(4857 S. K. m. 20)
Dava: Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Yargıtay Kararı
İş sözleşmesinin davalı işveren tarafından geçerli neden olmadan feshedildiğini belirten davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı işveren vekili, davalı işyerinde müfettiş olarak çalışan davacının iş sözleşmesinin 01.02.2008 tarihinde mesai çıkışı teftiş kurulu başkanına aracı ile saldırması, tehdit ve hakaret etmesi davranışı ve 05.02.2008 tarihinde yapılan oryantasyon eğitimi sırasında söz verilmediği halde söz alarak, anormal davranışlar gösterip, sözler söylediğini, iş sözleşmesinin tutum ve davranışları ile sağlık sorunları nedeni ile kurumda çalıştırılmasında sakınca görülmesi üzerine 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II.b.d maddeleri uyarınca feshedildiğini, mağdur olacağı dikkate alınarak kıdem tazminatının ödendiğini, feshin haklı nedene dayandığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece savunmaya değer verilerek, davacının 05.02.2008 tarihinde yapılan oryantasyon eğitimi sırasında toplantının amacına uymayan ve konumu ile bağdaşmayan sözler söylediği, 01.02.2008 tarihinde de teftiş kurulu başkanı üzerine otomobilini sürdüğü, saldırgan tutum ve davranışlar sergilediği, hakaret içeren sözler söylediği, tanıkların bunu doğruladığı, feshin geçerli nedene dayandığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
4857 İş Kanunu'nun 19'uncu maddesine göre: Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışına veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25'inci maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır. Bu hükümle, işçinin savunmasının alınması, işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle iş sözleşmesinin feshi için bir şart olarak öngörülmüş ve salt işçinin savunmamasının alınmamasının tek başına, süreli feshin geçersizliği sonucunu doğuracağı ifade edilmiştir.
Haklı fesih nedenlerinin ortaya çıkması halinde, iş sözleşmesinin feshi için fesih yetkisinin kullanılma süresi taraflar için sınırsız değildir. Bu nedenle 4857 İş Kanununun 26. maddesinde işverenin öğrendiği tarih ve olayın gerçekleştiği tarih başlangıç esas alınmak üzere iki ayrı süre öngörülmüştür. Bu süreler içinde fesih yoluna gitmeyen işçi ya da işverenin feshi, haklı bir feshin sonuçlarını doğurmaz. Bu süre, feshe neden olan olayın diğer tarafça öğretilmesinden itibaren altı işgünü ve herhalde fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren bir yıl olarak Kanunda belirlenmiştir. 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 26. maddesinde düzenlenen 6 iş günlük nispi ve bir yıllık mutlak hak düşürücü süre aynı yasanın 25. maddesinde ki haklı nedenlerle bildirimsiz fesihlerde uygulanacak olup, 18 ve devamı maddelerinde düzenlenen geçerli fesih hallerinde uygulanacağına dair bir hüküm bulunmamaktadır. Kısaca 26. maddedeki hak düşürücü süre, işçinin 24. maddenin 2. fıkrasına ve işverenin 25. maddenin 2. fıkrasına dayanan fesihler yönünden aranmalıdır. Yoksa işverenin geçerli nedene dayanan fesihlerinde 26. maddede öngörülen hak düşürücü sürelerin işlemesi düşünülemez. Ancak geçerli nedenlerle fesih beyanı da, yenilik doğurucu bir hak olması nedeni ile bir hak düşürücü süreye tabi tutulması kaçınılmazdır. Yargıtay bu süreyi, makul bir süre olarak belirlemiş ve işverenin feshe konu geçerli nedeni öğrendikten sonra, fesih hakkını makul süre içinde kullanması gerektiğini, bu süre geçtikten sonra yapılan feshin geçersiz olacağını belirtmiştir.
Somut uyuşmazlıkta müfettiş olan davacının iş sözleşmesi 01 ve 05.02.2008 tarihlerindeki olaylardan sonra 28.02.2008 tarihinde, bu davranışları belirtilerek kıdem tazminatı ödenerek feshedilmiştir. Her şeyden önce fesih nedenlerinin ortaya çıkması tarihinden itibaren 6 günlük hak düşürücü süre içinde fesih hakkı kullanılmamıştır. Kaldı ki davacının teftiş kurulu başkanına karşı tehdit ve hakaret suçlarını işlediğine dair yeterli delil bulunmadığı gerekçesi ile hakkında C. Başsavcılığınca kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Diğer taraftan davacı işçiye davalı işveren tarafından fesih nedeni ile kıdem tazminatı ödenmiştir. İş sözleşmesinin haklı neden olmadan feshedildiği davalı işverenin de kabulündedir. Davacının iş sözleşmesi davranışlarından kaynaklanan nedenlerle feshedilmiştir. Bu durumda davacının savunmasının alınması gerekirdi. Ancak davalı işveren tarafından davacının savunması alınmamıştır. Savunmasının alınmaması feshi geçersiz kılar. Davanın kabulü yerine yazılı şekilde reddi hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,
3. Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 5 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4. Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,
5. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6. Davacının yapmış olduğu 36.40 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
7. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 575-TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine,
Kesin olarak 14.09.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy