(2822 S. K. m. 15, 66) (7201 S. K. m. 13)
Dava: Davacı, Bakanlığın 9.6.2005 tarih ve 19339-36809 sayılı yetki tespitinin iptalini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi N.Çoruh tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Dava, olumlu yetki tespitine itiraza ilişkindir.
Davacı işveren, davalı sendikanın başvurusu üzerine diğer Bakanlığın şirkete ait işyerinde olumlu yetki tespiti yaptığını, tespitin işçi ve üye sayısı bakımından hatalı olduğunu, zira 26.5.2005 başvuru tarihinde işyerinde 70 değil, 103 işçi çalıştığını, üye kayıt fişlerinin kendilerine verilmediğini, sendikanın işyerinde üye çoğunluğunu sağlayamadığını belirterek olumlu yetki tespitinin iptalini istemiştir.
Davalı sendika, itirazın süresinde yapılmadığını, işyerinde başvuru tarihi itibarıyla 51 üyelerinin bulunduğunu, davacı işverene ait Sayyün A.Ş. çalışır iken fiilen davacı işyerinde çalıştırılan 10 sendika üyesi işçinin işçi ve üye sayısında dikkate alınmadığını, davalı Bakanlık ise tespitin doğru olduğunu savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece işyerinde başvuru tarihi olan 26.5.2005 tarihinde 96 işçinin çalıştığı, bu işçilerden 42 sinin davalı sendika üyesi olduğu, davalı sendikanın çoğunluğu sağlayamadığından tespite konu işyerinde toplu iş sözleşmesi yetkisini haiz olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı sendika, çoğunluk tespitine itirazın 6 işgünlük süre geçirildikten sonra yapıldığını, başvuru tarihinden sonra işe alınan işçilerin daha önce alınmış gibi SSK'ya bildirildiğini, işverenin muvazaalı işlemleri sonucu sendika yetkisinin bertaraf edildiğini belirterek itirazın süreden ve esastan reddi gerekir iken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinin, davalı Bakanlık ise eksik inceleme ile usul ve yasaya aykırı hüküm kurulduğu gerekçeleriyle kararı temyiz etmişlerdir.
2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev Ve Lokavt Kanunun 66/1 fıkrası göndermesiyle 7021 sayılı Tebligat Kanunu'nun 13. maddesinde Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. hükmü bulunmaktadır. Bu yasa hükmünde belirtilen kişiler dışında tüzel kişilere yapılan tebligat geçersizdir. Davacı şirket ortakları tarafından kurulan başka bir şirket işçisine yetki tespit yazısının tebliğ edilmiş olması, tebligatın usulsüz yapıldığını ortadan kaldırmaz. Dolayısıyla 2822 sayılı Yasanın 15. maddesi uyarınca çoğunluk tespitine itirazın altı işgünlük süre içinde yapıldığının kabulü yerindedir.
Diğer taraftan davalı sendika, yargılamanın tüm aşamalarında davacı işverenin başvuru tarihinden sonra işe alıp Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuru tarihinden önce işe alınmış gibi bildirimde bulunduğu işçilerin gerçekte başvuru tarihinde işyerinde çalışmadıklarını, işyerinde işçi sayısının üçte bir oranında artırılmasını gerektiren bir nedenin bulunmadığını, bunların sendika yetkisi düşürmeye yönelik muvazaalı işlemler olduğunu ileri sürmektedir. Bu iddialara rağmen mahkemece muvazaa olgusunu incelemeden karar verilmesi doğru değildir. 2822 sayılı Yasanın 15. maddesi gereği açılan yetki tespitine itiraz davaları kamu düzeni ile ilgili olduğundan mahkemece delillerin yargılamanın tüm safhalarında kendiliğinden toplanması ve değerlendirilmesi gerekir. Oysa dosya içinde bulunan SSK dönem bordrolarından başvuru tarihinden kısa bir süre önce işe alındığı gösterilen 27 işçinin Güvenlik Kurumuna ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bildirimlerinin başvuru tarihinden sonra yapılmış olması, toplam işçi sayısının üçte birini oluşturan bu işçilerin işe alınmasını gerektiren nedenlerin dosyaya yansımamış olması ve hatta davacı şirketin ortaklarının kurduğu ve işyerine bitişik adreste faaliyet gösteren Sayyün A.Ş.'nin işçi olarak gösterilip tespite konu işyerinde çalıştırıldığı iddia edilen işçilerin bulunması muvazaa olgusunu düşündürmektedir.
Mahkemece yapılacak iş, yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınıp başvuru tarihinden önceki ve sonraki döneme ait SSK dönem bordroları getirtilip başvuru tarihinden önce işe alınanların başvuru tarihinde işyerinde çalışıp çalışmadıklarının, bu işçilerin işyerinde çalıştırmaya devam edilip edilmedikleri ya da hemen işten çıkartılıp çıkartılmadıkları saptanarak gerektiği takdirde işverenin kapasite raporu, işyerindeki hammadde ve stok durumunu, atıl makine olup olmadığı, alınan siparişleri de gösteren tüm defter ve kayıtlar üzerinde inceleme ve araştırma yapılarak sonuca gitmekten ibarettir.
Kısacası davacı işverenin başvuru tarihinden kısa bir süre önce işe aldığı işçiler ile yetki sürecinde yapmış olduğu diğer işlemlerin davalı sendikanın tespite konu işyerinde yasal çoğunluğunu bertaraf etmeye yönelik olup bu husus olmadığı araştırılıp incelendikten sonra ortaya çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir iken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerekmektedir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.06.2009 gününde kesin olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy