(4857 S. K. m. 21)
Dava: Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bozma üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B.K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı işveren vekili, K. ve Y.K. bankalarının birleşmesinden sonra, bağlı Menkul Değerler şirketlerinin de birleşme nedeni ile organizasyon değişikliğine gittiğini, bu kapsamda kadro yapısında ve görev tanımında esaslı değişikliklere gidildiğini, davacının görev yaptığı kadrosunun kaldırıldığını, yeni bir görev teklif edildiğini, ancak davacının kabul etmediğini iş sözleşmesinin işletme, işyeri ve işin gereklerinden kaynaklanan geçerli nedenle feshedildiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece bozma üzerine yapılan yargılama sonunda dosya üzerinde ek rapor alınarak, işverenin işletmesel kararının amacını ve gerekli olduğunu açıklayamadığı gibi davacıya başka bir görev teklif etmekle birlikte daha alt pozisyon ve daha alt gelir grubunda bir öneri sunduğu, kısmen keyfi olduğu, feshin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bozmadan önce de açıklandığı gibi, İşletmesel kararın amacı, yargı denetimi dışındadır. Başka bir anlatımla işletmesel kararda, amaca uygunluk ve yerindelik denetimi yapılamaz. Ancak işveren yeniden yapılanma tedbirini ciddi ve kalıcı biçimde uyguladığını, tutarlılık denetimi kapsamında ispatlamalıdır. Bunun dışında işletmesel karar; ispat yükü işçide olmak üzere, işverenin ekonomik ve işletmesel nedenler dışında bir saikle fesihte bulunduğu, bu hakkın kötüye kullanıldığı iddia edildiğinde keyfilik denetimine ve ayrıca feshin son çare olması ilkesi ve işyeri gereğinin kaçınılmaz olup olmadığının denetimi kapsamında ölçülülük ve gereklilik denetimine tabi tutulabilir.
Davalı işveren, birleşme sonrası yeniden yapılandığını ve bu şekilde birimlerde kadroları belirlediğini, fazlalık teşkil eden personeli çıkarma karan aldığını savunmaktadır. Bu işletmesel karar, bağlı bir işveren karan olarak doktrin ve Alman Hukukunda adlandırılmaktadır. Bağlı işveren kararında ifayı engelleyen durum ispatlanmalıdır. Bir başka anlatımla davalı işveren somut olayda birleşmeyi, birleşme sonrası yeniden yapılanmayı, bu yapılanma sonrası istihdam fazlalığı meydana geldiğini kanıtlamalıdır.
Dosya içeriğine göre, K. ve Y. Bankalarının 2006 yılı başlarında birleştiği, bağlı bulunan şirketlerde de birleşme karan alındığı, birleşme sonrası işvereni temsil eden Yönetim Kurulu'nun şirket yapısını, organlarını, görevleri, görev tanımlarını gösteren yönetmelik yayımladığı, yeni organizasyon şeması düzenlediği, bazı kadroların iptal edildiği, Yurt İçi Pazarlama Müdürlüğünde Müdür Yardımcısı olarak çalışan davacının bu kadrosunun iptal edildiği, kendisine ücreti aynı kalmak koşulu ile Özel Bankacılık ve Varlık Yönetiminde görev teklifi yapıldığı, ancak davacının kabul etmediği, bu açıdan bağlı işveren karan ile kanıtların sunulduğu anlaşılmaktadır. Bozma sonrası önerilen görevin daha alt pozisyon ve daha alt gelir getirdiği, davacı ile aynı konumda olan ve görevi aynı olan diğer işçiye daha üst düzeyde görev teklif edildiği, bu nedenle bunun kısmen keyfi olduğu kabul edilmiştir.
Öncelikle, birleşme kararı ve kadro iptali sunulduğuna, işletmesel kararın amacı yargı dışında bulunmasına göre mahkemenin işverenin işletmesel kararının amacını ve gerekli olduğunu açıklayamadığı gerekçesi; yerindelik denetimine girdiğinden doğru değildir. Kadro iptali ile davacının istihdam fazlası olacağı açıktır. Ayrıca aynı konumda olan bir işçinin daha üst görevde görevlendirilmesi de keyfi davranıldığını göstermez. Zira işvereni bu görevlendirmede bağlayan bir kural ve ölçüt bulunmamaktadır. O halde bozma kararında da belirtildiği gibi istihdam fazlası olan ve kadrosu iptal edilen davacının başka bir yerde görevlendirilmesi, yerinde bir işlemdir. Bu durumda davacının iddiası gibi aynı pozisyonda görev verilebilecek bir görev olup olmadığının araştırılması gerekir. Var ise o zaman işverenin keyfi davrandığı, feshin geçerli nedene dayanmadığı kabul edilmeli ve şimdiki gibi karar verilmelidir. Aksi halde ise feshin geçerli nedene dayandığı kabul edilmelidir
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03.05.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy