(4857 S. K. m. 8, 32) (5521 S. K. m. 1)
Dava: Davacı, ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, istemi kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi F. B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, Gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı, davalı Belediye Başkanlığına hizmet akdiyle bağlı olarak 06.09.2004 - 01.06.2006 tarihleri arasında avukat olarak çalıştığını, 01.01.2005-01.06.2006 tarihleri arasında hak kazandığı ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek ücret alacaklarının tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı, davacıyla Belediye Başkanlığı arasında hizmet sözleşmesi bulunmadığı aralarındaki hukuki ilişkinin vekalet sözleşmesi olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin iş sözleşmesi olarak değerlendirilmesi gerektiği, işveren tarafından davacının hak kazandığı ücret alacaklarının ödendiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz: Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.
E) Gerekçe: Taraflar arasındaki hukuki ilişkinin hizmet sözleşmesi olarak kabul edilip edilemeyeceği uyuşmazlığın esaslı noktasını oluşturulmaktadır.
5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1 inci maddesi uyarınca İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri iş mahkemeleridir. İş mahkemesinin kural olarak görevli olması için davacının işçi, davalının işveren ve aralarında iş ilişkisi olması gerekir.
4857 Sayılı İş Kanunu'nun 8/1 maddesi uyarınca, İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. Ücret, iş göreme (emek) ve bağımlılık iş sözleşmesinin belirleyici unsurlarıdır.
İş sözleşmesini diğer iş görme sözleşmeleri olan eser ve vekalet sözleşmelerinden ayırt edici en önemli kıstas bağımlılık ilişkisidir. Her üç sözleşmede iş görme edimini yerine getirenin iş görülen kişiye (işveren-eser sahibi veya temsil edilen) karşı ekonomik bağlılığı vardır. İş sözleşmesini belirleyen kriter hukuki-kişisel bağımlılıktır. Gerçek anlamda hukuki bağımlılık, işçinin işin yürütümüne ve işyerindeki davranışlarına dair talimatlara uyma yükümlülüğünü üstlenmesiyle doğar. İşçi edimini işverenin karar ve talimatları çerçevesinde yerine getirmektedir. İşçinin bu anlamda işveren karşı kişisel bağımlılığı ön plana çıkmaktadır. Bu anlamda işverenle işçi arasında hiyerarşik bir bağ vardır. İş sözleşmesine dayandığı için hukuki, işçiyi kişisel olarak işveren bağladığı için kişisel bağımlılık söz konusudur.
İş sözleşmesinde bağımlılık unsurunun içeriğini; işverenin talimatlarına göre hareket etmek ve iş sürecinin ve sonuçlarının işveren tarafından denetlenmesi oluşturmaktadır. İşin işverene ait işyerinde görülmesi, malzemenin işveren tarafından sağlanması, iş görenin işin görülme tarzı bakımından iş sahibinden talimat alması, işin iş sahibi veya bir yardımcısı tarafından kontrol edilmesi, bir sermaye koymadan ve kendine ait bir organizasyonu olmadan faaliyet göstermesi, ücretin ödenme şekli kişisel bağımlılığın tespitinde dikkate alınacak yardımcı olgulardır. Sayılan bu belirtilerin hiçbiri tek başına kesin bir ölçü teşkil etmez. İşçinin, işverenin belirlediği koşullarda çalışırken, kendi yaratıcı gücünü kullanması, işverenin istemi doğrultusunda işin yapılması için serbest hareket etmesi bu bağımlılık ilişkisini ortadan kaldırmaz.
Yukarıda sayılan ölçütler yanında, özellikle bağımsız çalışanı, işçiden ayıran ilk kriter, çalışan kişinin yaptığı işin yönetimi ve gerçek denetiminin kime ait olduğudur. Çalışan kişi işin yürütümünü kendi organize etse de, üzerinde iş sahibinin belirli ölçüde kontrol ve denetimi söz konusuysa, iş sahibine bilgi ve hesap verme yükümlülüğü varsa, doğrudan iş sahibinin otoritesi altında olmasa da bağımlı çalışan olduğu kabul edilebilir. Bu bağlamda çalışanın işini kaybetme riski olmaksızın verilen görevi reddetme hakkına sahip olması (ki bu iş görme borcunun bir ifadesidir) önemli bir olgudur. Böyle bir durumda çalışan kişinin bağımsız çalışan olduğu kabul edilmelidir. Çalışanın münhasıran aynı iş sahibi için çalışması da, yeterli olmasa da aralarında bağımlılık ilişkisi bulunduğuna kanıt oluşturabilir. Dikkate alınabilecek diğer bir ölçütte münhasıran bir iş sahibi için çalışan kişinin, ücreti kendisi tarafından ödenen yardımcı eleman çalıştırıp çalıştırmadığı, işin görülmesinde ondan yaralanıp yararlanmadığıdır. Bu durumun varlığı çalışma ilişkisinin bağımsız olduğunu gösterir.
Somut olayda, davacıyla davalı belediye arasında 06.09.2004 tarihli Avukatlık Hizmet Sözleşmesi imzalandığı ve bu sözleşmede davacının davalıya ait tüm dava ve icra takiplerinde, davalıyı, A.A.Ü.T gereğince belirlenen aylık ücret ve mahkemelerce hükmedilecek vekalet ücreti karşılığında vekil olarak temsil edeceğinin hükme bağlandığı anlaşılmaktadır.
Takip edilen dava ve icra takipleri sebebiyle belirli bir oranda ücreti vekaletin yanında aylık ücret öngörülmesi, taraflar arasındaki ilişkiye iş ilişkisi niteliğini vermez.
Isparta Barosundan yapılan araştırma sonucunda davacının Uluborlu ilçesinde avukatlık bürosunun bulunmadığı belirlenmiş ise de dava dilekçesi içeriğinden davacının avukatlık faaliyetini Isparta il merkezinde devam ettirdiği anlaşılmaktadır.
Davacının Belediyenin avukatlık işleri dışında, bağımsız şekilde avukatlık faaliyetine devam edip etmediği yönünde yeterli araştırma yapılmaksızın hüküm kurulmuştur.
Yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda, uyuşmazlık konusu dönemde davacının avukatlık faaliyetini bağımsız olarak devam ettirip ettirmediği araştırılmalı, davacı avukatın aldığı dava ve icra takiplerin teslim aldıktan sonra, kendi iş organizasyonu içerisinde ve işverenin mesai konusunda bir talimatı olmadan takip edip sonuçlandırdığının tespit edilmesi halinde, iş sözleşmesinin belirleyici unsuru olan hukuki ve kişisel bağımlılıktan söz edilemeyeceği dikkate alınarak taraflar arasındaki ilişki vekalet akdi olarak kabul edilmeli ve uyuşmazlığın genel mahkemelerin görev alanına girdiği gözetilerek davaya Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla bakılıp, bu sıfatla karar verilmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 29.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy