(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 32, 41, 46, 47) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Davacı, kıdem tazminatı fazla mesai, resmi ve dini bayramla ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, istemi kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi N. D. C. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili ilk dava dilekçesinde müvekkilinin 01.06.2005 tarihinde davalı işyerinde şoför olarak çalışmaya başladığını, işyerinde mesai süresi haftalık 45 saat olarak belirlenmiş olmasına rağmen müvekkilinin 06.00-15.00 saatleri arasında haftada 6 gün ve günde 9 saat çalıştırıldığını, mesai ücreti ödenmediğini, son olarak 15.06.2007-20.07.2007 tarihleri arasında eleman azlığı sebebiyle altı Cuma günleri günlük 19 saat mesai yaptırıldığını, maaş ödemelerinin 20-25 gün geç ödendiğini, işe başlama sırasında her işçiye akbil verileceği taahhüt edilmiş olmasına rağmen bu işlem yerine getirilmediğinden davalının 2 yıllık süreye dair yol parasını ödeme yükümlülüğü bulunduğunu, ramazan ayındaki yiyecek, kurban bayramında para yardımlarının alıkonularak çalışanlara verilmediğini, tüm dini ve resmi bayramlarda çalıştığı gibi yıllık izinlerinin de tam olarak kullandırılmamış olup, izin süresi için yemek parasının da ödenmediğini iddia ederek fazla mesai ücretiyle diğer bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili bu davayla birleştirilen dava ile de iş akdinin feshi sebebiyle kıdem tazminatıyla ödenmeyen ücret alacağının davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı P... Ltd. Şirketi vekili cevap dilekçesinde, davacının 01.06.2005 tarihinde işe başladığını, müvekkili şirket tarafından dava dilekçesinde iddia edildiği gibi haksız uygulama yapılmamış olduğu gibi, zorla boş olarak tanzim edilmiş ve daha sonra keyfi doldurulabilecek türden bir takım belgeler imzalatılmak istendiği iddialarının da gerçek dışı olduğunu, davacının haklı bir sebep olmaksızın tek taraflı iradesi ile iş akdini işe gelmeyerek kendisinin sona erdirdiğini, bu sebeple tazminat taleplerinin reddi gerektiğini, işyerinde çift vardiya halinde 08.00-16.00 ve 16.00-24.00 saatleri arasında haftada 6 gün çalışılıp günde 1.5 saat ara dinlenmesi yapıldığını, dava dilekçesinde sözünü ettiği yol ücretlerinin çalıştığı dönem içinde ödendiğini, maaşların geç ödenmesinin söz konusu olmadığını, gıda ve para yardımı iddialarının gerçek dışı olup davacının yıllık izinlerini kullandığını beyanla haksız davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı İETT vekili cevap dilekçesinde, davacının diğer davalı şirket işçisi olup davalılar arasında alt işveren-asıl işveren ilişkisi bulunmadığından husumet ve yetki itirazında bulunduklarını, müvekkili idarenin şirket çalışanlarıyla ilgili hukuki ilişkisinin sözleşme ve şartname hükümleriyle sınırlı olup, başkaca bir bilgi ve belgeye sahip olmadığını, sorumluluklarının da bulunmadığını, ayrıca davacının iş akdinin çalıştığı işyeri olan diğer davalı P... Ltd. Şirketinin sözleşme süresinin sona ermesi ve şirketin davacıya başka bir işyerinde çalışmayı önermesine rağmen davacının bu teklifi kabul etmeyerek yaptığı devamsızlık sebebiyle sona erdiğinin bir vakıa olduğunu beyanla davanın yetki, husumet ve esas yönünden reddini savunmuştur.
Mahkemece davalılar arasında asıl işveren- alt işveren ilişkisinin kurulmuş olduğu, davalı iett genel Müdürlüğünün de davacının talep konusu alacaklarından asıl işveren olarak alt işveren şirketle birlikte sorumlu olduğu, davacının davalı işyerinde hafta 3 saat fazla çalışma yaptığı, bu sebeple haklı sebeplerle işyerinden ayrıldığı gerekçesiyle davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının yerinde olmaması sebebiyle reddine,
2- Davacının ücret alacağının ödenip ödenmediği konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmaktadır.
Davacı lehine ödenmediği gerekçesiyle ücret alacağı hüküm altına alınmış ise de, temyiz dilekçesine ekli belgeyle davalı şirket vekili ödeme savunmasında bulunmuştur. Temyiz dilekçesine ekli belgeye bağlı ödeme savunması itiraz niteliğinde olup itirazın yargılamanın her zaman ileri sürülmesi mümkündür. Bu sebeple mahkemece ücretin ödendiğine dair ekli belge üzerinde durularak bir değerlendirmeye tabi tutulduktan sonra sonucuna göre ücret alacağı konusunda karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
3- Davacı vekili verdiği ıslah dilekçesiyle kısmi davadaki miktarları arttırmıştır. Ancak dosyaya mübrez ıslah dilekçesinde ıslahla arttırılan miktarlar bakımından faiz talebinde bulunmamıştır. Islah dilekçesinde faiz talebi olmadığı halde kıdem tazminatıyla bayram ve genel tatil ücret alacaklarının (ıslah dilekçesinde bu kalem alacak izin ücreti olarak belirtilmiştir) ıslahla arttırılan kısımlarına faiz işletilmesi sonucu H.U.M.K.nun 74 üncü maddesine aykırı şekilde talebin aşılması hatalıdır.
4- Mahkeme kararında hüküm altına alınan miktarların net mi brüt mü olduğunun belirtilmemesinin infazda tereddüde yol açacağının düşünülmemesi de ayrı bir bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 26.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy