(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 41, 46, 53)
DAVA: Davacı, kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili, yıllık izin alacağı, ulusal bayram ve genel tatil ile ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi …… tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacılar; murisleri .....'ın davalı iş yerinde 14 yıl kapıcı olarak çalıştığını ve 29/09/2004 tarihinde vefat ettiğini, çalışmasının kesintisiz olduğunu ancak işverence zaman zaman yaz aylarında çıkış işlemi gerçekleştirildiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacıların murisinin kapıcı olarak iş yerinde çalıştığı dönemde aynı zamanda ..... Köyü Muhtarlığını yaptığını ve zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olması nedeni ile iş akdine bağlı çalıştığının kabul edilemeyeceğini, murisin yılın 7 ayı izin alıp köyünde tarımla uğraştığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, köy muhtarı olarak görev yapan bir kişinin herhangi bir iş yerinde hizmet akdine tabi olarak çalışmasına engel bir durumda bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasında, 15.09.2006 tarihli ilk bilirkişi raporunda belirlenen tazminat ve işçilik alacakları miktarlarının usuli kazanılmış hak nedeni ile bağlayıcı kabul edilip edilemeyeceği noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, mahkemece alınan 15.09.2006 tarihli bilirkişi raporunda kıdem tazminatı davacının aylık çıplak brüt ücreti esas alınarak 4.481.73 TL olarak hesaplamıştır.
Davacı vekili bu raporu kabul ettiklerini bildirmiştir.
Anılan rapora davalı tarafının itirazı üzerine yeniden başka bir bilirkişiden rapor aldırılmış ve 27.10.2008 havale tarihli bu raporda kıdem tazminatı davacının aylık giydirilmiş brüt ücreti üzerinden 6.035.74 TL olarak belirlenmiştir.
Mahkemece bu ikinci bilirkişi raporu hükme esas alınarak kıdem tazminatı isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
Bu şekilde hüküm tesisi usuli kazanılmış hak ilkesine aykırılık oluşturur. Gerçekten ilk rapora davacı tarafın bir itirazı olmadığı halde, hesaplamanın daha yüksek olduğu ikinci bilirkişi raporunu dikkate alınarak karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan, davacı 15.09.2006 tarihli 1. bilirkişi raporu sonrasında 12.12.2006 tarihli dilekçesi ile dava konusu alacakları, bu rapor ile belirlenen miktarlara göre ıslah etmiştir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu gereğince davada bir kez ıslah yoluna başvurulabilir. Davacının iki kez ıslahta bulunduğu anlaşıldığından 02.12.2008 tarihli ikinci ıslaha konu taleplerle ilgili olarak davanın kabul edilmesi hatalıdır.
3- Yerel mahkemece hüküm altına alınan kıdem tazminatı dışındaki diğer işçilik alacaklarının dava tarihi ve ıslah tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş olmakla birlikte, hangi miktara dava tarihinden, hangi miktara ise ıslah tarihinden itibaren faiz yürütüleceğinin hüküm fıkrasında açıkça gösterilmemesi de hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 02.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)