(2004 S. K. m. 67) (4857 S. K. m. 14, 21) (1475 S. K. m. 17)
Dava ve Karar: Davacı, itirazın iptali ile icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ş. Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı işçi kesinleşen işe iade kararının tebliği üzerine yasal süresi içinde işe iade yönünde başvuruda bulunmuş, davalı işveren davacı işçinin çalıştığı işyerinin devredildiğinden bahisle devralan şirkete ait işyerinde işe başlaması bildirilmiştir.
Davacının devralan işverene ait işyerinde işe başlamadığı ve işveren hakkında işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücretler yönünden icra takibi yaptığı dosya içindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Davalı borçlu icra takibine itiraz etmiş, davacı işçi de itirazın iptali ile takibin devamına dair iş bu davayı açmıştır.
Mahkemece, bilirkişi raporuna göre itirazın iptali ile takibin devamına dair karar verilmiştir.
Davalışirket yönetim kurulutarafından 23.6.2006 tarihinde alınan bir karar gereği davacı işçinin çalıştığı işyeri kapatılmış ve 26.6.2006 tarihinde iş sözleşmelerinin feshedildiği bildirilmiştir. Bu arada maden kömürü çıkarılan işyerinin rödövans sözleşmesi ile çalıştırılmasına dair dava dışışirketle 3.7.2006 tarihli bir sözleşme imzalanmıştır. İşyerinin anılan sözleşme kapsamında16.7.2006 tarihinde dava dışı Kırcıoğlu Madencilik Taahhüt Ticaret H. C. K.'na devredildiği dosya içeriğine göre tartışmasızdır. Rödövans sözleşmesinde işe iade davası açan işçilerin durumuyla ilgili bir hükümbulunmamakta ise de, işe iade davalarının kesinleşmesinin ardından 2.4.2007 tarihinde davalı işveren ile rödövansçı bir araya gelerek işçilerin işe iade için başvurmaları halinde durumun devralana bildirileceğini ve işçilerin Kırcıoğlu Madencilik Taahhüt Ticaret H. C. K. tarafından işe başlatılacaklarını kararlaştırmışlardır.
Davacı işçi yasal süresi içinde işe başlamak için davalı işverene başvurmuş, davalı şirket tarafından işçiye gönderilen bildirimde, işyerinin devredilmiş olması sebebiyle devralan şirkette işe başlaması gerektiğini bildirmiştir. Aynı yazıda işe başlaması halinde daha önce ödenmiş olan kıdem ve ihbar tazminatından işçinin hak kazandığı boşta geçen süre ücretinin mahsubu ile bakiye tutarın 5 taksitte işverene ödenmesi gerektiği, aksi halde yasal yollara başvurulacağı bildirilmiştir.
Davacının işverenin sözü edilen davetine uymadığı tartışma dışıdır. İşvereninişe davet yazısında ihbar ve kıdem tazminatlarının iadesini talep etmesi yasaya aykırı bir durum değildir. Gerçekten, 4857 sayılı İş Kanununun 21/4. maddesinde işçinin işe başlatılması halinde daha önce ödenenihbar ve kıdem tazminatlarının iadesi gerekir. Kaldı kiişveren işçinin hak kazandığı boşta geçen süreye aitücretin mahsupedildikten sonra bakiyesinin 5 taksitte ödenmesini talep etmiştir.
İş güvencesinin temelhedefi işilişkisinde sürekliliğinin sağlanmasıdır. Davalı ile dava dışı devralan firma davacıyıişebaşlatma konusunda anlaşmışlardır. Davacı işçinin işe başlaması istenen yer daha önce çalıştığı işyeri olup, başka bir işyerinde işe başlaması istenmiş değildir. İşyerinin işe davet edildiği anda faal olduğu, daha sonra su basmasına bağlı olarak üretime bir süre ara verildiği ve bu durumun işe başlamayı olumsuz etkilemeyeceğide dosyaiçeriği ile sabitolmuştur.
Yapılan açıklamalara göre davacı işçi işverenin samimi olarak işe davetine rağmen işe başlamak üzere işyerine gitmemiştir. İşe davet yazısında işçinin hangi ücretle başlatılacağı belirtilmemiş olup, davacı işçininişe başlama halinde ücretinde azalma olacağı iddiası bulunmamaktadır. Her iki davalı arasında düzenlenen protokolde işçinin devralan işveren işyerinde çalışmakta olan işçi ücretleri üzerinden çalışmaya başlayacağı ancak toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan farklarla ve kazanılmış hakların davalı işverence ödeneceği kararlaştırılmıştır. Şu hale göre davacı işçinin bir kısım haklarındaki azalma sebebiyle işe başlamadığı şeklindeki gerekçe dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Dairemiz uygulamalarına göre, işçinin işe iade yönündeki başvurusu samimi olmalıdır. İşçinin gerçekte işe başlamak niyeti olmadığı halde, işe iade davasının sonuçlarından yararlanmak içinyapmış olduğu başvuru geçerli bir işe iade başvurusu olarak değerlendirilemez. Başka bir anlatımla,işçinin süresi içinde işe iade yönünde başvurusunun ardından, işverenin daveti üzerine işe başlamamış olması halinde, işçinin gerçek amacının işe başlamak olmadığı kabul edilmelidir. Bu durumdaişverence yapılan fesih, 4857 sayılı İş Kanununun 21/5. maddesine göre geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. Bunun sonucu olarak da, işe iade davasında karara bağlanan işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların talebi mümkün olmaz. Ancak, geçerli sayılan feshe bağlı olarak işçiye ihbar tazminatı ile koşulları oluşmuşsa kıdem tazminatı ödenmelidir(Yargıtay 9.HD. 9.3.2009 gün 2007/38672 E, 2009/6095 K).
Somut olayda davacıişçiyeihbar ve kıdem tazminatı ödenmiştir. Davaya konu olan istekler işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye aitücret olup, yapılan açıklamalara göre davacının işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait isteklere hak kazanması söz konusu olmaz. Böyle olunca davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.12.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy