(4857 S. K. m. 18, 20, 25)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadeye, boşta geçen süre ücreti ve 8 aylık ücret tutarında işe başlatmama tazminatının belirlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S.Bıçaklı tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, işyerinde ihracat ve satın alma elemanı olarak çalışmakta olduğunu, iş sözleşmesinin geçerli neden olmaksızın işverence feshedildiğini belirterek, feshin geçersizliğine, işe iadeye ve yasal haklarına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, organizasyon çalışmaları çerçevesinde genel müdür yardımcısına bağlı çalışacak birimlerin yazılı olarak şirket çalışanlarına bildirildiğini, davacının da genel müdür yardımcısına bağlı çalışacak birimlerden olduğunu, davacının işveren tarafından yapılan bu düzenlemeyi kabul etmediğini, davacının işinde ve çalışma koşullarında esaslı değişiklik olmadığını, sadece bağlı olduğu kişinin değiştirildiğini, değişikliği kabul etmeyen davacının işverence talep edilen bilgi alışverişi ve toplantı isteklerini kısmen ya da tamamen yanıtsız bıraktığını, daha sonra personel giriş çıkışı ile ilgili duyuruyu almadığını, savunmasının ardından sözleşmesinin feshedildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, fesih bildiriminde açıkça neden gösterilmediği, kanıtlanamadığı, feshin son çare olduğu ilkesine uyulduğuna ilişkin de delil sunulamadığı gerekçesiyle işe iadeye karar verilmiştir.
Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.
İşçinin geçerli bir feshe neden olabilecek davranışları İş Yasasının 25. maddesinde öngörülen ve işverene derhal fesih yetkisi tanıyan haklı nedenlerden farklıdır. Yargılama sırasında bu nedenlerin ağırlıkları her olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. İşçinin iyiniyet ve ahlak kurallarına uymayan davranışı sonucunda iş ilişkisine devam etmek işveren açısından çekilmez hale gelmişse, diğer bir anlatımla güven temeli çökmüşse işverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı doğar. Buna karşılık işçinin davranışı taraflar arasında bulunması gereken güven temelini çökertecek ağırlıkta bulunmamakla, iş ilişkisine devamı tam anlamıyla çekilmez hale getirmemekle birlikte, işin normal işleyişini bozuyorsa, işyerindeki uyumu olumsuz yönde etkiliyor ve işverenden bu nedenle iş ilişkisini yürütmesi normal olarak beklenemiyorsa İş Yasasının 18/1. maddesi gereği geçerli fesih hakkı doğar.
Somut olayda, dosya içeriğine göre işverence işçinin yaptığı iş ve haklarında değişiklik yapılmamıştır. Değişiklik bağlı olduğu birim konusundadır ve işverenin yönetim hakkı kapsamında kalmaktadır. İşçinin, yapılan bu değişikliğin ardından sergilediği, davalı tarafça yazışmalarla ve tanık anlatımlarıyla açıkça ortaya konulan davranış şekli işyerindeki iş akışını bozucu niteliktedir. Artık işverenden iş ilişkisini devam ettirmesi normal ölçülerde beklenemez. Fesih geçerli nedene dayanmaktadır ve davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabul edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunun 20. maddesinin 3.fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1) Yerel Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2) Davanın REDDİNE,
3) Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4) Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 30.00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5) Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.000.00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6) Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine kesin olarak oybirliği ile 01.07.2010 tarihinde karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy