(4857 S. K. m. 18, 20, 25)
Dava: Davacı, ise iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmaksızın işverence feshedildiğini belirterek, feshin geçersizliğine, işe iadeye ve yasal haklarına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, sözleşmenin geçerli nedenle feshedildiğini, davacının bir başka elemanın uçak biletine ilişkin paranın davacının hesabına yatırıldığını, daha sonra ilgili kişiye vermediği anlaşıldığı gibi, açıklama yapması istendiğinde ortaya çıkan bir personeline usulsüz fatura temin ettirerek kapatma yoluna gittiğini, şirket prensiplerine aykırı başka davranışlarda da bulunduğunun diğer çalışanlarca bildirildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının görevi gereği şirket lehine kullanmak üzere 5.000 TL limitli kredi kartı bulunduğu, işverence haklı fesih nedenine dayanılmadığı, görevi kötüye kullanma iddiasında davalı tarafın çelişkili olduğu, doktora kitap alınmasının ilaç sektöründe etik bir davranış olduğu, işverence kredi kartının usulsüz kullanıldığının da ileri sürülmediği, davacı hakkında ihbarı feshe esas alınan işçinin sözleşmesinin de davacının beyanı ile feshedilmiş olduğu gerekçesiyle işe iadeye karar verilmiştir.
Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İşçinin geçerli bir feshe neden olabilecek davranışları İş Yasasının 25. maddesinde öngörülen ve işverene derhal fesih yetkisi tanıyan haklı nedenlerden farklıdır. Yargılama sırasında bu nedenlerin ağırlıkları her olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. İşçinin iyiniyet ve ahlak kurallarına uymayan davranışı sonucunda iş ilişkisine devam etmek işveren açısından çekilmez hale gelmişse, diğer bir anlatımla güven temeli çökmüşse işverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı doğar. Buna karşılık işçinin davranışı taraflar arasında bulunması gereken güven temelini çökertecek ağırlıkta bulunmamakla, iş ilişkisine devamı tam anlamıyla çekilmez hale getirmemekle birlikte, işin normal işleyişini bozuyorsa, işyerindeki uyumu olumsuz yönde etkiliyor ve işverenden bu nedenle iş ilişkisini yürütmesi normal olarak beklenemiyorsa İş Yasasının 18/1. maddesi gereği geçerli fesih hakkı doğar.
Somut olayda, Antalya bölge müdürü olarak çalışan ve davranışları ile alt çalışanlarına en iyi şekilde örnek olması beklenen davacının iş sözleşmesi, şirket prensipleri ve iş ahlakına uymayan davranışlar gerçekleştirmesi ve bu uygunsuzluğu savunmasında da açıkça kabul etmesi nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatları ödenerek sona erdirilmiştir.
Dosya içeriğinden, bir başka çalışan adına uçak masrafı olarak ayrılmış meblağın davacının hesabına yatırıldığı, davacının bu miktarı uhdesinde tutarak ilgiliye ödemediğinin ortaya çıktığı, savunmasında da bu durumu kabul ettiği, bu parayı brickinde yer alan bir doktora kitap satın almakta kullandığını belirttiği anlaşılmaktadır.
Davacının kullanımına işverence bir takım giderleri karşılaması için kredi kartı verilmiştir. İşyeri kayıtlarına göre davacı bu kartı daha önce çeşitli harcamalarda kullanmış, masraf olarak gösterdiği bu miktarlar işverence sorunsuzca kabul edilmiştir. Davacının görevini yürüten bir çalışanın bölgesindeki bir doktora tıpta uzmanlık sınavı için kitap hediye etmesi ilaç sektöründe geçerli etik ilkelere kuşkusuz uygundur ancak olay davacının bunu yapması değil, bu eylemi bahsi geçen elemanın kendi hesabına yatırılan ulaşım parası ile yaptığını kabul etmesidir. Kaldı ki davacı tarafından doktora hediye edilen kitabın faturası da sunulabilmiş değildir. Mevcut olanakları ile davacı kullanımındaki kredi kartı ile ödeme yapıp, kitabı işveren kayıtlarında masraf olarak gösterebilecek durumdadır. İşçinin bunu yapmayarak ilgili masrafı bir başka elemanına usulsüz fatura düzenleterek karşılamaya çalışması davranışı işverenin feshine neden olmuştur. Bu durum tanık anlatımları ile doğrulanmıştır. Davacının yasal tazminatları da ödendiğine göre söz konusu eylemin işyerindeki iş akışını bozucu, olumsuzluk yaratır nitelikte olduğunun kabulü gerekir. Artık işverenden iş ilişkisini devam ettirmesi normal ölçülerde beklenemez. Fesih geçerli nedene dayandığından ve davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabul edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanununun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1 - Yerel Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2 - Davanın REDDİNE,
3 - Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına.
4 - Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 62.50 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5 - Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.000 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6 - Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine kesin olarak 04.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy