir. Hafta tatili ücret alacağı yönünden ise davacının iddiası ve tanık beyanlarına göre 2 ayrı hesaplama yapılmıştır.
Yerel mahkemece kıdem tazminatı ve hafta tatil ücret alacağı yönünden varsayımlara dayalı olarak yapılan hesaplamalardan hangisine itibar edildiği hüküm fıkrasında ve gerekçeli kararda açıklanmamıştır.
Ayrıca kısmi davada niteliğinde ki bu davada verilen hüküm tespit hükmü de içerdiğinden hak kazanıldığı kabul edilen alacak miktarlarının kararda belirtilmesinde zorunluluk bulunduğu dikkate alınmaksızın hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 31.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy