(4857 S. K. m. 18, 20, 21) (1086 S. K. m. 187, 194)
Dava: Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar: Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalıya ait İzmir ilindeki şubede çalışan davacı işçinin iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve davacı işçinin işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davacının iş sözleşmesinin Banka organizasyon ve kadro yapısının yeniden değerlendirilmesi sonucunda ortaya çıkan işgücü fazlalığı nedeni ile feshedildiğini, feshin işletme ve işyeri gereklerine dayandığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, keşif sonrası alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek, davalı bankanın davacının istihdam fazlası olduğunu ve feshin kaçınılmazlığını kanıtlayamadığı, feshin son çare olması ilkesine uymadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı işveren vekili, davacının sendika vekili aracılığı ile aynı feshe karşı İstanbul İş Mahkemesi'nde dava açtığını ve açılan davada işe iade kararı verildiğini, kesinleşmiş karar bulunduğunu, kesin hüküm nedeni ile davanın reddi gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
Belirtmek gerekir ki, tarafları aynı, dava konusu ve sebebi aynı olan iki davanın bulunması halinde, davalar derdestse, derdest iki davadan biri kesinleşmiş ise aynı konuda kesin hükmün varlığından söz edilir. Kesin hüküm bir dava şartıdır. Kesin hüküm kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır. Birinci davada verilen hüküm ikinci dava açıldıktan sonra kesinleşmiş olsa bile bu kesinleşme üzerine ikinci davanın kesin hükümden dolayı re'sen reddedilmesi gerekir.
Dosya içeriğine göre davacının işyerinde Toplu İş Sözleşmesine taraf sendika üyesi olarak çalıştığı ve iş sözleşmesinin feshi üzerine, davacının işin yapıldığı yer mahkemesine vekalet verdiği avukat aracılığı ile işbu davayı açtığı, kendisinin temsilen sendikanın da 12.12.2008 tarihinde aynı fesih işlemine karşı vekili aracılığı ile davalı bankanın genel merkezinin bulunduğu yer iş mahkemesinde feshin geçersizliği ve işe iade davası açtığı, İstanbul Beşinci İş Mahkemesi tarafından 30.04.2009 gün ve 752-247 sayılı karar ile feshin geçersizliğine ve davacı işçinin işe iadesine karar verildiği ve verilen bu kararın davalı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 20.07.2009 gün ve 25637-21378 sayılı ilamı ile onanmasına karar verildiği, her iki davada davacının, dava konusu ve sebebinin aynı olduğu, böylece bir dava devam ederken diğer açılan davanın kesinleştiği ve olayda kesin hüküm bulunduğu anlaşılmaktadır. Kesin hüküm nedeni ile davanın reddi gerekmiştir.
4857 sayılı İş Yasası'nın 20/3. maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1- Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2- Davanın REDDİNE,
3- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4- Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 50.00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.000 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 03.05.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy