(2822 S. K. m. 9) (2821 S. K. m. 31) (4857 S. K. m. 17, 57) (1475 S. K. m. 14)
Dava: Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, ikramiye ve sendikal tazminat alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılardan Döner Sermaye İşletmesi Merkez Müdürlüğü avukatınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İ. P. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı Kültür ve Turizm Bakanlığı Döner Sermayeleri İşletme Müdürlüğü emrinde 04.01.1988-31.08.2005 tarihleri arasında çalıştığını, emekli olmak için iş akdini feshettiğini, TİS gereğince ödenmesi gereken ikramiye ödenmesinin geç başlanması sebebiyle bir süre ödenmeyen ikramiye alacağı bulunduğunu, son iki yıldan önce sendikalı işçilere sendikasız işçilerden daha az ücret ödenmesi sebebiyle sendikal tazminat ödenmesi gerektiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, sendikal tazminatı, yıllık izin ücreti ve ikramiye alacakları istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı Döner Sermaye Merkez İşletme Müdürlüğü 4838 Sayılı Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 36. maddesi hükmü gereği tüzel kişilik kazandığından husumet sebebiyle davanın reddi gerektiğini, davacının 04.01.1988-14.09.1990 tarihleri arasında Anadolu Medeniyetleri Müzesinde, 15.09.1990 tarihinden emekli olduğu 31.05.2005 tarihine kadar da Merkez Müdürlüğü emrinde çalıştığını, Müzede 21 ay Merkez Müdürlüğünde 14. yıl 11 ay 17 gün olmak üzere 16. yıl 8 ay 17 gün hizmeti karşılığı kıdem tazminatının ödendiğini, hizmet süresinde 238 gün izine hak kazandığı ve bunun 194 günün kullandığını, bakiye 44 izin süresinin de ücretinin ödendiğini, sendikalı olan davacıya sendikasız işçilerden daha az ücret ödenmesinin söz konusu olmadığını, işyerinde ilk defa 1999-2001 yürürlük süreli TİS yapıldığını 2003 yılı TİS de her sözleşeme yılında bir aylık ücreti tutarında ikramiye öngörüldüğünü ve bunların ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, Davacının davalı Döner Sermaye İşletmesi Merkez Müdürlüğü işverenliği nezdinde 04/01/1988 31 08/2005 tarihleri arasında 17 yıl 7 ay 27 gün çalıştığı bu çalışmaları sırasında sözleşmesinin emeklilik nedeniyle feshedildiği davacının bir kısım kıdem tazminatının ödendiği ve davacının bakiye kıdem tazminatına hak kazandığı davacının 2822 sayılı TİSGLK 9 maddesine göre sendikal tazminata hak kazandığı zira 2000 yılı ilk yarısında davalı işverenin sendikasız işçi yararına zam yapmak sureti ile ve işçiler için öngörülen sosyal yardım yemek yardımı gibi haklardan yararlandırmak sureti ile sendikaya üye olmayan işçilere daha fazla ücret ödediği dolayısıyla davacının sendikal tazminata hak kazandığı davacının çalışma süresi içerisinde toplam 300 gün yıllık izne hak kazandığı bunun 238 gününün davacıya kullandırıldığı bakiye 62 gün yıllık iznin kullandırıldığı yada sözleşmenin feshini müteakip izin ücretine dönüşen ücretin ödendiği olgusunun işveren tarafından ispat edilemediği davacının sendika üyesi olduğu davacı açısından da geçerli olan toplu iş sözleşmesine gere davacının bir kısım ikramiye alacağının ödenmediği gerekçesi ile bilirkişi raporundaki miktarlara göre, isteklerin kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalılardan Kültür ve Turizm Bakanlığı Döner Sermaye İşletmesi Merkez Müdürlüğü vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı Kültür ve Turizm Bakanlığı Döner Sermaye İşletmesi Merkez Müdürlüğü'nün aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasındaki uyuşmazlık mahkemece hüküm altına alınan sendikal tazminat hesaplanırken hangi tarihteki ücretin esas alınacağı noktasındadır.
Sendikal tazminat 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31 inci maddesinde düzenlenmiş, işçilerin işe alınmalarının, belli bir sendikaya girmeleri veya girmemeleri veya belli bir sendikadaki üyeliği korumaları veya üyelikten istifa etmeleri şartına bağlı tutulamayacağı ilk fıkrada hükme bağlanmıştır.
Sözü edilen maddenin üçüncü fıkrasında ise, işverenin, sendika üyesi olan işçilerle sendika üyesi olmayan işçiler veya ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında, işin sevk ve dağıtımında, işçinin mesleki ilerlemesinde, işçinin ücret, ikramiye ve primlerinde, sosyal yardım ve disiplin hükümlerinde ve diğer hususlara ilişkin hükümlerin uygulanması veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir ayırım yapamayacağı kuralı getirilmiştir.
Konuya dair bir başka güvence bahsi geçen maddenin beşinci fıkrasında öngörülmüş, işçilerin sendikaya üye olmaları veya olmamaları sebebiyle iş sözleşmelerinin feshedilemeyeceği, yine yasaya uygun sendikal faaliyetler sebebiyle işten çıkarılamayacakları ya da farklı uygulamaya tabi tutulamayacakları hükme bağlanmıştır.
İşverenin 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkralarına aykırı davranması halinde, işçinin bir yıldan az olmamak üzere sendikal tazminata hak kazanacağı hususu da Yasada ifadesini bulmuştur.
2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31 inci maddesinde 4773 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik sonrasında, işçinin iş sözleşmesinin sendika üyeliği ya da sendikal faaliyetleri sebebiyle feshedilmesi halinde, doğrudan sendikal tazminat talep hakkının olmadığı açıklanmış, 4857 sayılı İş Kanununun iş güvencesine dair hükümlerinin uygulanacağı kuralı getirilmiştir.
Fesih dışında kalan sendikal nedene dayanan ayrımcılık hallerinde ise, işçinin doğrudan sendikal tazminat davası açma hakkı bulunmaktadır.
4773 sayılı Yasa ile sözü edilen maddeye eklenen yedinci fıkrada ise, iş güvencesi hükümlerinin uygulaması dışında kalan hallerde ve feshe bağlı tazminat istekleriyle sınırlı olmak üzere ispat yükünün işverene ait olduğu öngörülmüştür.
Bu durumda sendikal nedenle fesih iddiasıyla açılan feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iade davasında ispat yükü, önceden olduğu gibi işçi üzerindedir.
Ancak, iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayan bir işçinin açtığı sendikal tazminat isteklerini içeren bir davada, aksinin ispatı işverene aittir.
Dairemizce, sendikal tazminat davalarında ispat yükünün işçide olduğu hallerde, işyerinde çalışan ve sendikaya üye olan işçilerin sayısı, hangi tarihlerde üye oldukları, üyelikten çekilen işçilerin olup olmadığı, işyerinde çalışmakta olan işçilerin bulunup bulunmadığı, aynı dönemde yetki prosedürünün işletilip işletilmediği, işyerinde önceki dönemlerde toplu iş sözleşmelerinin bağıtlanıp bağıtlanmadığı, yeni işçi alınıp alınmadığı ve alınmışsa yeni işçilerin sendikalı olup olmadığı gibi hususlarla, işverence ekonomik veya teknolojik nedenlere dayalı bir fesih yoluna gidilmesi durumunda teknik yönden bu durumun araştırılması gibi ölçütler belirlenmiştir.
Somut olayda, mahkemece davacı işçinin sendikal tazminata hak kazandığı sonucuna ulaşılmış ise de, dosyadaki delillerden söz konusu sendikal tazminatı gerektirir hukuka aykırı işlemin yapıldığı tarih 2000 yılı Mart ayı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Sendikal tazminatın hesaplanması için alınan 23.05.2008 tarihli bilirkişi raporunda davacının son ücreti üzerinden yapılan hesaplama sonucu 12 aylık ücret tutarındaki sendikal tazminat 8.298.YTL olarak hesaplanmış, daha sonra alınan 13.02.2009 tarihli ek raporda ise yasaya aykırılığın 2000 yılı Mart ayı itibari ile olmasına rağmen her nasılsa son ücret üzerinden hesaplama yapıldığı belirtilerek 2000 yılı Mart ayı ücreti üzerinden yapılan hesaplama sonunda 12 aylık ücret tutarındaki sendikal tazminat 2.600 YTL. olarak belirlenmiştir.
Mahkemece belirlenen 2.600 TL.sinin hüküm altına alınması gerekirken son ücret üzerinden yapılan hatalı hesaplamaya göre tespit edilen miktarın hüküm altına alınması isabetsizdir.
3) Taraflar arasında 2003 yılı ikramiyelerinin ödenip ödenmediği hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı verildiği 01.08.2008 tarihli itiraz dilekçesi ekinde ikramiye ödeme bordrosu ve ekinde banka listesi sunmuştur. Sunulan banka listesinde hesap numarası bulunmaktadır.
Mahkemece davacıya böyle bir ödeme yapılıp, yapılmadığı ilgili bankadan araştırılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 08.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy