(4857 S. K. m. 17, 41, 46, 47) (2429 S. K. m. 3)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla çalışma, izin, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. G. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı, 10.02.2004-25.03.2005 tarihleri arasında davalı şirkete ait Karahayıt Kasabasındaki Richmond isimli otelde, asgari ücretle komi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence İş Kanunu 25/2-b bendi uyarınca haksız olarak feshedildiğini, çalıştığı bölüm şefinin kendisiyle cinsel ilişkide bulunmasını teklif ettiğini, önce şaşırıp şefin ciddi olduğunu anlayınca ahlaksız teklifini reddettiğini, şefin kendisini odasına çağırarak CD.leri göstermek teklifinde bulunduğunu, bunu arkadaşlarının da duyduğunu, şefi insan kaynaklarına şikayet edip hakkında işlem yapılmasını beklerken, kendi işine son verildiğini belirterek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, izin, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile fazla çalışma ücretleri alacakları talebinde bulunmuştur.
Davalı, davacının görevli olduğu departmanda amiri olan restaurant kaptanına yönelik ahlaka aykırı davranışlarda bulunduğu şikayet edilip amirinin cep telefonuna da yazılı mesaj çektiği tespit edilerek yazılı savunmasının istendiğini, savunmasında yazılı mesaj gönderdiğini doğruladığını, amirine karşı bu ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı hareketleri nedeniyle haklı nedenle feshedildiğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının savunmasında şefine hey top, dikkat et yazılı mesajı çektiğini kabul edip sebebinin de, şefin kendisiyle cinsel ilişkide bulunmasını istemesi olduğunu, diğer el kol hareketinin yanlış anlaşıldığını, o manada bir hareket yapmadığını beyan etmişse de şefinin kendisine cinsel ilişkide bulunma teklifini ispatlayamadığı gibi, şefi hakkında işverene herhangi bir şikayette bulunduğunu da ispatlayamadığı, bu durumda şefine el kol hareketleriyle hakaret edip mesaj da çekerek işverenin diğer işçisine sataştığı, bu nedenle iş akdinin feshinin haklı nedene dayandığı kanaatine varılıp fesih sebebi ve şekli itibarıyla ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanamayacağı gerekçesiyle istekler diğer işçilik alacakları bakımından kısmen hüküm altına alınmıştır.
Hüküm taraflar avukatları tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçinin hafta tatili ücretine hak kazanıp kazanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanununun 46. maddesinde işçinin, tatil gününden önce aynı yasanın 63. maddesine göre belirlenmiş olan iş günlerinde çalışmış olması koşuluyla yedi günlük zaman dilimi içinde 24 saat dinlenme hakkının bulunduğu açıklanmıştır. İşçinin hafta tatili gününde çalışma karşılığı olmaksızın bir günlük ücrete hak kazanacağı da 46. maddenin 2. fıkrasında ifade edilmiştir.
Hafta tatili izni kesintisiz en az 24 saattir. Bunun altında bir süre haftalık izin verilmesi durumunda, usulüne uygun şekilde hafta tatili izni kullandığından söz edilemez.
Ayrıca, hafta tatili bölünerek kullandırılamaz. Buna göre hafta tatilinin 24 saatten az olarak kullandırılması halinde hafta tatili hiç kullandırılmamış sayılır.
2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 3. maddesine göre hafta tatili Pazar günüdür kural bu şekilde olmakla birlikte, işçiye Pazar günü dışında hafta tatili izni kullandırılması mümkündür.
Hafta tatili gününde çalıştığını iddia eden işçi norm kuramı uyarınca bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan hafta tatili ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde işçi, hafta tatilinde çalışma yaptığını her türlü delille ispat edebilir.
Hafta tatillerinde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir.
İmzalı ücret bordrolarında hafta tatili ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından daha fazla çalışıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak işçinin hafta tatili alacağının bordroda görünenden daha fazla olduğu yönünde bir ihtirazi kaydının bulunması halinde, hafta tatili çalışmalarının ispatı her türlü delille yapılabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olanın dışında hafta tatillerinde çalışmaların yazılı delille kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, hafta tatili ücretlerinin tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde hafta tatili çalışması yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Hafta tatili çalışmalarının yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Hafta tatili çalışmalarının uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Dairemizce son yıllarda indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak, hafta tatili çalışmasının taktiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.
Somut olayda davalı, davacının çalıştığı hafta tatili günlerine karşılık gelmek üzere kendisine 41 gün izin kullandırıldığının bizzat davacının imzası bulunan belgelerle ispat edildiğini, Yargıtay kararları ile de belirtildiği üzere bunun örtülü bir denkleştirme uygulaması olduğunu, bu yöndeki itirazlarının değerlendirilmediğini bildirerek hafta tatili ücreti talebinin reddini savunmuştur.
Mahkemece davalı tarafından ibraz edilen izin isteme ve izin belgesi başlıklı belgeler davacıya gösterilerek kendisinden sorulmak suretiyle dosyadaki diğer delillerle birlikte bir değerlendirmeye tabi tutularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.01.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy