(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17, 120)
Dava ve Karar: Davacı, fark kıdem tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. Kar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, Gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davacının 31.03.2008 tarihinde emekli olduğunu, ancak askerlik nedeniyle ayrıldığı 12.01.1978-15.03.1979 tarihleri arasındaki çalışmasının kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmadığını belirterek, fark kıdem tazminatı isteğinde bulunmuştur.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, husumet ve zamanaşımı itirazında bulunarak, davacının sigorta kayıtlarına göre 03.01.1989-31.03.2008 tarihleri arasındaki çalışması karşılığı kıdem tazminatının ödendiğini, davacının alacağının kalmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının davalı işyerinde 12.01.1978-15.03.1979 ve 03.01.1989-31.03.2008 tarihleri arasında iki dönem çalıştığı, ilk dönem çalışmasının askerlik nedeniyle sona erdiği, bu dönem çalışması sona erdikten sonra davacının daha sonraki yıllarda aynı işyerinde yeniden işe başladığı, Yargıtay'ın son yıllarda verdiği kararlar gereğince ilk dönem çalışması sonrasında iş akdi feshedildikten itibaren kıdem tazminatının istenmesi için 10 yıllık zaman aşımı süresinin uygulanması gerektiği, davacının ilk iş akdinin feshedildiği tarih olan 15.03.1979 tarihinden dava tarihine kadar 10 yıllık sürenin çok önceden geçmiş olduğu, 03.01.1989 tarihinde başlayan ve emeklilikle sona eren çalışma dönemi ise yeni bir çalışma dönemi olup, önceki çalışmalar aynı yerde geçmiş olsa bile birleştirilmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz: Karar davacı vekili tarafından, kararın 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü Maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe: 1475 sayılı yasanın 14/2 nci maddesi, işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik işyerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceğini hükme bağlamıştır. O halde kıdem tazminatına hak kazanmaya dair bir yıllık sürenin hesabında da işçinin daha önceki fasılalı çalışmaları dikkate alınır. Bununla birlikte, her bir fesih şeklinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde gerçekleşmesi hizmet birleştirmesi için gerekli bir koşuldur. İşçinin önceki çalışmaları sebebiyle kıdem tazminatı ödenmişse, aynı dönem için iki defa kıdem tazminatı ödenemeyeceğinden tasfiye edilen dönemin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması mümkün olmaz. Yine, istifa etmek suretiyle işyerinden ayrılan işçi kıdem tazminatına hak kazanmayacağından, istifa yoluyla sona eren önceki dönem çalışmaları kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmaz. Ancak aynı işverene ait bir ya da değişik işyerlerinde çalışılan süre için kıdem tazminatı ödenmemişse, bu süre aynı işverende geçen sonraki hizmet süresine eklenerek son ücret üzerinden kıdem tazminatı hesaplanmalıdır. Zamanaşımı definin ileri sürülmesi halinde önceki çalışma sonrasında ara verilen dönem 10 yılı aşmışsa önceki hizmet bakımından kıdem tazminatı hesaplanması mümkün olmaz. Başka bir anlatımla davacının aynı işyerinde aralıklı çalışmaları arasında 10 yıllık süre geçmediği sürece, birleştirilecek ilk dönem kıdem tazminatına hak kazandırmayan nedenler dışında sona ermiş ve dava tarihine göre 10 yıllık süre geçmiş olsa bile kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmalıdır. Zira burada açıklandığı gibi zamanaşımı defi ancak birleştirilecek dönemler arasında 10 yıllık sürenin geçmesi halinde dikkate alınmalıdır.
Dosya içeriğine göre davacının askerlikle sona eren ilk dönemi 15.03.1979 tarihinde sona ermiştir. Davacı tekrar işyerinde 03.01.1989 tarihine işe başlamıştır. Anılan iki tarih arasında 10 yıllık süre dolmadığından zamanaşımı dikkate alınmamalıdır. Davacının fark kıdem tazminatı alınan hesap raporu bir değerlendirmeye tabi tutularak kabul edilmelidir. Mahkemece zamanaşımı yönünde hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde isteğin reddine karar verilmesi isabetsiz olup, bozulmayı gerekmiştir.
F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 03.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy